Haber: Olcay AYDİLEK
(ANKARA) – Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, 2025 yılı Orta Vadeli Program’da (OVP), bu yıl için faiz giderlerinin 2,3 trilyon lira öngörüldüğünü belirterek, faiz giderlerinin bu yıl sonunda 2,9 trilyon TL dolayında olacağına işaret etti. Yılmaz, “Program başarılı olsaydı 600 milyar TL daha az faiz ödeyecektik. Bu durumda en düşük emekli aylığı, asgari ücret seviyesine çekilirdi. Kamu çalışan maaş artışı, yılın ikinci yarısı için yüzde 13,5 değil yüzde 18 olurdu. Dul ve yetim aylıkları, asgari ücrete eşitlenirdi. Çalışan yoksulluğu için uygulanacak negatif gelir vergisi ile asgari ücretlinin maaş artışı yüzde 39’a kadar çıkarılabilirdi” dedi.
100 TL’NİN 17 TL’Sİ FAİZE GİTTİ
Hazine ve Maliye Bakanlığı, temmuz ayına ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı. Buna göre, temmuzda bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28,8 artarak 1 trilyon 412 milyar 397 milyon liraya yükseldi. Bütçe giderleri de faiz artışının etkisiyle yüzde 59,8 artışla 1 trilyon 790 milyar 502 milyon liraya ulaştı.
Bütçeden 7 ayda ödenen faiz 1 trilyon 791 milyar 13 milyon lira oldu. Geçen yıla göre artış yüzde 43,7. Bütçeden harcanan her 100 liranın 17 lirası faize gitti. Yıl sonunda faiz giderlerinin 2,9 trilyon TL olması bekleniyor.
ENFLASYON DÜŞMEYECEK ALGISI
Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, ANKA Haber Ajansı’na Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı faiz yüküyle ilgili açıklamalarda bulundu.
Yılmaz, son iki yılda yaşanan iç ve dış gelişmelerin programa olan güveni azalttığını belirterek, “Bu da kaçınılmaz olarak ekonomik sorunların çözümünde programın yetersiz kalacağına yönelik kaygıları artırdı ve beklentileri olumsuz etkiledi” dedi.
Enflasyonun düşmeyeceği algısının başta faiz olmak üzere geleceğe yönelik fiyatlamaların daha yukarıda oluşmasına yol açtığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Fiyatlar, faizler programlanan seviyeye düşmüyor. Böyle baktığımızda, 2025 OVP’sinde 2,3 trilyon TL tahmin edilen 2026 yılı faiz gideri, 2026 yılı programında aynı yıl için 2,7 trilyon TL’ye çıkarılmıştır.
2026 yılı için faizlerin düşmemesi ve enflasyonun programlananın üzerinde gelecek olması nedeniyle faiz giderlerinin bu yıl sonunda 2,9 trilyon TL civarında olacağını tahmini olarak söyleyebiliriz.”
Yılmaz, bu yıl sonunda faiz giderlerinin, programın yolunda gitmemesi ve enflasyonun düşmemesi nedeniyle 600 milyar TL üzerinde gerçekleşebileceğine dikkati çekerek, “Eğer program başarılı olsaydı faiz giderlerinin 600 milyar TL daha düşük gerçekleşeceğini söylemek mümkün” dedi.
HER KESİME DAHA YÜKSEK MAAŞ VE REFAH ARTIŞI
Yılmaz, 600 milyar TL ile yoksullar, çalışanlar ve emekliler için yapılabilecekleri şöyle hesapladı:
“Çalışan yoksulluğu için uygulanacak negatif gelir vergisi ile asgari ücretlinin maaş artışı bu yıl için yüzde 39’a kadar çıkarılabilirdi. Bu politikanın maliyeti 95-103 milyar TL.
En düşük emekli aylığı, yılın ikinci yarısında asgari ücrete getirilebilirdi. Bunun ilave maliyeti 130-138 milyar TL.
Dul ve yetim aylığının, (3,4 milyon dosya üzerinden) asgari ücrete çıkarılmasının ilave maliyeti 60-67 milyar TL.
Kamu çalışan maaş artışı, yılın ikinci yarısı için yüzde 13,5 değil, yüzde 18 seviyesinde verilebilirdi. Bunun ilave maliyeti 175-190 milyar TL.
Yoksulara yönelik 554 milyar TL olan bütçe ödeneği yılın ikinci yarısında yüzde 18-25 oranında artırılabilirdi. Bunun ek maliyeti 102-140 milyar TL. Bu, yoksul başına 7 bin 775 TL’ye kadar ilave bir destek anlamına gelecektir.”

