Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yılı… Uysal: “Darbelerin panzehri daha çok demokrasi, daha çok adalettir”

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, 12 Eylül askeri darbesinin 46’ncı yılı nedeniyle sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında, “Darbelerin panzehri daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok hürriyettir. Türkiye’de darbelerin izlerini silecek olan yegane şey budur” ifadesini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, 12 Eylül askeri darbesinin 46'ncı

(ANKARA) – Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, 12 Eylül askeri darbesinin 46’ncı yılı nedeniyle sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında, “Darbelerin panzehri daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok hürriyettir. Türkiye’de darbelerin izlerini silecek olan yegane şey budur” ifadesini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, 12 Eylül askeri darbesinin 46’ncı yılı nedeniyle sosyal medya hesabından yayımladığı mesajında, “12 Eylül koca bir nesli, gençliği, hayalleri ayakta öldüren gündür. Yaşamları ölümle, sokakları terörle terbiye etmeye kalkan bir organize şebeke, koca bir milleti, milleti korumak için taşıdıkları silahlarla, tanklarla, coplarla, kelepçelerle terbiye etmeye kalkmış, yaşarken binlerin, yüzbinlerin canını almıştır” dedi.

Uysal, şunları kaydetti:

“12 Eylül’e giden günlerin planlayıcıları, darbenin icracıları, ülkenin hilafına her türlü işi çıkar bilenlerin piyonları bu memlekete kötülüğü sadece o gün değil o günden bugüne süren şekilde yapmıştır. Nitekim milletin huzuruna çıkmaya korkan, seçimle, er meydanında mücadele ederek fikrini iktidar edemeyeceğinden emin olan bir şebeke, devletin, kamu otoritesinin gücünü bugün benzerlerini, hatta daha beterini gördüğümüz biçimde kendi ikbali için kullanmış, milletin hakkını, hukukunu, iradesini gasp etmiştir.

O gün kendilerinin azdırdığı terörün bitmesini, bitecek olmasını gerekçe göstererek ‘terörsüz’ bir iklim için bir çok hakkı gasp eden, hukuku askıya çekenler, maalesef ki asıl kötülüğü bu anlayışı miras bırakarak yapmışlardır. Türkiye, 27 Mayıs’ta yaşadığı acı tecrübe ile seçilmiş bir başbakanı ve bakanları idama yollamakla kalmamış, demokrasiden korkan, hürriyetlerden korkan, Türkiye’nin kalkınmasından korkanlara, 12 Eylülcülere darbenin bir seçenek olduğunu gostererek asıl ihaneti yaşatmıştır.

Daha da acısı, 12 Eylül’de darbeciler kamunun, silahlı kuvvetlerin gücünün arkasına sığınarak bir iktidar kurmuşken, ‘milli irade’yi yok sayan zihniyetlerini miras alanlar bu düzeni bir kazanım addedip iktidarlarını sağlamlaştırmıştır. Darbecilerden, Milli Güvenlik Konseyi’ni kuranlardan hiç biri yaşamazken maalesef kurdukları düzen, bu düzeni ‘yaşamsal’ görenlerin gayretiyle hayattadır.

Vesilesiyle birçok defa hatırlattığımız gibi darbelerin panzehri daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok hürriyettir. Türkiye’de darbelerin izlerini silecek olan yegane şey budur. 12 Eylül’ün bu ‘süregelen’ halini değiştirmek için evvela bu darbenin kurguladığı ekonomik, sosyal ve siyasi hayatı demokrasiyi içselleştirecek biçimde değiştirmek gerekmektedir. Bu düşüncelerle bir kez daha darbecileri, Milletimize hizmet etmek için kendisine verilen yetkileri kötüye kullanan, kendisi ya da ait olduğu zümrenin faydasına kullananları lanetliyor, tüm askeri darbeleri ve demokrasi dışı her türlü yöntemi bir seçenek olarak gören zihniyetleri telin ediyor, ‘daha fazla hürriyet, daha güçlü demokrasi’ dediği için darbelere muhatap olmuş, darbelerin mağduriyetini gerçekten yaşamış demokrat geleneğin temsilcilerini,12 Eylül’de seçilmiş hükümetin Başbakanı olarak darbecilerin ilk hedefi olmuş Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel’i ve ahirete intikal etmiş tüm demokrasi taraftarlarını rahmetle anıyorum.”