Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Tanrıkulu: Türkiye’de sistematik hak ihlalleri hükümet politikası olarak devam ediyor

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, haziran ayında yaşanan hak ihlalleri ile İBB davasındaki yargılama süreçlerine ilişkin sistematik hak ihlallerinin bir hükümet politikası olarak sürdüğünü savunarak, NATO zirvesi gerekçesiyle mevzuatta olmayan “önleyici gözaltı ve tutuklama” yöntemlerine başvurulduğunu, İBB davasında sanık kürsüsündeki belediye başkanları ve bürokratlara yönelik adil yargılanma hakkının tüm unsurlarının ihlal edildiğini ileri sürdü.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, haziran ayında yaşanan hak ihlalleri

(TBMM) – CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, haziran ayında yaşanan hak ihlalleri ile İBB davasındaki yargılama süreçlerine ilişkin sistematik hak ihlallerinin bir hükümet politikası olarak sürdüğünü savunarak, NATO zirvesi gerekçesiyle mevzuatta olmayan “önleyici gözaltı ve tutuklama” yöntemlerine başvurulduğunu, İBB davasında sanık kürsüsündeki belediye başkanları ve bürokratlara yönelik adil yargılanma hakkının tüm unsurlarının ihlal edildiğini ileri sürdü.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında haziran ayında yaşanan hak ihlalleri ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının devam eden duruşmalarındaki yargılama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tanrıkulu ayrıca, İBB davası duruşma tutanaklarına yansıyan ve adil yargılanma hakkının çiğnendiğini saptadıkları ihlalleri içeren raporu basın mensuplarıyla paylaşarak bundan sonraki duruşmaları da yakından izlemeyi ve tespit edilen ihlalleri raporlaştırmayı sürdüreceklerini belirtti.

Yaşam hakkı, işkence yasağı, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü alanlarında Türkiye genelinde ağır hak ihlallerinin bir hükümet politikası olarak sistematik bir şekilde gerçekleştiğini ileri süren Tanrıkulu, haziran ayı verilerini paylaştı.

Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında haziran ayında teyit edilen verilere göre en az üç gazetecinin tehdit edildiğini veya saldırıya uğradını aktaran Tanrıkulu, en az 12 gazetecinin gözaltına alındığını, bunlardan ikisinin tutuklandığını, en az iki gazetecinin paylaşımları nedeniyle hapis cezası aldığını ve gazeteci Barış Terkoğlu hakkında da soruşturma açıldığını belirtti.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında haziran ayında en az 20 etkinliğe yasak getirildiğini söyleyen Tanrıkulu, Kuşadası, Beyoğlu ve Kadıköy ile iki ayrı karar vasıtasıyla Ankara ve İzmir olmak üzere en az beş ilçede eylem ve etkinliklerin yasaklandığını kaydetti. Öğretmen eylemlerine de değinen Tanrıkulu, birçok öğretmenin Meclis kapısında ve bulundukları yerlerde ağır kötü muamele, işkence ve darp maruziyetiyle gözaltına alındığını söyledi.

“NATO ZİRVESİ NEDENİYLE 178 KİŞİ TUTUKLANDI”

Haziran ayı boyunca yerel yönetimler üzerinde de görevden alma kararlarının uygulandığını belirten Sezgin Tanrıkulu, Buca, Silivri, Adalar ve Silifke belediye başkanlarının ardından en son Seferihisar Belediye Başkanı’nın da görevinden alındığını bildirdi. Anlattıklarının sadece bir rakamdan ibaret olmadığını, bunların AK Parti’nin bir politikası olarak sürdüğünü savunan Tanrıkulu, “Bunlardan en çarpıcı olan da önceki gün başlayan NATO zirvesi nedeniyle yapılan gözaltılar ve tutuklamalar. 225 kişi gözaltına alındı, bunlardan 178 kişi tutuklandı. Şafak baskınları yapıldı, kapılar kırıldı, ters kelepçeler yapıldı, avukata erişim kısıtlandı ve kitlesel bir biçimde gözaltına alındı. Bunlar içerisinde gazeteciler, öğretim üyeleri, TEMA Vakfı Ankara temsilcisi ve yöneticileri var, işte 75 yaşında emekli öğretmen de var” ifadelerini kullandı.

Mevzuatta “önleyici gözaltı” veya “önleyici tutuklama” adı altında bir mekanizmanın bulunmadığını vurgulayan Tanrıkulu, AK Parti’nin bu düzenlemeyi 10 yıl önce Meclis Genel Kurulu’ndan geçiremediğini, ancak şimdi bağımsız ve tarafsız olmayan yargı vasıtasıyla fiilen uygulayarak insanları mağdur ettiğini ileri sürdü.

“İBB DAVASINDA ADİL YARGILANMANIN BÜTÜN UNSURLARI İHLAL EDİLDİ”

Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra siyasetçilerin, belediye başkanlarının ve bürokratların yargılandığı davanın bugün 61’inci duruşmasının yapılacağını hatırlatan Tanrıkulu, duruşma zabıtlarına yansıyan ihlallere dikkati çekti. İçerikten ve iddia edilen eylemlerden bağımsız olarak adil yargılanma hakkının çiğnendiğini saptadıklarını belirten Tanrıkulu, şöyle konuştu:

“Adil yargılanma hakkının neredeyse bütün unsurları bu soruşturma ve davalarda ihlal edildi. Mesela masumiyet karinesi, silahların eşitliği ilkesi, delillere erişim hakkı, susma hakkı, hukuki dinlenme hakkı, tarafsız ve bağımsız bir mahkemede yargılanma hakkı, lekelenmeme hakkı, makul sürede yargılanma hakkı, savunma için yeterli zaman ve kolaylık tanınmaması, kendi aleyhine tanıklık etmeme yasağı, gerekçeli karar hakkı, avukattan yararlanma hakkı, basından yararlanma hakkı gibi adil yargılamanın bütün unsurlarının bu davada değişik biçimde ve yargılanan birçok şahıs bakımından ihlal edildiğini saptamış bulunmaktayız.”

“CUMHURİYET SAVCISI TEHDİT DİLİNİ KULLANDI”

Yargılama boyunca yapısal ve sistematik ihlallerin gözlemlendiğini ileri süren Tanrıkulu, iddia makamındaki Cumhuriyet Savcısı’nın yargı teamüllerinde olmaması gereken bir tehdit dilini birçok şahsa karşı kullandığını iddia etti. Mahkeme heyetinin tarafsız olmadığına yönelik tutumunun avukatlar ve gözlemciler tarafından tespit edildiğini ifade eden Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avukata erişim engeli, jandarmanın sanıkların arasında oturması, sanık avukatın göz temasının engellenmesi, cezaevi kampüsü içerisinde yargılamanın yapılması, basına getirilen kota, izleyici kısmının keyfi olarak boşaltılması, milletvekillerinin kampüse alınmaması, tecrit gibi uygulamaların da sonuçta bu yargılama boyunca gözlemlenen, bizzat yargılanan belediye başkanları ve bürokratlar tarafından aktarılan ve tüm tutanaklara geçen hak ihlalleri olarak tespit edildi.”

“TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI YÜKÜMLÜLÜKLERİ VAR”

Türkiye’nin kendi anayasası, kuralları ve uluslararası yükümlülükleri olduğunu hatırlatan Sezgin Tanrıkulu, İBB ve diğer davalarda AİHM ile Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir yargılama pratiğinin yürütüldüğünü ifade etti.

Yapılan bu basın toplantısıyla ihlalleri hem Meclis kayıtlarına geçirmeyi hem de hafızaya kaydetmeyi amaçladığını belirten Tanrıkulu, “Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri var, kendi anayasası var, kendi kuralları var. Bu davalar bakımından bu yükümlülüklere uymayan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına yansıyan tespitlere uymayan bir yargılama maalesef İBB davasında ve diğer davalarda maalesef ağır biçimde devam ediyor. Bunları bugün için tespit ediyoruz ama yarın açısından da sonuçta bunları unutmayacağımızı, bu hak ihlallerine sebebiyet verenler bakımından da sonuçta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin muhafazasının ileride çalışacağının ilgililer bakımından bilinmesini de istiyorum” diye konuştu.