Haber: Ogün AKKAYA – Kamera: Uğur DEMİRCİ
(TBMM) – TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez, “Türkiye’nin yapay zeka alanında sadece kullanıcı ya da uygulayıcı değil, geliştiren, düzenleyen ve küresel normlara katkı sunan bir aktör olmasını arzu ediyoruz. Bu dönüşümün seyircisi olmak istemiyoruz” dedi. Dönmez, “Yapay zeka destekli şarkılar son günlerde trend listelerine giriyor. Bununla ilgili telif hakkı doğuyor. Bir telif hakkı olursa bu kime ödenecek” sorusuna, “İlgili paydaşlarla görüşmek lazım. Çünkü işin sonunda bu işin ekonomisi var. Eğer telif hakkı tanırsanız bunu yayınlayanlardan da belli bir ücret kazanmanız söz konusu olacak. Bunu bence ilgili taraflarla görüşerek çözebileceğimizi düşünüyorum” yanıtını verdi.
TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a geçtiğimiz ay sunulan 900 sayfalık ve 100 öneriden oluşan raporun içeriği hakkında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, komisyonun başkanvekili AK Parti Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu ve komisyon sözcüsü AK Parti İstanbul Milletvekili Büşra Paker de yer aldı.
Komisyonun çalışmalarına geçtiğimiz yıl 14 Ocak tarihinde başladığını hatırlatan Dönmez, bu süreçte kamudan, özel sektörden, yurt içinden, yurt dışından, üniversitelerden konu uzmanlarını ve tarafların paydaşlarını detaylı bir şekilde dinlendiğini söyledi.
Raporun 26 Şubat’ta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a sunulduğunu hatırlatan Dönmez, “Bugün burada sadece bir raporun tamamlanışını değil, Türkiye’nin özellikle dijital çağdaki konumuna dair stratejik bir iradenin somutlaşmış halini konuşuyor olacağız. Çünkü yapay zeka artık çok klasik bir teknoloji değil. Hayatımızın her alanına, iş alanlarının, iş yapma biçimlerimizin, modellerimizin her alanına dokunan, onları belki de radikal bir şekilde değiştirmeye zorlayan bir teknolojiyle de karşı karşıyayız. Yapay zeka, ekonomik rekabetin bugün görüyoruz ki belirleyicisi durumunda. Ulusal güvenliğin bir çarkı ve toplumsal dönüşümün de hızlandırıcısı pozisyonundadır. Ve en önemlisi belki de veri çağında egemenliğin yeni tanımını yapay zeka ile yapıyor olacağız. Raporumuzun temel yaklaşımı çok net. Türkiye’nin yapay zeka alanında sadece kullanıcı ya da uygulayıcı değil, geliştiren, düzenleyen ve küresel normlara katkı sunan bir aktör olmasını arzu ediyoruz” diye konuştu.
“Yapay zeka, doktorun hastanesinde teşhisi desteklemeli, çiftçinin tarlasında verimi yükseltmeli”
Türkiye’nin sadece ekonomik bütyüklüğüyle değil, aynı zamanda teknolojik gelişmelerle G20 içerisinde yer alması gerektiğini belirten Dönmez, “Hedefimiz, teknoloji üretim kapasitemiz, dijital altyapımız ve insan kaynağımızla da ilk 20 içinde kalıcı bir şekilde konumlanmaktır. Bu bir prestij meselesi değildir. Bu, rekabet gücü, stratejik bağımsızlık ve gelecek vizyonu meselesidir. Biz, teknolojiyi tüketen değil, üreten Türkiye idealini yapay zeka alanında da hayata geçirme arzusundayız. Yapay zeka denildiğinde çoğu zaman aklımıza algoritmalar, veri merkezleri ve yazılım altyapıları geliyor.A ncak biz biliyoruz ki asıl mesele insan ile teknoloji arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağıdır. Bu nedenle raporumuzda yapay zekayı yalnızca bir veri öğrenme aracı olarak değil, aynı zamanda bir sorumluluk alanı olarak da ele aldık. Yapay zeka, öğretmenin sınıfında eğitim kalitesini artırmalı, doktorun hastanesinde teşhisi desteklemeli, çiftçinin tarlasında verimi yükseltmeli, gençlerimizin hayallerine yeni ufuklar açmalıdır. Bu dönüşüm hiçbir bireyi dışarıda bırakmamalıdır diye düşünüyoruz” dedi.
“Bizim yaklaşımımız yasaklayıcı değil, düzenleyici ve dengeleyici olmuştur”
Yapay zekanın büyük fırsatlar sunduğu kadar beraberinde bazı riskleri de barındırdığını söyleyen Dönmez, “Algoritmik ayrımcılık, veri güvenliği ihlalleri, mahremiyet sorunları, istihdam dönüşümü ve etik sınırlar mutlaka doğru yönetişim mekanizmalarıyla ele alınmalıdır. Komisyonumuz, etik standartların belirlenmesi, risk temelli regülasyon modeli geliştirilmesi ve kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi yönünde somut öneriler ortaya koymuştur. Bizim yaklaşımımız yasaklayıcı değil, düzenleyici ve dengeleyici olmuştur. Amacımız inovasyonu boğmak değil, güven ortamı oluşturarak sürdürülebilir bir ekosistem inşa etmektir” diye konuştu.
“Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır”
“TBMM olarak bizler bu dönüşümün seyircisi olmak istemiyoruz” diyen Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yasama organı olarak görevimiz yön vermek, düzenlemek, dengelemek ve toplumsal faydayı maksimize etmektir. Yapay zeka alanında atılacak her adım, insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri, adaleti ve şeffaflığı merkeze almak zorundadır. Bu rapor, teknolojik ilerleme ile demokratik değerler arasında güçlü bir denge kurma çabasının ürünüdür. Bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmek isteriz. Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır. Türkiye, dijital dönüşümün sadece tüketicisi, kullanıcısı değil; üreticisi ve düzenleyicisi olacaktır. Türkiye, insan odaklı yapay zeka yaklaşımıyla bölgesel bir güçten küresel bir öncüye doğru kararlılıkla ilerleyecektir.”
Yapay zeka şarkılarına telif ödenecek mi?
Dönmez, “Yapay zeka destekli şarkılar son günlerde trend listelerine giriyor. Bununla ilgili telif hakkı doğuyor. Bir telif hakkı olursa bu kime ödenecek? Yapay zekaya mı? ‘Yüzde 50- yüzde 50’ deniliyor. O şarkıyı bestelemesi için sunan kişiye mi ödenecek? Nasıl bir düzenleme olur?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Telif haklarının korunmasına ilişkin bir kanunumuz var ama gerçek kişilere ait ya da eğer bir kurumla, yayıncıyla anlaşma yaptıysa yayıncının, yani tüzel kişinin bir takım hakları var. Burada tabii bir gerçek kişi yok fakat bunu geliştiren bir kişi ya da tüzel kişi olabilir. Mevzuatta bu anlamda bir tanımlamaya ihtiyaç var mı? Var. Bununla ilgili paydaşlarla görüşerek geliştirebiliriz, olgunlaştırabiliriz diye düşünüyorum. O henüz çok erken tabii. Ben de takip ediyorum. Hakikaten gerçek kişilerden daha fazla izleniyor. Bizim yıllardır dinlediğimiz bir eseri farklı bir şekilde de ortaya koyabiliyorlar. Tabii o eserin orijinal sahibinin telif hakları ne olacak? Siz bunu yeniden yorumladığınızda bunlar da yine hiç şüphesiz tartışma konusu. İlgili paydaşlarla görüşmek lazım. Yani yapay zekâyla ilgili ürettiğiniz bu eserlerin kime teslim olacağı, bir telif olup olmayacağı… Çünkü işin sonunda bu işin ekonomisi var. Eğer telif hakkı tanırsanız bunu yayınlayanlardan da belli bir ücret kazanmanız söz konusu olacak. Bunu bence ilgili taraflarla görüşerek çözebileceğimizi düşünüyorum.”

