Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yeni Yol Grup Toplantısı… Ahmet Davutoğlu: “Eğer bir yere Kenya ve Güney Kore davet ediliyor da Türkiye edilmiyorsa vah halimize”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, G-7 Zirvesi’ne Türkiye’nin davet edilmediğini ifade ederek, “Eğer bir yere Kenya ve Güney Kore davet ediliyor da dünyanın en önemli gündemi olan Ukrayna’nın, İran’ın konuşulacağı yere Türkiye davet edilmiyorsa, vallahi vah halimize. O zaman masada değilsiniz demektir. Onlar da buraya Ankara’yı görmeye geliyor demektir. Gerçek bir müzakere için değil, sizin şovunuzun parçası olmaya geliyor demektir” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, G-7 Zirvesi'ne Türkiye'nin davet

(TBMM) – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, G-7 Zirvesi’ne Türkiye’nin davet edilmediğini ifade ederek, “Eğer bir yere Kenya ve Güney Kore davet ediliyor da dünyanın en önemli gündemi olan Ukrayna’nın, İran’ın konuşulacağı yere Türkiye davet edilmiyorsa, vallahi vah halimize. O zaman masada değilsiniz demektir. Onlar da buraya Ankara’yı görmeye geliyor demektir. Gerçek bir müzakere için değil, sizin şovunuzun parçası olmaya geliyor demektir” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelede bulundu.

NATO Zirvesi dolayısıyla dünyanın gözünün Ankara’da olduğunu söyleyen Davutoğlu, 2004’teki NATO Zirvesi’nin ortamını ve deneyimlerini anlattı. Davutoğlu, “2004’te büyük bir kriz vardı NATO’da. Avrupa ikiye bölünmüştü, NATO ikiye bölünmüştü. Amerika’ya destek verenler ve karşı çıkanlar. Şimdi de bir bölünme yaşanıyor. Bu bölünme, bu çatlak içinde Türkiye kendisine nasıl bir yer bulacak? Bu soruya cevap var mı? Görüyorum ki açıklamalardan böyle bir şey hissetmiyorum ben. Sadece yollar kapatılıyor, sadece büyük bir şova hazırlanılıyor” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, tam da şimdi Türkiye’nin NATO’ya ağırlığını koyması gerektiğini vurgulayarak, “Trump’ın NATO’yu önemsizleştirdiği, Avrupa ülkelerinin savunma kaygısına düştükleri bir dönemde ve bütün önemli olayların Ukrayna, İran, Lübnan gibi Türkiye’nin etrafında olduğu bir dönemde Türkiye çıkıp şunu demeli, ‘Biz 70 yıldır bu teşkilat için büyük bedeller ödedik. Bütçemizin önemli kısmını NATO güvenlik ihtiyaçlarına göre ayarladık. Şimdi bizim vaktimiz. Şunları, şunları, şunları temin etmezseniz, NATO’nun en önemli misyon ayakları olan yerlerde sizinle beraber olamayız. Yok şunları yaparsanız da Türkiye’nin büyük potansiyeli NATO’yu yeniden ayağa kaldırabilir'” diye konuştu.

“‘BENİM VATANDAŞLARIM YOLUNACAK TAVUK DEĞİL’ DİYECEKSİN”

Avrupa savunması ihtiyacıyla ilgili Türkiye’ye yönelik yeni roller biçildiğine değinen Davutoğlu, “Türkiye oturacak Avrupa ile ‘Sizin güvenliğe mi ihtiyacınız var?’, ‘Var’. Her bir Avrupa lideri tekrar Türkiye’yi hatırladı bir açıdan. ‘Var’. ‘Benim de vizeye ihtiyacım var. Şu vizeyi bir kaldırın bakalım’ diyeceksin. ‘Benim vatandaşlarım ikinci sınıf insan değil’ diyeceksin. ‘Benim vatandaşlarım yolunacak tavuk, vize masraflarıyla kanı emilecek insanlar değil’ diyeceksin.l Sonra Trump’a döneceksin, ‘Hoşgeldin ama getir bakalım şu dosyaları. Ben neden G-7 Zirvesi’nde yoktum’ diyeceksin. ‘Neden ABD-İran müzakerelerinde benim görüşlerim alınmadı’ demesi lazım. ‘Riskin merkezinde, cephesinde ben varım ama Türkiye ile Amerika arasında herhangi bir ortak stratejik perspektif neden yok’ demeniz lazım. ‘Gazze’de bu insanlık suçu işleyene neden göz yumdunuz’ demek lazım” ifadelerini kullandı.

“ABD-İRAN MÜZAKERELERİNDE TÜRKİYE MAALESEF ORTADA YOK”

Davutoğlu, ABD-İran müzakerelerine ilişkin, şu değerlendirmeyi yaptı:

“ABD-İran müzakereleri yürüyor ama Türkiye maalesef ortada yok. 2010 yılında Tahran Antlaşması yapıldıktan 2016 yılına kadar her İran görüşmesi İstanbul’da bizim arabuluculuğumuzda yapıldı, Amerika’yla ve diğerleriyle. 2016’dan sonra bir tek görüşme yok. Fark ne? Biz iktidarda değiliz de ondan. Stratejik bir perspektifi kaybettiler de ondan. Düşünce üretmeyi unuttular da ondan. Peki fark ne? Bakın şimdi ben Pakistan, Katar bizim kardeş ülkelerimiz. İzliyorum bütün görüşmeleri. Pakistan, Katar, Amerika, İran. Türkiye hem İran’ın hem Ukrayna’nın tek komşusu dünyada. Neden ağırlık koymuyorsunuz? Neden biliyor musunuz? Trump’ı üzmemek adına. Çekingen ve mahcup bir dil kullanıyor.

Kerbela’nın yıl dönümü yarın. Şu dönemin Kerbela’sı neresi biliyor musunuz? İki yer. Bir Gazze, iki Minab saldırılarında çocukların katledildiği İran. Biz hem Gazze’de hem Minab saldırılarında uluslararası kampanyalarla elimizde hiçbir gücümüz yokken sadece uluslararası itibarımızla dünyayı ayağa kaldıran bildiriler yayınladık, şadece şahsi itibarımızla. Sağ olsunlar Genel Başkanlar, Türkiye’deki bütün Genel Başkanlar Sayın Bahçeli de dahil, Sayın Erdoğan hariç hepsi destekliyor. Siz ne yapıyorsunuz? Kerbela’nın hakkı mazlumlara sahip çıkmaktır.”

“BOMBALAYAN İSRAİL, PARAYI ÖDEYEN ARAP ÜLKELERİ”

Mutabakat zaptında yer alan ABD’nin bölge ortaklarıyla İran’a aktaracağı kaynağa ilişkin Davutoğlu, “Bölge ortakları kim? Bizim bildiğimiz Amerika’nın bölgede bir tane ortağı var. İsrail, İsrail, İsrail. İsrail’den bir kuruş çıkmayacak. Osmanlı toprakları olan geçmişte, bizim ata yadigarı olan ve şimdi de İslam dünyasının parçası olarak gözüken Haliç’in, Arap ülkelerinin olduğu bölgelerdeki ülkelerin ümüklerini sıkacaklar, alacaklar parayı İran’a verecekler. Bombalayan İsrail, parayı ödeyen Arap ülkeleri. O Arap liderlerinin de artık akıllanmaları lazım” diye konuştu.

Davutoğlu, geçen hafta yapılan G-7 Zirvesi’ne de değinerek, Türkiye’nin Zirve’ye davet edilmesi ve NATO’da ne olacağının konuşulması gerektiğine dikkati çekti. Davutoğlu, “G-7’ye çağrılan ülkeleri söylüyorum. Brezilya, Mısır, Hindistan, Kenya, Güney Kore, Katar, Suriye, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri. Türkiye yok. Şimdi eğer bir yere Kenya ve Güney Kore davet ediliyor da dünyanın en önemli gündemi olan Ukrayna’nın, İran’ın konuşulacağı yere Türkiye davet edilmiyorsa, vallahi vah halimize. Vah halimize. O zaman masada değilsiniz demektir. Onlar da buraya Ankara’yı görmeye geliyor demektir. Gerçek bir müzakere için değil, sizin şovunuzun parçası olmaya geliyor demektir” dedi.

“BÜTÜN BEDELLERİN SONUCUNDA ŞAM’DA TÜRKÇE KONUŞAN BİR DIŞİŞLERİ BAKANI VAR”

Davutoğlu, Suriye konusunda “en büyük bedeli şahsen kendisinin ödediğini” söyleyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Her yerden saldırdılar bana. İktidar sustu, Suriye’nin bedelini bana yükledi. Muhalefet, Suriye topraklarında iki şehir sayamayan, Şam dışında şehir bilmeyenler, Suriye’ye krizini bana yüklemeye çalıştılar. Şimdi ise sorma vakti bende. Bütün o bedellerin sonucunda Şam’da Türkçe konuşan bir Dışişleri Bakanı var. Ama peki siz neredesiniz? O Türkçe konuşan Dışişleri Bakanı Paris’teyken siz ona ne dediniz? ‘Orada şunu yap, bunu yap’ diyebildiniz mi? Nasıl oluyor da Trump, ‘Şara’ya Lübnan’da görev verdim’ diyebiliyor? Nasıl oluyor? Amerika mı ödedi Suriye’nin bedelini? Biz ödedik.

Sayın Şara’ya sesleniyorum: Şam toprakları Selahattin Eyyubi’nin topraklarıdır. Hiç kimsenin uydusu, aracı olmayın. Onurla direnen Humus devrimcilerinin liderleri olarak Suriye’yi onurla ayağa kaldırın. Başınızı kaldırın, İsrail’e karşı, gerekirse Amerika’ya karşı, Fransa’ya karşı başınızı kaldırın. Türk halkı sizin yanınızdadır. Milyonlarca Suriyeliyi evinde barındıran Türk halkı sizin yanınızdadır. Yeter ki başınız dik olsun. Kimsenin oyuncağı olmayın. ‘Biz buradayız’ demek lazım Ahmed Şara ve ekibine. Tez elden bölgedeki düşmanlıkları giderecek şekilde Türkiye, Irak, Suriye, İran hattında yeni ortaklıklar kurmak lazım. Mezopotamya-Levant hattını bizim kurmamız lazım.”

“TÜRKİYE MAĞDURİYET CUMHURİYETİ’NE DÖNDÜ”

Türkiye’nin “mağduriyet cumhuriyetine” döndüğünü ileri süren Davutoğlu, bir eğitim yılının sonuna gelindiğini belirterek, “Şimdi başlayalım mağduriyetlere. Burada çok değerli öğretmenlerimiz var. Hepsini saygıyla, muhabbetle bir meslektaş olarak kucaklıyorum mülakat mağduru öğretmenlerimizi. Hoş geldiniz. Mülakat ile öğretmenlik yan yana gelecek şeyler değildir. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Mülakatla belirlenmez öğretmenlik. Aşkla, vicdanla, yürekle belirlenir” dedi.

Davutoğlu, “Ücretli öğretmenlere takınılan tavır gabin suçudur. Ağır yüklenme ağır iş şüpheyle hakkını vermeme suçudur. Türk Ceza Kanunu’na da karşılığı olan bir suçtur. İş Kanunu’na aykırıdır sınırlı sözleşme yapmak” diye konuştu.

Taşeron şirketlerle çalışanların kendisini ziyaret ettiğini aktaran ve taşeron sisteminin sorunlarına değinen Davutoğlu, “Bu sistemi kaldıracağız. Bu düzeni tümüyle değiştireceğiz. Ama ücretli öğretmenlik, taşeron vesaire gibi köleci yapılanmaların da hepsine son vereceğiz. Mevsimlik işçilik, köleciliktir” ifadelerini kullandı.

“‘ÇIRAKSIN SEN, ÇIRAK KAL’ DENİYOR”

Davutoğlu staj ve çıraklık mağdurlarıyla ilgili, şunları söyledi:

“Onlar haklarını alana kadar onların sözcüsü olacağım. Ben onlara başbakanlık sözü veriyorum. Sonuna kadar haklarınızı alana kadar takipçiniz olacağım. Çünkü bizim geleneğimizde çırak, hani Cem Karaca’nın Tamirci Çırağı’ndaki gibi böyle ezilen, kakılan, itilen biri değildir. Çırak kalfa olma yolunda, kalfa usta olma yolunda, usta bir mesleği hikmetle yapma yolunda yürüyen erdemli bir insandır. Çıraklıkla ilgili birçok olumlu düzenlemeler yapıldı. Fakat şimdi geldiğimiz yerde öyle bir durum var ki çıraklığın başlangıcı bile tescil edilemiyor. Yani sen çırak olarak başlıyorsun, ‘İşçisin sen, işçi kal’ diyor ya Cem Karaca rahmetli, ‘Çıraksın sen, çırak kal’ deniyor. Çırak çıkarmaya çalışıyorlar bu gencecik çocukları. İş dünyasında çırak çıkarmaya çalışıyorlar. O çırak çıkarma tabirinin karşılığıyla söylüyorum. Biz onların hakkının, hukukunun takipçisi olacağız. Bunların hepsi açık söylüyorum, İslam’a aykırıdır. İnsanlığa aykırıdır.”

Davutoğlu konuşmasını, “Bizim hedefimiz açıktır. Siyasete itibar kazandıracağız. Çiftçiye itibar kazandıracağız. Yapılandırma adı altında yüzde 39 faizi taşımaya zorlanan esnafa itibar kazandıracağız. Bosnalılara itibar kazandıracağız, ezilmeyecekler. Bütün gönül coğrafyasına itibar kazandıracağız. Türkiye’nin olmadığı hiçbir masa kurulamayacak. Türkiye’nin olmadığı hiçbir masa kurulamayacak. Türkiye’de bir zirve yapılıyorsa o zirvenin zihni, teorik çerçevesini biz üreteceğiz. Garsonluk yapmayacağız. Şeflik yapacağız dünyaya. Gelenlere ikram etmek için değil, gelenlere dünyayı anlatmak için siyaset yapacağız. Gelenlere ahlak öğretmek için siyaset yapacağız. O günler yakındır” sözleriyle bitirdi.