(ANKARA) – Yeni yıl emekliler için isyan ve feryatla başladı. 2026’nın ilk günlerinde, TÜİK enflasyonu ile belirlenen artışa mahkum olan emekliler, ucuz otellerde bir arada sürdürmeye çalıştıkları yoksul yaşamlarıyla, belediyelerin çorba kuyruklarında ya da geçim sıkıntısını duyurmaya çalışırken haber oldular. Artan tepkiler üzerine AK Parti harekete geçti, en düşük emekli aylığına bin lira zam yapılması gündeme geldi. Bu hafta milletvekilleri zam miktarını tartışırken, emekliler Meclis önünde eylemde olacak. Peki emekliler ne istiyor? ANKA Haber Ajansı, 2026’nın ilk 15 gününde emeklinin kameraya yansıyan isyanını ve beklentisini derledi.
Emeklilerin zam oranı TÜİK enflasyonu ile belirlendi
TÜİK, aralık ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre, aralık ayında enflasyon bir önceki aya göre yüzde 1,03 artarken, yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak gerçekleşti. Aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla 2025 yılı için memur maaşları ve emekli aylıkları artışları da netleşti. İşçi emeklilerinin zam oranı yüzde 12,19 olurken, memur ve memur emeklilerine yapılacak artış yüzde 18,60 olarak belirlendi. Milyonlarca emekli, memur ve memur emeklisinin alacağı zam, aralık ayı enflasyonu ile kesinleşmiş oldu.
Yurdun dört bir yanından tepkiler yükseldi
Açıklanan verilerin ardından Türkiye’nin dört bir yanından tepkiler yükseldi. Emekliler, aylıklarındaki artışların hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını belirterek, açlığa ve yoksulluğa mahkum edildiklerini çeşitli eylemlerle dile getirdi. Aralık ayı itibarıyla 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı, 6 aylık enflasyon oranı doğrultusunda yüzde 12,19 artırılarak 18 bin 839 liraya yükselmiş oldu.
TBMM içinde emekli maaşı tartışması, dışında eylemler bekleniyor
Açlık sınırındaki ücretin bile yarısı kadar eden aylıklar ve tartışmalı enflasyon verileriyle düşük kalan artış oranı, yurdun pek çok noktasında emeklilerin tepkisine neden oldu. TBMM’de CHP milletvekilleri emekli maaşına artış için Genel Kurul salonunu terk etmeme eylemine başladı. Artan tepkiler üzerine AK Parti, en düşük emekli aylığının 2026 yılı için 20 bin TL olarak belirlenmesini öngören kanun teklifini Meclis’e sundu. Yaklaşık bin liralık artış, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Teklif yeni haftada Genel Kurul’a gelecek. 20 Ocak’tan itibaren Meclis’te yoğun bir emekli aylığı tartışması yaşanması bekleniyor. Milletvekilleri içerde tartışırken, aynı anda emekliler de Meclis kampüsü girişinde çeşitli eylemler yapacak.
ANKA ülke genelinde emekliye mikrofon uzattı
ANKA Haber Ajansı, 2026 yılınının ilk günlerinde, yurdun dört bir yanında isyanını dile getiren emeklilere mikrofon uzattı. İşte yeni yılın ilk 15 gününde kameraya yansıyan ve hafızalara kazınan o sözler…
“İçimden ağlamak geliyor”
İzmirli emekli vatandaş poşetinden çıkardığı ekmeği göstererek, şunları kaydetti:
“Şimdi içimden ağlamak geliyor. Buyurun. Evden getiriyorum. Bunun yarısını cebime koyacağım. Ekmek, peynir öğle vaktinde yiyeceğim. Aldığım maaş 20 bin lira. Bir artı bir evde oturuyorum. Tuvalet, banyo, mutfak hepsi bir arada. Kirası 20 bin lira. Maaşım 22 bin 600 lira. Nasıl geçineceğim? Gasp mı yapalım soygun mu yapalım? Uyuşturucu mu satalım? Ben 76 yaşındayım. Nasıl çalışacağım? Halk Bankası’nda veznedarlık yaptım. Beş kuruş, on kuruş, yirmi beş kuruş saydım. En büyük paramız on liraydı şimdi iki yüz lira. İki yüz liraya bir çorba vermiyorlar. Zaten cebimde 200 lira yok.”
“Onlar bir yüzükle geldi, gemiciklerin sahibi oldu”
Ankara Büyükşehir Ankara Belediyesinin dağıttığı çorba kuyruğunda konuşan emekli, şunları söyledi:
“Bir hükümet, vatandaşı şu ekmeğe muhtaç ettiyse, aldığın üç kuruşta da gözü varsa, kesintileri de bol ise bir çorbayı bile bu sabah yağmurun altında bu vatandaşlar arıyorsa ekonomi bozuk demektir. Allah razı olsun belediye başkanından. Ben bir şey demiyorum. Gözlerime bakarsanız anlarsınız çaresizliğin ne olduğunu. Sonuç itibarıyla emekliyim. İnsanların düştüğü hal bu. Ne diyeyim? Parmağımda yüzük yok. Geçim sıkıntısı nedeniyle boşandım. Onlar bir yüzükle geldi, gemiciklerin sahibi oldu.”
Diyarbakırlı bir emekli ise geçim sıkıntısını şöyle özetledi:
“Şimdi bize sorabilirsiniz, ‘Bu saatte siz bu kahve köşelerinde ne yapıyorsunuz?’ diye İnanın ben torunlarımla birlikte yaşıyorum. Ama onların sofrasına katkı sağlayamadığım için yüzüm yok. Onlar daha yatarken ben evden çıkıyorum. Otuz sene, kırk sene prim ödedik. Bu ülkeye hizmet verdik. Emekli olup bir köşede rahat edeceğiz sandık. Ama geçmiş günlerimizi arar hale geldik.”
“Verecekleri 2 bin lira için bir ay uğraştılar”
Aksaraylı emekli, “Maaşımı almaya daha 20 gün var, ben ne kadar harcamışım? 16 bin TL. Benim alacağım maaş 18 bin TL. Paraya bak. 600 milletvekili, 250 binden aşağı maaş alan yok, 400 bin liradan aşağı maaş alan yok. Bize 2 bin TL verene kadar sanki Meclis kan kustu. Verecekleri 2 bin TL için bir ay uğraştılar. İnsan utanır ya! Adam 18 bin TL ile ne yapacak ya? Bir de evi kira olan ne yapacak” diye sordu.
“Dert bir değil, elvan elvan”
Yozgatlı bir emekli “Ne diyelim? Alsınlar kendileri yesinler. Zaten geçinemiyoruz. Çocuğuma pantolon alayım dedim, 700 lira. Tuvalet kâğıdı alayım dedim 185 lira. Ben nasıl geçineceğim? Altı–yedi ekmek gidiyor eve. Kiradayım. Doğal gaz, elektrik, su… dert bir değil, elvan elvan. Hadi gel de geçin” diye konuştu.
“İnşallah değişecek, tek tesellim bu”
Denizli’de konuşan emekli yurttaş, “En düşük emekli maaşını bin lira artırıyorlar. Zaten bunu kabul etmiyoruz. Ben emekliyim, 28 bin lira maaş alıyorum. Aramdaki fark 2022’de yüzde 108 iken şu anda yüzde 18’e düştü. Türkiye’de herkesi en düşük emekli maaşına doğru çekiyorlar. Bu, tüm Türkiye halkını açlığa, sefalete ve yoksulluğa terk etmek demektir. Ben 67 yaşındayım, bu yağmurda bunun için buraya geldim. Değişecek, değişecek, değişecek. Tek tesellim bu” dedi.
“Azrail’le sözleşme yapacaklar, ‘Emeklileri öldürün, para ödemeyelim’ diyecekler”
Diyarbakırlı bir emekli yurttaş, “Utanmasalar, güçleri yetse Azrail’le sözleşme yapacaklar, ‘Emeklileri öldürün, para ödemeyelim’ diyecekler. Ama şunu düşünmüyorlar ‘yarın benim sürem dolduğunda ben de emekli olacağım, ben de bu hayatı yaşayacağım.’ Bunu düşünmeden, utanmadan diyorlar ki ‘Emekliler çok yaşıyor” diye konuştu.
“Hükümetin gözü aydın, emekli öldü”
Emekliler, “Yapılmayan zamlarla beraber emekli vefat etmiştir. Hükümetin de gözü aydın” diyerek, Giresun’da lokma dağıttı. Giresunlu emekli şunları söyledi:
“Yöneticilerimizin gözü aydın. Çünkü emeklilerin çok yaşadığını, ölmediğini ima ediyorlardı. Hükümetimizin ve küçük ortağının sayesinde emeklilerimiz can vermiş sayılırlar. Hayatta kalabilecek olanlar ne ala, kalabildikleri kadar kalacaklar ama gerisi için maalesef az önce lokma dağıtıldı, ben de aldım, ben de emekliyim. Ne diyelim? Vatandaşımızın, emeklilerimizin başı sağ olsun; hükümetimizin gözü aydın.”
“Emekli aç ölecek”
Osmaniyeli yurttaş, “30 bin lira vermesi lazımdı. 30 verseydi iyiydi. Emekli aç ölecek. Emekli başka ne yapacak? Verdikleri zam da kendilerinin olsun” diye konuştu.
“Çöp olacak şeylerle besleniyoruz”
İstanbul’da yaşayan emekli bir yurttaş ise “Biz artık öğün atlıyoruz. Günde iki öğünle yaşıyoruz. Birçok arkadaşımız tek öğüne düşürdü. Aldığımız şeyler piyasadaki en ucuz ve en kalitesiz mallar. On tane market dolaşıyoruz. En ucuzu hangisi, en kötüsü hangisi diye bakıyoruz. Neredeyse çöp olacak şeylerle besleniyoruz. Artık pazara çıkamaz hâle geldik. Bu nereye kadar? ‘Bıçak kemikte’ diyorlar ya bıçak kemiği geçti” dedi.
“Kızımdan pazar parası almaya gittim”
İstanbul’da Pazar alışverişindeki bir emekli ise yaşadığı sıkıntıyı şu sözlerle anlattı:
“Ben geçinemiyorum. Gerçekten geçinemiyorum. Kızımdan pazar parası almaya gittim. Kızımdan harçlık aldım, geldim. Şimdi pazar yapıyorum ama her şeyi alamıyorum. Akşam geliyorum çünkü akşam daha ucuz oluyor.”
“Onların bir defa oturup yemek yediği para”
Artvinli emekli, “TÜİK söylesin biz de oradan alışveriş yapalım. 2 liraya aldığımız simit, ekmek 20 lira olmuş, beş liraya aldığımız meyve 70–80 lira olmuş, 100 lira olmuş. Verdikleri maaş yetecek mi? Hesapladıklarına göre bir emeklinin maaşı 16 bin liradan en fazla 19 bin lira olur. Neye yeter? Onların bir defa oturup yemek yediği paradır o” dedi.
“Kemal Sunal gibi ekmeği cama sürüyoruz”
İzmirli başka bir emekli ise “Aldığımız para zaten yetmiyor. Ev kirası ve her şeye zam. Kiralar çok arttı. Devletten beklentimiz var ama olmuyor. Lokantalarda etler biftekler yiyordum. Lokantanın önünden geçiyoruz, camdan bakıyoruz. Kemal Sunal gibi ekmeği cama sürüyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.
“En az 30 bin lira olmalı”
Bir başka İstanbullu emekli ise “Ev kirası var, elektrik var, su var. Nasıl geçineceğiz? Ekstra çalışmazsak geçinemiyoruz. En düşük emekli maaşı en az asgari ücret kadar olmalı. En az 30 bin lira olmalı. Bakın, en az diyorum. Çünkü geçinilmiyor” dedi.
“Kemer sıka sıka kemer kalmadı, delik oldu hep”
Sinoplu yurttaş, “Bir arkadaşım yanıma gelip çay söyleyeceğim diye utanıyorum. Emekliyim ben. Ne yapacağız? Emekçi ne yapar? Sürünür. Bu hale getirenlere başka diyecek bir şeyim yok. Allah emekçiye sabır versin. Kemer sıka sıka kemer kalmadı, delik oldu hep. Yeter artık. Canımıza tak etti. Ben mutlu değilim. Türkiye mutlu değil. İnsanlar konuşamıyor. Korku var” diye konuştu.
“Sokaktan tahta toplayacağım, yakacağım”
Ankara’da yaşayan bir başka emekli ise çocuklarının kirasını ödediğini belirterek, şunları söyledi:
“Aldığım maaş kirama yetmiyor. Kiramı çocuğum ödüyor. Eğer o ödemezse, ev sahibi beni kapının önüne koyacak. Kömürü boş ver. Sokaktan tahta toplayacağım, yakacağım. Nasıl geçineceğim ben? Başka çarem var mı? Devlet yöneticileri gözü kör mü? Bilmiyor mu bir insanın ne kadarla geçinebileceğini?”
Ankara’da yaşayan başka bir emekli yaşadıkları zorlukları, “Biz bir pantolon alıyoruz, dört–beş sene giyiyoruz. Senede bir pantolon alma hakkımız yok mu? Senede bir lokantaya gidip ailece yemek yeme hakkımız yok mu? Ama yok” sözleriyle anlattı.
Artvinli emekli ise “Lokantaya gidemiyoruz. Torunlarımıza bir şey alamıyoruz. Çay ocaklarında çay 20 lira, güneşli havalarda iyi de yağmurlu havalarda durumumuz iyi değil” diye konuştu.

