(ZONGULDAK) -Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine bağlı Hasbeyler köyünde, içme suyu kaynağına yakın kurulmak istenen beton santraline tepki gösteren muhtar Hasan Duman, “Hiçbir şey insan sağlığından önemli değildir” derken, Dernek Başkanı Ramazan Gülsever “İçme suyumuza zarar verecek bu tesisi köyümüzde istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine bağlı Hasbeyler köyünde vatandaşlar, içme suyu kaynağına yakın alanda beton santrali kurulmak istenmesine tepki göstererek çalışmanın durdurulmasını talep etti.
Alınan bilgiye göre, Karadeniz Ereğli ilçesi Kayalıdere bağlantı yolu üzerindeki dere ıslah projesini üstlenen firma, Hasbeyler köyü yakınlarında beton santrali kurmak için çalışma başlattı. Bölgede iş makinelerinin faaliyetlere başlaması üzerine köy sakinleri eylem yaptı.
Vatandaşlar, “Suyuma dokunma”, “Kanser olmak istemiyoruz” sloganları atarak, “Karadeniz Ereğli’nin içme suyu tehlikede”, “Cinayete dur de” ve “Millete ihaneti, toprağa ihaneti unutmayacağız” yazılı dövizler taşıdı.
Hasbeyler Köyü Muhtarı Hasan Duman, gazetecilere yaptığı açıklamada, sürecin köy halkının bilgisi ve rızası dışında ilerlediğini öne sürerek, yaşananların hem şaşkınlık hem de büyük bir hayal kırıklığı yarattığını söyledi.
Duman, yaklaşık iki ay önce firmanın bölgede incelemelerde bulunduğunu belirterek, “O dönemde kendilerine buranın köyümüzün ve Karadeniz Ereğli’nin önemli içme suyu kaynaklarından biri olduğunu açıkça ifade ettik. Böyle bir tesisin bu noktaya kurulmasının hem hukuki hem de vicdani olarak kabul edilemez olduğunu dile getirdik. Yetkililerin de bu hassasiyeti gözeteceğini düşünüyorduk ancak gelinen noktada iş makinelerinin çalışmaya başladığını gördük” dedi.
Köyün son yıllarda üretim ve kırsal kalkınma açısından önemli adımlar attığını anlatan Duman, hayvancılık faaliyetlerinin geliştiğini, kadınlara yönelik arıcılık projesi üzerinde çalıştıklarını ve aromatik bitki üretimi gibi alternatif projeler planladıklarını ifade etti.
Duman, “Biz burada sadece kendi geçimimizi değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir köy yaşamını kurmaya çalışıyoruz. Gençleri köyde tutmak, göçü tersine çevirmek için mücadele ediyoruz. Ancak içme suyumuzun yanı başına kurulacak bir beton santrali hem sağlığımızı hem de tüm bu emeği tehlikeye atacak. Toz, gürültü ve kimyasal atık riski var. Bunlar hem insan sağlığını hem de tarım ve hayvancılığı doğrudan etkiler” diye konuştu.
Yetkililere çağrıda bulunan Duman, alternatif alanların değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bölgeye yakın başka bir beton santrali zaten mevcut. İhaleyi alan firma bu ihtiyacını oradan karşılayabilir. Bu ısrarın nedenini anlamakta güçlük çekiyoruz. Hiçbir yatırım insan sağlığından ve içme suyundan daha önemli değildir” ifadelerini kullandı.
Hasbeyler Köyü Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Ramazan Gülsever de köy halkının sürece dahil edilmeden alınan kararlara tepki gösterdiğini belirtti.
Gülsever, iş makinelerinin köye gelmesiyle durumdan haberdar olduklarını dile getirerek, “Ne muhtarımızın ne de köy halkının bu süreçten haberi vardı. Sonradan ‘tüm izinler alındı’ denilerek çalışma başlatıldı. Bu yaklaşım kabul edilemez. İnsanların yaşam alanını doğrudan ilgilendiren bir konuda böyle bir yöntem izlenmesi doğru değil” dedi.
Santralin planlanan yerinin içme suyuna çok yakın olduğuna dikkati çeken Gülsever, “Yaklaşık 20 metre mesafede köyün içme suyu hattı bulunuyor. Bu kadar yakın bir noktada beton santrali kurulması demek, suyun kirlenme riskini göze almak demektir. Bu sadece Hasbeyler’i değil, Karadeniz Ereğli merkezini de ilgilendiren bir mesele” diye konuştu.
Köyde yürütülen üretim faaliyetlerinin zarar göreceğini ifade eden Gülsever, arıcılık, hayvancılık ve bitkisel üretim projelerinin çevresel kirlilikten doğrudan etkileneceğini vurguladı.
Gülsever, “Devletimiz köye dönüşü teşvik ediyor, üretimi artırmak için destekler sağlanıyor. Biz de bu çağrıya kulak vererek projeler geliştiriyoruz. Ancak bir yandan üretim yapmaya çalışırken diğer yandan bu tür risklerle karşı karşıya kalıyoruz. Eğer köyler yaşanamaz hale gelirse, üretim de biter, şehirler de olumsuz etkilenir” değerlendirmesinde bulundu.
Köy halkı olarak beton santraline karşı olduklarını yineleyen Gülsever, yetkililere seslenerek kararın yeniden değerlendirilmesini ve köyün içme suyu kaynaklarının korunmasını istediklerini sözlerine ekledi.
Köy sakinleri, bölgeye kurulması planlanan beton santraline karşı tepkilerini dile getirirken, bu girişimin hem doğaya hem de geçim kaynaklarına ciddi zarar vereceğini vurguladı. Özellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen köylüler, santralin yaratacağı toz, gürültü ve kimyasal atıkların yaşamlarını olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.
Köyde uzun yıllardır yaşayan Ayşe Kılıç, köyde yetiştirdikleri meyve ağaçlarının en büyük geçim kaynaklarından biri olduğunu belirtti. Beton santralinden yayılacak tozun ağaçların yapraklarını kaplayarak fotosentezi engelleyeceğini ve ürün verimini düşüreceğini ifade eden Kılıç, “Bizim ekmeğimiz bu ağaçlardan çıkıyor. Toz altında kalan meyveden ne hayır gelir? Bu santral burada olursa ürünlerimiz zarar görecek” diyerek santralin köyden kaldırılmasını talep etti.
Bir diğer köy sakini Bahriye Yazgan ise özellikle kendi yetiştirdiği “mancar” olarak bilinen yöresel otların zarar göreceğinden endişe duyduğunu dile getirdi. Yazgan, bu bitkilerin hem aile tüketimi hem de ek gelir açısından önemli olduğunu vurgulayarak, “Biz doğadan ne alıyorsak yine doğaya bağlıyız. Toz, duman olursa bu otlar kurur, biz de ne yiyeceğiz?” şeklinde konuştu.
Köylüler, sadece tarımsal zarar değil, aynı zamanda sağlık sorunları yaşayabileceklerini de ifade etti. Solunum yolu hastalıklarının artabileceğini, özellikle çocuklar ve yaşlılar için risk oluşturacağını belirten vatandaşlar, köylerinin sanayi alanına dönüşmesini istemediklerini dile getirdi.


