Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zeynel Emre: Kimse unutmasın, Türkiye AK Parti’den büyüktür

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, “Bu kadar kara propagandaya rağmen biz akılla, bilimle, 86 milyon vatandaşımızın ferasetiyle omuz omuza, yürek yüreğe Türkiye’yi yeniden hak ettiğimiz güzel yarınları el birliğiyle getireceğiz. Kimse karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmasın. Çocuklarımızın, emeklilerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin, mazlumların, adaletsizliğe uğramış herkesin yanında CHP. Erdoğan diyor ya ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Biz de diyoruz ki ‘Kimse unutmasın Türkiye AK Parti’den büyüktür.’ Sandıkta millet bunu çok güzel bir şekilde verecek. Bunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, "Bu kadar kara propagandaya rağmen biz

(İSTANBUL) – CHP Sözcüsü Zeynel Emre, “Bu kadar kara propagandaya rağmen biz akılla, bilimle, 86 milyon vatandaşımızın ferasetiyle omuz omuza, yürek yüreğe Türkiye’yi yeniden hak ettiğimiz güzel yarınları el birliğiyle getireceğiz. Kimse karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmasın. Çocuklarımızın, emeklilerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin, mazlumların, adaletsizliğe uğramış herkesin yanında CHP. Erdoğan diyor ya ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Biz de diyoruz ki ‘Kimse unutmasın Türkiye AK Parti’den büyüktür.’ Sandıkta millet bunu çok güzel bir şekilde verecek. Bunu hep birlikte göreceğiz” dedi.

CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Küçükçekmece İlçe Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. İBB Davası’na ilişkin konuşan Emre şunları söyledi:

“Geçtiğimiz hafta çok önemli, beklenen bir yıldır süregelen operasyonlar sonrasında yargılama başladı 9 Mart itibariyle. Ne yargılaması? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın İmamoğlu ve arkadaşlarına kurulan kumpas dosyasının yargılaması. Biz bu davaya giderken duruşmaya hazırlanırken kendi ödevimizi iyice yaptık iyice hazırlandık. Gerek savunma açısından gerek o bölgede yerleşkede gelenleri nasıl misafir edeceğiz, nerede toplantı yapacağız bütün bu detayları düşündük ve hazırladık. İktidara gelince de bakın böylesine büyük bir kumpas, böylesine büyük bir olay Türk yargı tarihinin gelmiş geçmiş en önemli iki üç davasından biri olarak gösterilecek bir yer için, tabii bu öylesine özel bir yargılama ki tıpkı Yassıada gibi özel bir mahkeme salonu inşa edilmesi planlandı. Çünkü bizde halihazırda Türkiye sınırları içerisinde 402 sanığı aynı anda yargılayacak, her birine üç avukat, izleyiciler, basın mensuplarıyla elverişli bir salon olmadığından yeni bir salon yapılması kararlaştırıldı. Bunun için de yandaş bir firmaya verildi ihalesi mart ayında teslim edilecekti. 1 milyar TL’lik yaklaşık ihale. Bitirilemedi. Hazırda olan Silivri’deki salonlardan birinde başlandı. Buraya kadar tamam. Peki sonra? Yargılama başladı. Ve büyük acemiliklerle karşılaştık. Biz beklerdik ki böylesine bir dosyada 25 bin hakim savcı içerisinde uzun yıllar ağır ceza reisliği yapmış ve ağır ceza mahkemelerinde görev yapmış bir heyeti, bir savcıyı karşımızda görmeyi beklerdik. Niye? Yargı tarihimizde olmayan bir yargılama ciddi bilgi, birikim ve tecrübenin ihtiyaç duyulduğu bir yargılama.

“Mahkeme Başkanı bir defa çok agresif”

Mahkeme Başkanı bir defa çok agresif. Böylesine bir dosyada salon hakimiyetini dahi kurmaktan uzak, öncelikle söz isteyen Sayın İmamoğlu’na ‘Ben sana söz vermem.’ dedi. Ve hitap üslupta problem olunca avukatların salondaki itirazı üzerine dedi ki ‘Salonun boşaltılması, 13.30’da başlayacağım.’ Gitti geldi, tabii ki salon boşalmadı. Salonu boşaltamadı, tekrar geldi başladı. Avukatlar dedi ‘Sayın Başkan sizin yoklama almanız lazım.’ Başkan bunu dahi bilmiyor. Ve ‘Bende usül böyle’ dedi. Yargılama başladı. Biliyor musunuz usul hakkında söz isteyenlerden ve konuşan avukatlardan bir hanımefendi üzerinde cübbesi yoktu ve konuştuktan sonra ‘Kimin avukatısın’ dediğinde ‘Hiç kimsenin’ dedi. Yol geçen hanı mı burası? Her isteyen gelip orada konuşabilir mi? Peki böyle olunca ne oldu tabii ikinci gün yoklama yaptı. İkinci gün Sayın İmamoğlu’na söz vermek durumunda kaldı. Yani iki uygulamadan hangisi doğru bunların?

Böyle olunca da CHP olarak dedik ‘Baklım bu yargıçlar kimlerdir. İki üyenin hakimlik süresi iki yılın altında, bir buçuk yıl gibi bir süre söz konusu. Başkan ise esasında avukatlıkta geçirdiği sürenin bir kısmı meslekte kıdemde sayılmasa yedi yıllık yargıç ve birinci sınıf esasında olamayacak durumda değil ve mahkeme başkanı olacak durumda değil. O da mahkeme başkanı yapılmış. Baktık acaba mahkeme başkanının bu alanda tecrübesi mi çok, onun için mi getirildi? Daha önce yazığı üç tane kitap var. Bu kitaplara bakıyorsunuz icra müdür ve müdür yardımcılığı soru bankası çözümlü. Kamu hukuku soru bankası çözümlü, kitapların adı böyle, özel hukuk soru bankası çözümlü, yani siz yüz yılın ceza davasına atadığınız mahkeme başkanının uzmanlığı ortada daha başlarken. En sonda kararlaştırılan zaman diliminden evvel ‘Fiziki şartlar müsait değil’ dedi. Ve terk etti gitti.

“Kendinize güveniyorsanız hesapları niye kapatıyorsunuz?”

Bir sürü yalan, iddia, iftira yazıldı, çizildi. Bunların bir kısmı zaten dosyada da yer almıyor. Bu durumla karşılaşıyorsunuz. Genel Başkanımız bu duruma isyan etmesin, itiraz etmesin de ne yapsın? İmamoğlu itiraz etmesin, sesini yükseltmesin de ne yapsın kabullensin mi bunu? Ne zaman ki bu konuda gerçekleri Genel Başkanımız söylüyor peşine bakıyorsunuz ‘Mahkeme heyetine yönelik sözleri nedeniyle Türk Ceza Kanunu ilgili maddeleri uyarınca soruşturma açılmıştır.’ Sayın İmamoğlu hakkında da hesaplarını kapata kapata bitiremediler bu sefer de sesini duyurduğu Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin kapatılması yönünde başvuru yapıldı. Madem siz kendinize güveniyorsunuz. Baştan hepiniz diyordunuz ‘TRT’de canlı yayınlansın.’ Peki kardeşim kendinize güveniyorsanız hesapları niye kapatıyorsunuz? Niye canlı yayınlamıyorsunuz?

Bunu MHP’de söylemişti. O zaman 9 Mart’tan öncesinde biz gittik teklif verdi, madem öyle kanun değişikliği yapalım kanaldan canlı yayınlansın. 86 milyon hakemliğinde bunu çözeriz dedik. Parmakları kaldırdılar reddettiler. Dün bir kez daha Sayın Bahçeli’nin söyleminden sonra bir kez daha kanun değiştirme teklifi verdik, onu da reddettiler. Söylenenle yapılan arasında Cumhur İttifakı’nda makas açılıyor. Söylenenin tam tersi istikamette giden bir şey var. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu toplum gerçek anlamda hırsızın da, yolsuzun da, arsızın da kim olduğunu biliyor. Onun için canlı yayınlamaktan da korkar her türlü karartmayı da yapar bunlar. Ama biz gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz.

Rapor yazmışlar; Milli Birlik kardeşlik komisyonu raporu. En başında ne diyor Hemen girişten sonra? AİHM kararlarının bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisini tanıyıp iç mevzuatında yer veren 46 ülke var. Bu 46 ülke içerisinde Türkiye AİHM’e başvuruda birinci sırada uzak ara. Başvuru yani özellikle ödenen tazminat kısmını almadım, orada hemen şöyle bir karşı cevap geliyor ‘Efendim bize düşmanlık yapıyorlar’ diye. Karar marar yok. Sadece başvuru.18 bin 450 dosya ile ilk sırada. İkinci kim? Rusya 7 bin 200. Bakın biz Rusya’nın iki katı önündeyiz. Diğer ülkeleri saymıyorum bile. Bu ülkenin karanlığa sürüklendiğinin resmidir.

“Ticaret Bakanlığı ve TÜİK buradan iktidara seslenelim, bu farkı anlatmak, izah etmek zorundadırlar”

Yargı böyle olunca tabii yatırım açısından problem oluyor. Ekonomik güvensizlik ve ticaret rakamlarının bozulduğunu, halkın refahının düştüğünü görüyoruz. Amma velakin bu sorunu düzeltmek yerine rakamlarla oynandığını tespit ettik. Bir önceki toplantıda demişti ki ‘Kardeşim Suriye ile yapılan ticarete ilişkin Ticaret Bakanlığı verilerine bakıyoruz. Bir de TÜİK rakamlarına bakıyoruz. İki veri arasında 675 milyon dolarlık fark var ihracatta. İthalatta ise bildirilen rakamlar arasında 263 milyon dolar fark var. Bunu bir açıklayın’ dedim. Çıt çıkmadı bir haftadır. Öyle olunca arkadaşlara dedik ki ‘Bir de diğer ülkelerin rakamlarına bakalım.’ Ticaret Bakanlığı diyor ki 2025 yılında Almanya’ya 29 milyar dolarlık ithalat yapmışız, 33 milyar dolarlık da ihracat yapmışız. Ama TÜİK de diyor ki ‘Yok 20 milyar 183 milyon dolar ihracat yapmışız, 27 milyar 678 milyon dolar da ithalat yapmışız. Aradaki farka bakın. Devam edelim, Fransa, Ticaret Bakanlığı diyor ki ‘2025 yılında 13 milyar dolar ihracat yine aynı rakam da ithalat yapmışız.’ Ama TÜİK de diyor ki 10 milyar 638 milyon dolar ihracat, 12 milyar 119 milyon dolar ithalat yapmışız. Böyle bir şey olabilir mi? İşin çivisi çıkmış dediğiniz şey bu. Rakamlarla oynuyorsunuz. Ve o kadar pervasız, o kadar beceriksiz bir yönetim var ki kendi denetim etkisi altındaki iki kurumun rakamları arasındaki bu devasa farkı bir önceki hafta söylememize rağmen kimse ne açıklama yapıyor ne düzeltiyor. O nedenle Ticaret Bakanlığı ve TÜİK buradan iktidara seslenelim, bu farkı anlatmak, izah etmek zorundadırlar. Takipçisiyiz.

“425 milyar lirayı bir kalemde sildiler”

Bugün maalesef ülkemizdeki ekonomik durum çok kötü. Önümüzde bayram var. Emeklilere reva görülen emekli aylığı ortada. Bari bir asgari ücret emekliye bayram ikramiyesi verin dedik. 4 bin lira dediler. Niye? ‘Kaynak yok.’ Sayın Erdoğan’a soruyorlar ‘Ne diyorsunuz’ diye ‘Gerekeni söyledik’ diyor. Cevap da vermiyor. ‘Hayırlı olsun’ diyor çıkıyor. Sayın Erdoğan merak etmeyin emekli de size gerekeni sandıkta söyleyecek. Bunu göreceğiz hep birlikte. Emekliye kaynak yok öyle mi? Bakın Akkuyu’da Rusya’ya ait bir şirket var. Nükleer güç santrali yapım işi. Zaten dünya kadar kar ediyorlar. Nasıl iş ilişkilerine girildiğini, hangi menfaat ilişkilerinin girildiğini tahmin edebiliyoruz. Daha önce yapılan o kamu özel işbirliği adı altında yapılan yerler, onların özelleştirilmesi bunları biliyoruz, tahmin edebiliyoruz. Peki kardeşim siz zaten ciddi kar eden kapasite olarak avantajlı sözleşme anlamında avantajlı olan Rus şirketine niye 9 milyar 819 milyon dolar yani güncel kurla 425 milyar lirayı bir kalemde sildiler. Vergi affı. Bu parayla 17 milyon emekliye ilave 8 bin lira verilebilirdi. Hani kaynak yok diyorsunuz, sizin anlayışınız ‘Emekliye zulüm zengine af.’ SGK verilerine baktık. 2025 yılı itibariyle kurum 5,5 trilyon lira harcama yapmayı planlamış. Ama yine emekliler için harcanması gereken rakamdan 451 milyar lira daha az ödeme yapılmış. Bakın yine kaynak yok diyorlar, ben yine kaynağı işaret ediyorum. Zaten geçen sene harcaman gerekeni harcamamışsın. Yani bunu emekliye versen 17 milyon emeklinin maaşını 2 bin 200 lira sadece bu rakamdan arttırabiliyorsun ya da bayram ikramiyesi olarak verebiliyorsun. Ama burada hatırlatmak isterim: Biz 2017 yılında referanduma giderken işte bu kötü, berbat düzenin her alanda çürümenin, yozlaşmanın hızlandığı sürece giderken anayasa referandumunda dediler ki ‘Ey halkımız ekonomi şaha kalkacak. İşsizlik bitecek. Dünyanın ilk 10 on ekonomisi içerisine gireceğiz. Her alanda uçacağız’ dediler.

“CHP iktidarında bir avuç yandaşın zengin olduğu değil, refah devletinin egemen olduğu bir Türkiye olacak”

O günden bugüne geldiğimiz zaman faiz gideri 74 milyar liraydı. 2025’te 1.3 trilyon lira oldu. Bu yıl için öngörülen 2.7 trilyon lira. Sadece iki ayda bütçeden faizi 637 milyar TL gitti. Bütçe açığı. 2018’de 72.8 milyardı. Geçtiğimiz sene 2.1 trilyon lira. Bunu dolar bazında bakarsak 15 milyar dolardan 60 milyar dolara çıktı. Borç stoğu 200 milyar dolardan 300 milyar dolara çıktı. Kamu harcamaları 830 milyar liraydı, o günkü kurla 170 milyar dolardı. Bugün bu 400 milyar dolar. Sekiz yılda iki kat kamu harcaması yapılmış. Ne var içinde? Kamu garanti ödemeli sözleşmeler, yandaş müteahhitler, kullanılmayan havaalanları. Bu vergilerin yüzde 62’si dolaylı vergi. Yani 2025’te vatandaştan ‘Sana hizmet edeceğim’ diye toplanan verginin 11 trilyonu gelirin 7 trilyonun dolaylı vergilerden yani yaptığınız alışverişlerden. Çünkü ülkede gerçek anlamda zengin adamdan vergi alınmıyor. Tasarruf diyorlar. Cumhurbaşkanlığı bütçesi 2018’de 800 milyon liraydı yani 160 milyon dolardı, bugüne geldiğimizde 450 milyon dolar. Aradaki farka bakın korkunç artışlar var, üç katından fazla artıyor. Koruma harcamaları, bu kalemle gerçekten enteresan. Burada da nasıl bir düzen varsa. 2018’de 25 milyon dolarmış, cumhurbaşkanı koruma harcaması. Bugün 75 milyon dolar, üç katına çıkmış. Yani günde 15 milyon lira Sayın Erdoğan’ı koruma harcaması var. Tasarrufu nereden yapıyorsunuz siz peki? Bu rakamlar nasıl böyle çıkabiliyor? Bir taraftan ay sonunu zor getiren, getiremeyen milyonlarca yurttaş bir taraftan burada bir savurganlık. O nedenle CHP olarak diyoruz ‘Kaynakları emekliden yana, işçiden yana, bu ülkenin gencinden, öğrencisinden çalışan kadından yana kullanacağız. CHP iktidarında bir avuç yandaşın zengin olduğu değil, refah devletinin egemen olduğu bir Türkiye olacak.’

“İktidar da bu batışı seyrediyor”

Biz her kalemde uyarmaya devam ediyoruz. Bakın imalat sanayi batıyor. Bir önceki yılla kıyaslıyoruz. Çok ciddi düşüş var. Niye? Çünkü piyasa güven vermiyor. Çünkü burada kimse yatırım yapmak istemiyor. Bakın yine rakam vereceğim. Hazine diyor ki ‘Mart mayıs dönemi 1.4 trilyon borç ödeyeceğim’ diyor. İç dış borç. Borçlanırsın, bu normal bir durum. Peki borçlandın ama sanayini geliştirirsin borçlanırsın, tarımını geliştirirsin borçlanırsın, eğitimini geliştirirsin, yatırım yaparsın borçlanırsın bütçedeki payını arttırırsın. Ama siz bunu borçlanıyorsunuz imalatta düşüyor. Son beş yılda tekstil üretimi yüzde 28azalmış. Yani hazır giyimde 4 bin 126 tekstilde 860 olmak üzere 5 bin firma kapanmış. Bu alanda önceden çok daha iyi konumdaydık. Sektördeki daralma nedeniyle her 10 kişiden 3’ü de işsiz kalmış. Yani tekstil üretimi ölmüş açıkçası ağlayanı yok. İktidar da bu batışı seyrediyor. Sürekli inşaat görüyoruz. Zannedersiniz ki insanlar ev sahibi yapılıyor. Bu iktidar iktidara gelmezden evvel ile bugün itibariyle bugün itibariyle ev sahibi sayısında azalma var kiracı sayısında artış var. Bu ülkede yaşayanların yüzde 55’i ancak kendi mülkünde oturuyor. Yani bu ne demek? O alanda yaptığınız yatırımlarla siz aslında bir avuç zengini zenginleştirmeye devam ediyorsunuz.

“Kimse unutmasın Türkiye AK Parti’den büyüktür”

Tablo ağır, farkındayız. İşimiz kolay değil. Ancak her gün bu ülkenin mihenk taşlarının değerlerini yok etmeye çalışanlar Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, büyük Atatürk’ün yarattığı ilkelerle yürüyenlerin mücadele azmine yetişemezler. Göreceksiniz CHP bu kadar saldırı altında son bir yıl içerisinde üye sayısını bir buçuk milyondan iki milyona çıkarmıştır. İstikrarlı bir şekilde bu ülkenin birinci partisidir. Bu kadar kara propagandaya rağmen biz akılla, bilimle, 86 milyon vatandaşımızın ferasetiyle omuz omuza, yürek yüreğe Türkiye’yi yeniden hak ettiğimiz güzel yarınları el birliğiyle getireceğiz. Kimse karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmasın. Çocuklarımızın, emeklilerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin, mazlumların, adaletsizliğe uğramış herkesin yanında CHP. Erdoğan diyor ya ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Biz de diyoruz ki ‘Kimse unutmasın Türkiye AK Parti’den büyüktür.’ Sandıkta millet bunu çok güzel bir şekilde verecek. Bunu hep birlikte göreceğiz.”