Seyfi Çelikkaya
(YOZGAT) – Yozgat’ta küçükbaş hayvan besiciliği yapan İsmail Acer, “Besicilik şartları ağırlaştı. Devletin verdiği destekler, yetiştiriciye vermiş olduğu destekler herkese yansımıyor. Biz genç işletmeciyiz. İşletme hanımın üstüne, gittiğimiz zaman ağır ipotekler istiyor, tapu istiyor” dedi.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kırsalda yaşayanlara yönelik verilen besi desteklemelerinde koşulların çok ağır olduğunu kaydeden Yozgatlı besiciler, besicilik yapmak isteyenlerin destek kredilerinden yararlanabilmesi için emlak tapusunu ipotek vermesi veya devlet kurumunda çalışan bir kişiyi kefil göstermesi gerektiğini belirterek, fiilen besicilik yapanların talebi karşılamalarının mümkün olmadığını belirttiler.
Yozgat’ta ailesiyle birlikte küçükbaş hayvan besiciliği yapan İsmail Acer, kendisinden önce dedesi ve babasının da besicilik yaptığını belirtti, artık besiciliğin çok zorlaştığını anlattı.
Acer, “Devletin verdiği destekler, yetiştiriciye vermiş olduğu destekler herkese yansımıyor. Biz genç işletmeciyiz. İşletme hanımın üstüne. Gittiğimiz zaman ağır ipotekler istiyor, tapu istiyor. Şartları biraz daha kolaylaştırıp bu işleri yapanlara, özellikle de aile işletmelerine, işi yapan kişilere destek verirse çok daha iyi olur. Bugün zenginlere verip de paraları çarçur etmektense gerçekten bu işleri yapan insanlara destek olmak çok daha mantıklı olur” diye konuştu.
“Benim dairem yok, tapum yok. Evim yok ama malımız var”
“Bugün çevremizde çok büyük mandıraların hepsi boş” diyen İsmail Acer, şöyle konuştu:
“Devletin verdiği desteklerden yararlanıp, kapatıp giden çok insanlar oldu. Çünkü bu çok zahmetli bir iş. Bu iş sevgi işi, aşk işi. Üçüncü kuşağım ben. Dedem, babam ve benim, işte çocukları da görüyorsunuz. Herkesin elinde değnek. Bu iş zor. Bu işte kar varmış, para varmış. Çalışana her yerde para var ama bu iş zor iş. Şartları görüyorsunuz. Üstümüzü başımızı görüyorsunuz. Dışarıdan görüldüğü gibi, hesap makinesinde paralar sayılmıyor. Masa başı değil bu işler. O yüzden devlet gerçekten yapacaksa bu işi yapan insanlara versin parayı. Yazık. Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını adamı olanlara değil de işi yapanlara versinler. Ben bu işten gerçekten çok büyük rahatsızlık duyuyorum. Benim dairem yok, tapum yok. Evim yok ama malımız var. Bakmaya çalışıyoruz. Devlet büyükleri bana versin demiyorum ama bu işi yapan insanlara versinler. Yoksa damızlık istemiyorum. Şükür bizim damızlığımız bize yeter ama bu işletmeleri büyütsünler. Türkiye’nin bu işlere ihtiyacı var.”

