Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

29 EKİM KADINLARI DERNEĞİ: “SAVAŞLARIN OLMADIĞI, EŞİT, LAİK, ÖZGÜR, ADİL, İNSANCA YAŞAM İSTİYORUZ”

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için “Verilen onca mücadeleye karşın kadınlar, salt iş yaşamında değil, her alanda ikincil olmaktan ve haksızlığa uğramaktan kurtulamadılar” dedi.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, 8 Mart

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için “Verilen onca mücadeleye karşın kadınlar, salt iş yaşamında değil, her alanda ikincil olmaktan ve haksızlığa uğramaktan kurtulamadılar” dedi.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamasında kadın cinayetlerine ve cinsel istismar suçlarına yer veren Sarıhan, “Cumhuriyet’in 2. yüzyılına girerken, ülkemiz kadınları açısından da durum farklı değil.  Kadın cinayetleri almış başını gidiyor. Artık bir günde kaç kadının katledildiğini ya da şiddete uğradığını hesap edemez durumdayız. İktidar, kadınların yaşam hakkını korumak yerine İstanbul Sözleşmesi’ni fesih girişiminde bulunuyor. Kadınlar ve kız çocukları, doğrudan ya da erken evlendirmelerle cinsel saldırı ya da istismarın mağduru olmaya devam ediyor. Bu olaylara ilişkin yargısal süreçler, mağdurları da kamuoyunu da tatmin eden adil sonuçlara ulaşmıyor. Bu durum özellikle yeni saldırganlıkların teşvikçisi oluyor” dedi.

“MEDENİ YASA’NIN İÇİ BOŞALTILIYOR”

Nafaka sorununa ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine de yer veren 29 Ekim Kadınları Derneği Başkanı Sarıhan’ın açıklaması şöyle:

“Kadının insan haklarını güvence altına almak isteyen bir yönetim, şiddetin beslendiği kaynakları kurutmakla görevlidir. Ancak böyle olmuyor. Sözde ‘nafaka mağdurlarını’ koruma adına bir aylık ekmek parasına dahi yetmeyen yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmaya, çalışıyor. Çocuklara ödenen iştirak nafakasını da kadına ödenen bir nafaka gibi göstererek, çocukları ve kadını yoksulluğa mahkum etmek istiyor. Böylece kadını, üç kuruştan da mahrum bırakarak şiddete razı olup evli kalmaya mahkum etmek istiyor.  Yapılmak istenen, yarı zamanlı çalışma, hasta, engelli, yaşlı bakımı hizmetlerinde olduğu gibi kadını sosyal güvencesiz bir hale getirerek eve kapatmaktan başka bir şey değildir. Bu aynı zamanda Cumhuriyet Devrimlerinin en önemli kazanımlarından olan ve kadınlar için dönemine göre eşitlikçi uygulamalar getiren Medeni Yasa’nın altına boşaltma girişimidir.

“KADINLAR EĞİTİMDEN EŞİT YARARLANAMIYOR”

 4 artı 4 artı 4 uygulamaları, özellikle kız çocuklarımız aydınlanma olanaklarından mahrum ederken Tarikat ve cemaatlere terkedilmiş olan eğitim sistemiyle, düşünmeyen, sorgulamayan, bilimsellikten uzak bir nesil hedefleniyor.

“KADIN YOKSULLUĞU ARTIYOR”

İşsizliğin her geçen gün arttığı günümüzde, gerici politikalarla kadın işsizliği de hat safhaya çıkmış bulunmaktadır. İş yaşamında yer alan kadınların erkeklere oranla daha az ücret aldıkları da bilinen bir gerçektir.  Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ortamda zamlar, vergiler, durmadan artarken kadının ekmeği küçülmektedir.

“YÖNETİM KADROLARI KADINLARA KAPALI”

İster özel ister kamu kuruluşlarında olsun kadınlar, hak ettikleri yönetim görevlerini alamıyor. Yönetmek, erkek işi olarak görülmeye devam ediyor. Yerel yönetimlerden parlamentoya kadınlar hala azınlıktalar. Kadının gücü ve yeteneği erkek egemen bakış açısına kurban ediliyor.

“SAVAŞLAR ÖNCE KADINLARI VURUR”

Yeni bir 8 Mart’a savaş ortamında giriyoruz. Ukrayna’da onlarca komşu eve ateşin düştüğü günlerdeyiz. Hepimizin içi yanıyor. Ancak, savaşların en çok kadınları vurduğu gerçeği karşısında Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ ilkesini yineliyor ve ‘Hemen BARIŞ’ diyoruz.”

Açıklamasında Sarıhan, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve her türlü şiddete karşı ne yapılmalı? Gerek iktidar gerekse iktidara talip olan partilerin yapması gerekenler nelerdir?” sorularına da şu yanıtları verdi:

“Kadınların eşit yurttaşlar olduğu, kadının insan hakları ve eşitlik isteminin bir teferruat olmadığı kabul edilmeli; barış içinde bir dünya ve ülke yaratmanın ancak siyasette ve toplumsal yaşamda kadınların eşit haklara sahip olması ile mümkün olduğu içselleştirilmeli; evde, işte, sokakta, tüm toplumsal yaşamda şiddetsiz bir yaşam için acil eylem planı uygulanmalı; kadın emeğinin değersizleştirilmesine ve sömürülmesine, tarımda ve evde ‘ücretsiz aile işçisi’  olarak görülmesine izin verilmemeli; şiddetin, aile birliğini yok eden en etkin virüs olduğu unutulmamalı. Bu nedenle aileyi korumak adına şiddete göz yumulmamalı; kadının nafaka hakkına el uzatılmasının boşanma hakkının da gaspı olduğu kabul edilerek, bu hakkın ihlaline rıza gösterilmemeli; eşit istihdam, kreş ve iş yerinde şiddeti önleme mekanizmaları için etkin politikalar uygulanmalı.

Kadın-erkek eşitliği temelinde istemlerimizin yerine getirilmesi için sözde kalmayan, bütüncül sosyal ekonomik politikalar uygulamak gerektiği kabul edilmeli. İsteklerimiz olmaz şeyler değil. Kadınlar olarak, evimizde, iş yerimizde, sosyal yaşamımızda, siyasette ve dış ilişkilerde barışın, sevginin, birliğin egemen olduğu, emeğin hakkının verildiği, şiddetsiz ve ayırımsız bir dünya istiyoruz. Böyle bir dünya mümkün. Buna inanıyoruz”