Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Şüpheli kadın ölümleri… Yakınlarının ölümlerinin aydınlatılmasını isteyen aileler: Adalete sığınmayacaksak kime sığınacağız?

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2026 yılının ilk yarısına ilişkin raporunun açıklandığı toplantıya katılan aileler adalet çığlıklarını duyurmaya çalıştı. O annelerden, 5 yıl önce kızı Eda’nın cansız bedeni bulunan Nurhayat Küçükbaltacılar, “Kızım arkadaşına sesli mesaj göndermiş; demiş ki ben erkek arkadaşımla görüşmeye gidiyorum, başıma bir şey gelirse ben kendime hiçbir şey yapmadım, intihar etmedim’. Bu benim elimde duruyor. Bu delil değil mi? Adalet nerede? Devlet nerede? Niye arkamızda değiller? Biz mi, çoluğumuzu çocuğumuzu katleden insanlar mı mağdur? Niye onlar sıvazlanıyor da bize yardım eli uzanmıyor? Size güvenmeyeceksek kime güveneceğiz? Adalete sığınamayacaksak kime sığınacağız?” sorularını yöneltti.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun 2026 yılının ilk yarısına ilişkin raporunun

Haber: Beril KALELİ/Kamera: Gencer KETEN

(İSTANBUL) Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2026 yılının ilk yarısına ilişkin raporunun açıklandığı toplantıya katılan aileler adalet çığlıklarını duyurmaya çalıştı. O annelerden, 5 yıl önce kızı Eda’nın cansız bedeni bulunan Nurhayat Küçükbaltacılar, “Kızım arkadaşına sesli mesaj göndermiş; demiş ki ben erkek arkadaşımla görüşmeye gidiyorum, başıma bir şey gelirse ben kendime hiçbir şey yapmadım, intihar etmedim’. Bu benim elimde duruyor. Bu delil değil mi? Adalet nerede? Devlet nerede? Niye arkamızda değiller? Biz mi, çoluğumuzu çocuğumuzu katleden insanlar mı mağdur? Niye onlar sıvazlanıyor da bize yardım eli uzanmıyor? Size güvenmeyeceksek kime güveneceğiz? Adalete sığınamayacaksak kime sığınacağız?” sorularını yöneltti.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin raporunu bugün Bilim Beyoğlu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında açıkladı. Açıklanan rapora göre, 2026’nın ilk 6 ayında 150 kadın öldürüldü, 151 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Ayrıca geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün kadın cinayeti olduğunun ortaya çıktığına dikkat çekilen raporda şüpheli kadın ölümlerine ilişkin dosyaların ‘intihar’, ‘kaza’ ya da ‘belirsiz ölüm’ olarak değerlendirilerek etkin soruşturma yürütmeden kapatılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı; “Kadınların ölümü karanlıkta bırakılmamalıdır. Çünkü etkin soruşturma yalnızca geçmişteki adaleti sağlamak için değil, bundan sonra yaşanabilecek kadın cinayetlerini önlemek için de hayati önemdedir” denildi. Rapora ilişkin gerçekleştirilen basın toplantısında şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınların aileleri de konuşmacı olarak yer aldı.

“KARDEŞİMİN KATİLİ DIŞARIDA GEZİYOR”

2024 yılında İzmir’de evinde şüpheli bir biçimde yaşamını yitiren 25 yaşındaki Havin Aşkan’ın abisi Bedirhan Aşkan, kardeşinin uzman çavuş olan eşi tarafından eşarpla boğularak öldürüldüğünü savundu. Olaya ilişkin soruşturma dosyasını alınan gizlilik kararının 1.5 sene sonra kaldırılmasının ardından gördüklerini aktaran Aşkan, “Dosyanın içi bomboştu, hiçbir şey yoktu içinde. Kardeşimin katili dışarıda geziyor, kardeşim mezarda. Kardeşimin tırnaklarında DNA’sı çıkmasına rağmen (delil) yetersiz diyorlar. Adalet istiyoruz” şeklinde konuştu.

“MEKİYE’NİN EN AZINDAN BİR MEZARI OLSUN”

Siirt’te 2024 yılından beri haber alınamayan Mekiye Akyel’in ablası Halime Pirgil, “Ben, önce paramparça edilip sonra tandırda yakılarak ölen bir kadının ablasıyım. Sürekli tehdit ediliyorum; kadınmışım başaramayacakmışım. Kadınım ve başaracağız; kadınlar olarak başaracağız… 1.5 sene elini kolunu sallayarak dışarda gezdiler, yediler içtiler. Allah’ın izniyle (şimdi) hapisteler. Ama Mekiye’nin cansız bedeni hala bulunmadı. Mekiye’nin bir kimliği olmadı kendine ait, bir doğum tarihi olmadı; istiyorum ki en azından bir mezarı olsun. Siirt, Bitlis bana karşı, hiç umrumda değil. Kardeşimin hakkı alınana kadar durmayacağım. Adalet mekanizmasının hiç bir açık kapı bırakmasını istemiyorum. Avukatları bana mesaj atıyor, ‘6 ay sonra ben onları çıkartacağım, Halime hanım boşuna uğraşmasın’ (diye). Ben de size söylüyorum, akşam 2 tane daha gönderiyorum, siz onları da çıkartırsınız 6 ay sonra”

Kaybettikleri yakınları için adalet arayan diğer ailelerin anlatımları ise şöyle:

AYSUN YILDIRIM’IN ANNESİ: MÜLK ADALETİN TEMELİ OLDU ÜLKEMİZDE, AMA BİZ BUNA İZİN VERMEYECEĞİZ

2018 yılında şüpheli şekilde yaşamını yitiren Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım:

“Benim kızım katledildi, intihar süsü verildi. Birinci dosyamız hiç araştırılmadan, ‘Allah’a emanet ol’ ibaresiyle savcı tarafından kapatıldı. İkinci dosyamız Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu mücadelesiyle tekrar açıldı. Sayın savcı o ilk dönemlerde araştırmaya meyillendi, 4 senelik araştırması sonucunda takipsizlik kararıyla dosyamız tekrar kapatıldı. 9 senedir mücadele veriyorum. Kızıma ‘intihar etti’ iftirası yapıştırıldı. Aysun’un 3 tırnağında DNA çıktı. Şüpheli 2019’da tutuklandı, 2020 Mayıs’ında çıkartıldı Corona’dan yararlanarak… ’Birliktelik yaşadık, o DNA ondan kalmıştır’ diyerek ifade vermiş. Bunun üzerine savcı Adli Tıp Kurumu’na (ATK) yazı yazıyor ‘3 gün kalabilir mi?’ (diye). 1 sene sonra ATK cevap veriyor, ‘Kalabilir de kalamayabilir de’ diye. Otopsi raporu var, ‘Aysun Yıldırım’ın vücudundan alınan sürüntü örneklerinde ölmeden önceki tarihlerde herhangi bir cinsel ilişki yaşamadığını göstermektedir’… Şahsın ‘3 gün önce birliktelik’ (iddiası) burada çürütülmüştür… Benim kızımın intihar ettiğine dair deliliniz nerede? Bana neden açıklama yapılmıyor? Neden hep o ‘şahıslar’ korunuyor? Neden etkin soruşturma yapılmıyor? Mülk adaletin temeli oldu bizim ülkemizde. Ama biz buna izin vermeyeceğiz… Komisyona (Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçlar Araştırma Dairesi’ne) başvurduk, reddetti ve aynı Küçükçekmece Adliyesi’ne gönderilmiş araştırma. 2 defa benim dosyam kapatılmış orada, 3’üncü kez niye oraya gönderiliyor? Ben bunun açıklamasını da istiyorum yetkililerden. Adalet Bakanı bana bunun açıklamasını yapsın”

“BİR İNSAN DİZLERİNİN ÜZERİNDE BOYNUNA İP GEÇİRİP KENDİNİ AŞAĞIYA ÇEKEBİLİR Mİ?”

2021 yılının Ocak ayında İstanbul Esenler’deki evlerinin çatı katında cansız bedeni bulunan ve ölümü kayıtlara intihar olarak geçen Eda Küçükbaltacılar’ın annesi Nurhayat Küçükbaltacılar:

“5 yıldır mücadele ediyorum tek başıma. Ayakta kalmaya çalışıyorum; yasımı yaşayamıyorum 5 yıldır. Kızım için şüpheli ölüm deniyor. Bir insan dizlerinin üzerinde intihar edebilir mi? Dizlerinin üzerinde boynuna ipi geçirip kendini aşağıya çekebilir mi? Bunun cevabını istiyorum. Bir savcıya bir anne gidip derse ki ‘Sayın savcım böyle bir intihar olur mu?’ diye sorduğunda bir savcı anne babaya ‘Sen kaç tane cinayet gördün?’ der mi?… Kızımın erkek arkadaşı telefonda konuşuyor kızımla o esnada, kızımın görüntüsünü nasıl çekebiliyor telefonda konuşurken? Benim evime gelip o görüntüyü bana seyrettirdi ve kolluk güçleri o görüntüyü bulamıyor. Bir insan intihar ederken tepesinden kendini çekebilir mi? 3 tane çocuk inip çıkıyorlar binaya. Bu çocuklar en alt katta olduğum halde bana haber vermiyor, demiyorlar ‘Abla kızın çatıda’…

Dosyam 3 yıldır Anayasa Mahkemesi’nde 2 dosyanın birleştirilmesini bekliyor. 2 dosyanın birleştirilmesi 3 yıl mı sürer? Biz nasıl adalet sağlayacağız, nasıl yasımızı yaşayacağız. Ben kızıma gitmeye utanıyorum. Kızıma gidip de diyemiyorum, ‘Anneciğim, ben bunun peşinde koştum davayı açtırdım’ bile diyemiyorum. Niye kapatıyorsunuz, açın davayı, gelsinler ifadelerini versinler. O, 3 çocuk oraya niye inip çıkmışlar, ne yapmışlar. 5 yılda 1 telefon açılıp içindekiler ortaya dökülemez mi? 5 yıldır kızımın telefonunu açamadılar. Kızım arkadaşına sesli mesaj göndermiş; demiş ki ben erkek arkadaşımla görüşmeye gidiyorum, başıma bir şey gelirse ben kendime hiçbir şey yapmadım, intihar etmedim’. Bu benim elimde duruyor. Bu delil değil mi? Adalet nerede? Devlet nerede? Niye arkamızda değiller? Biz mi, çoluğumuzu çocuğumuzu katleden insanlar mı mağdur? Niye onlar sıvazlanıyor da bize yardım eli uzanmıyor? Ben şu anda tek başımayım, eşim yok, çoluğum yok, çocuğum yok, annem babam yok; ben öldüm mü kimse kalmayacak bu davanın arkasında. Ben ölmeden bu davayı bitirmenizi istiyorum sayın devleti yöneten insanlar. Size güvenmeyeceksek kime güveneceğiz? Adalete sığınamayacaksak kime sığınacağız? Şu platformu kuran insanlar mecbur mu uğraşmaya? Bu insanlar sizden daha mı güçlüler? O zaman adaleti bırakın bu insanlar yönetsin”

İzmir’de 2022 yılında evinde cansız bedeni evinin banyosundaki havlupana asılı halde bulunan ve ölümüne ilişkin ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan yargılanan sanığın 1,5 yıllık tutuklu kalmasının ardından delil yetersizliği gerekçesiyle dosyası kapatılan Duygu Bölükbaş’ın annesi Nuriye Bölükbaş:

“Kızımın mücadelesini 4 yıldır veriyorum. Delil yetersizliği denilip dosya kapatıldı. Üzüntüden şu anda 2 tane kanserle mücadele ediyorum. Benim de kızımın tırnağında DNA çıktı. Tırnak DNA’sı nasıl oluyor bilmiyorum, sacvıyla hakimin kararları nasıl oluyor bilmiyorum ama benim aklım mantığım almıyor 20 kilo (taşıyacak) yerde benim 70 kilo kızım nasıl oraya astığını. Bana anlatılsın, ben de mücadele etmeyeyim”

Basın toplantısı, Kastamonu’da 2025 yılında evinde cansız bedeni bulunan ve ölümü kayıtlara intihar olarak geçen Elif Özkan’ın abisi Orhan Karadağ ve 2021 yılında Ankara’da evinde cansız bedeni bulunan 25 yaşındaki Ceren Ünal’ın annesi Yurdagül Doğan’ın konuşmalarının ardından sona erdi.