Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

2026-2027 Adli Yıl açılışı… Diyarbakır Baro Başkan Güleç: “Yargının bağımsız olduğu demokratik hukuk devletine ihtiyacımız var”

Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Adli Yıl açılışı dolayısıyla yaptığı açıklamasında, “Yargının bağımsız olduğu, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alındığı, toplumsal barışın kalıcı hale geldiği demokratik hukuk devletine ihtiyacımız var” dedi.

Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Adli Yıl açılışı dolayısıyla yaptığı

Haber: Serhat YETÜT

(DİYARBAKIR) – Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Adli Yıl açılışı dolayısıyla yaptığı açıklamasında, “Yargının bağımsız olduğu, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alındığı, toplumsal barışın kalıcı hale geldiği demokratik hukuk devletine ihtiyacımız var” dedi.

Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç ile baro üyesi çok sayıda avukat 2026-2027 Adli Yılı’nın başlaması dolayısıyla Diyarbakır Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yaptı. Güleç, açıklamasında yargıda yaşanan sorunlara değindi.

Yeni bir adli yıla girerken yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı gibi sorunları tartıştıklarını dile getiren Güleç “Her adli yıl başlangıcında olduğu gibi bugün de adaletin, hukukun üstünlüğünün, yargı bağımsızlığının ve insan haklarının egemen olduğu bir ülkede yaşadığımızı ifade etmek isterdik. Ancak ne yazık ki yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı, uzun tutukluluklar, uzun süren yargılamalar, savunmanın önündeki engeller ve cezasızlık sorunu hala gündemimizdedir. Üstelik bunlar yeni sorunlar değildir” dedi.

“YARGI DÜZENİ KURULMADAN HUKUK DEVLETİNDEN SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Türkiye’de en temel meselelerden birini yargının bağımsızlığı olduğunu vurgulayan Güleç, “Hakim ve savcıların yürütmeden, siyasal iktidarlardan ve her türlü dış etkiden bağımsız olarak görev yapabildiği, karar verirken yalnızca Anayasa’ya, kanuna ve vicdani kanaatine bağlı olduğu bir yargı düzeni kurulmadan hukuk devletinden söz etmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

“ANAYASA MAHKEMESİ VE AİHM KARARLARI EKSİKSİZ VE GECİKMEKSİZİN UYGULANMALI”

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını söyleyen Güleç, şöyle devam etti:

“Selahattin Demirtaş ve arkadaşları, Osman Kavala hakkında verilen kararların, Can Atalay hakkında verilen Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ve bunun sonucunda kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmaya devam edilmesi, hukuk devletinin temel ilkeleri bakımından kabul edilemez bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Burada mesele yalnızca belirli kişilerin özgürlüğü değildir. Mesele, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının bağlayıcılığıdır. Mesele, yurttaşın “Benim hakkım ihlal edildiğinde başvurabileceğim ve kararına güvenebileceğim bir hukuk düzeni var mı?” sorusuna vereceğimiz cevaptır. Bu nedenle çağrımız açıktır, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları eksiksiz ve gecikmeksizin uygulanmalıdır. Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin umut hakkı ile ilgili infaz kanununda gerekli değişikliklerin yapılması yönündeki öneri ve tespitinin hayata geçirilmesi hukuken zorunludur.”

“BELEDİYE BAŞKANLARININ TUTUKLANMASI YALNIZCA KİŞİLER BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLEBİLECEK SÜREÇLER DEĞİL”

Güleç, son dönemlerde belediye başkanlarına yönelik tutuklamalara değinerek, “Bir başka önemli mesele ise seçmenlerin iradesine yönelik müdahalelerdir. Belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması, belediyelere kayyum atanması ve çok sayıda belediye başkanının tutuklu bulunması, yalnızca kişiler bakımından değerlendirilebilecek adli süreçler değildir. Demokratik hukuk devletinde seçilmişlerin görevden uzaklaştırılması ve seçilmiş belediye başkan ve yönetimlerinin yerine kayyum atanması istisnai bir yöntem olmaktan çıkarılıp olağan bir yönetim pratiğine dönüşmemelidir” ifadelerini kullandı.

“AVUKAT, YARGININ KURUCU UNSURLARINDAN BİRİ OLAN SAVUNMANIN TEMSİLCİSİDİR”

Avukatların mesleki faaliyetlerinde yaşadıklarını sorunlara değinen Baro Başkanı Güleç, şunları kaydetti:

“Mesleklerini icra ettikleri, müvekkillerinin haklarını savundukları ve hukuki faaliyet yürüttükleri gerekçesiyle avukatların soruşturmalara ve kovuşturmalara maruz bırakılması, tutuklanması veya cezaevinde tutulması, yalnızca o avukatın özgürlüğüne yönelik bir müdahale değildir. Bu aynı zamanda savunma hakkına yönelik bir müdahaledir. Çünkü avukatın müvekkilinin hakkını savunması suç haline getirildiğinde, bundan yalnızca avukat zarar görmez, savunma hakkı zarar görür. Yurttaşın adalete erişim hakkı zarar görür. Adil yargılanma hakkı zarar görür. Avukat, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcisidir. Savunmanın olmadığı yerde adil yargılanma olmaz. Avukatın dosyaya, bilgiye ve belgeye erişemediği, müvekkiliyle etkili iletişim kuramadığı, yaptığı savunma nedeniyle baskı altında kaldığı bir yargı sisteminde eşitlikten söz edilemez.”

“KÜRT MESELESİNİN YALNIZCA GÜVENLİK POLİTİKALARIYLA ÇÖZÜLEMEYECEĞİ ARTIK GÖRÜLMELİ”

Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Güleç, Türkiye’nin Kürt sorununun güvenlikçi politikalarla çözülmeyeceğini görmesi gerektiğini ifade etti. Güleç “TBMM tarafından kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’u, içerdiği eksikliklere ve yetersizliklere ilişkin eleştirilerimizi saklı tutarak, çatışmanın sona ermesi ve toplumsal barış bakımından önemli bir başlangıç olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’nin 100 yılı aşkın süredir çözemediği Kürt meselesinin yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceği artık görülmelidir. Eşit yurttaşlık, demokratik temsil, ana dilde eğitim hakkı ve kültürel haklar, yerel demokrasi ve insan hakları çözümün temel unsurlarıdır. Fakat kalıcı barış için yalnızca geleceğe bakmak da yeterli değildir. Geçmişle yüzleşmek, hakikati ortaya çıkarmak ve cezasızlıkla mücadele etmek zorundayız. Geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlalleri araştırılmadan, mağdurların adalet talepleri karşılanmadan ve hakikat ortaya çıkarılmadan gerçek bir toplumsal barışın kurulabileceğine inanmıyoruz. Gerçek barış, geçmişi unutmak değildir. Gerçek barış, geçmişle yüzleşebilme cesaretidir” dedi.

“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ, ÖZGÜRLÜKLERİ VE BARIŞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Eşit yurttaşlığın esas alındığı, kuvvetler ayrılığının güçlendiği, yargının bağımsız olduğu, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alındığı, toplumsal barışın kalıcı hale geldiği demokratik hukuk devletine ihtiyacımız var” diyen Güleç, “Biz Diyarbakır Barosu olarak dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, demokrasiyi, özgürlükleri ve barışı savunmaya devam edeceğiz. Yeni adli yılın adaletin herkes için eşit, hukukun herkes için bağlayıcı, savunmanın özgür, yargının bağımsız, kadınların ve çocukların güvende, barışın kalıcı olduğu bir Türkiye’nin inşasına vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.