(ANKARA) – Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel, Türkiye genelinde köprü ve otoyolların özelleştirileceğine yönelik iddiaları Bakan Abdulkadir Uraloğlu’na sordu. Yüksel, “Milletin ortak malı olan stratejik ulaşım altyapılarının kapalı kapılar ardında devredileceğine ilişkin iddialar, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermektedir” dedi.
Yüksel, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, son günlerde kamuoyuna yansıyan haberlerde, başta İstanbul Boğazı üzerindeki köprüler olmak üzere bazı otoyol ve kritik ulaşım altyapılarının özelleştirilmesine yönelik hazırlıkların başlatıldığının iddia edildiğini belirtti.
Yüksel, geçiş ücretleri nedeniyle vatandaşın zaten ağır yük altında olduğunu kaydederek, “Bu stratejik kamu varlıklarının, şeffaflıktan uzak biçimde devredileceğine dair söylentiler toplumda ciddi kaygı oluşturmuştur. Milletin vergileriyle yapılmış altyapıların bir avuç şirkete devredilmesi ihtimali, kamu yararı ilkesinin açıkça hiçe sayılması anlamına gelmektedir. Milletin ortak malı olan stratejik ulaşım altyapılarının kapalı kapılar ardında devredileceğine ilişkin iddialar, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ciddi biçimde zedelendiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.
Hükümetin konuya ilişkin sessizliğinin iddiaları güçlendirdiğini savunan Yüksel, yürütmenin kamu varlıklarının akıbetine ilişkin açık ve net açıklama yapmasının demokratik sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Yüksel, Bakan Uraloğlu’na şu soruları yöneltti:
“Hangi köprü ve otoyolların özelleştirilmesi planlanmaktadır? Bu projeler için yürütülen gizli veya açık ihale hazırlıkları var mıdır? Bu varlıkların yabancı sermayeye devri ihtimali değerlendirilmiş midir? Özelleştirme sonrası ücret artışlarını engelleyecek bağlayıcı bir düzenleme yapılacak mıdır?
Daha önce kamu zararına yol açan projelerden neden ders çıkarılmamıştır? Devirlerin jeopolitik, askeri ve kriz senaryolarındaki etkisine ilişkin güvenlik analizi yapılmış mıdır? Bu iddialar asılsız ise neden kamuoyu açık ve net biçimde bilgilendirilmemektedir?”

