(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, “Son dönemdeki askeri harekatlardan çıkarılması gereken dersler” başlığıyla yaptığı açıklamada, “Milli güvenlik yalnızca askerî güçle değil, harekâta hazır bir silahlı kuvvet yapısıyla birlikte toplumsal dirençliliği, demokratik yönetimi, adaleti ve hukukun üstünlüğünü eş zamanlı olarak tesis edebilen devletlerin kalıcı gücü hâline gelir” dedi.
CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, “Son dönemdeki askeri harekâtlardan çıkarılması gereken dersler” başlıklı yazılı açıklama yaptı. Bağcıoğlu, şunları kaydetti:
“Günümüz çatışma ortamında başarı yalnızca tank, gemi, uçak veya asker sayısıyla değil; bilginin hızlı toplanması, doğru analiz edilmesi, hızlı karar alınması ve sahada etkin uygulanmasıyla ölçülüyor. Uzun süreli cephe savaşları yerine kısa süreli, hassas ve hedef odaklı operasyonlarla stratejik sonuç elde edilebileceği açıkça görülüyor. Günümüz harekâtları aynı zamanda ‘etki odaklı harekât’ konseptinin uygulamaları olarak tarihteki yerini alıyor. Yıllarca uygulanan ekonomik yaptırımlarla toplumların direnci zayıflatılıyor, silahlı kuvvetlerin etkinliği azaltılıyor ve son aşamada kısa bir askeri müdahaleyle hedefe ulaşılıyor.”
Bağcıoğlu, temel harp prensipleri çerçevesinde son dönemden öğrenilmesi gerekenleri “Bilimsel Karar Destek Süreci”, “Hızlı ve Dinamik Karar Alma”, “Sade ama Kapsamlı Planlama”, “Baskın (Sürpriz) Unsuru”, “Hedef”, “İstihbarat Etkinliği”, “Kurumlar Arası Koordinasyon (Komuta Birliği)”, “Siklet Merkezi Prensibi”, “Gerçekçi Eğitim ve Hazırlık”, “Emniyet ve Dijital Ayak İzi”, “Caydırıcılık”, “Göreve Özel Kuvvet ve Teçhizat Yapısı”, “Liyakat ve Moral”, “Etki Odaklı ve Hızlı Hareket Edebilen Birimler” başlıkları altında şöyle sıraladı:
“Savaş doğru, bilimsel temelli ve güncel bilgiyle kazanılır. Veri analizi kapasitesinin güçlendirilmesi meteorolojiden istihbarata, lojistikten operasyonel çevre koşullarına kadar harekâtı etkileyebilecek tüm değişkenlerin bilimsel yöntemler, modelleme ve öngörü araçlarıyla bütüncül biçimde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Modern savaşta zaman, kuvvet üstünlüğünden daha kritiktir. Dakikalar içinde karar alıp uygulamak, günler sonra daha büyük kuvvetle müdahale etmekten daha etkili sonuç veriyor. Komuta kademelerinde hızlı karar döngüsü başarının temeli. Tüm olası senaryoları kapsamak kaydıyla planın sade ve anlaşılır olması sahadaki icranın hızını, uyumunu ve hata payını doğrudan belirler.
“Doğru hedef süreyi, maliyeti ve kayıpları azaltırken stratejik kazancı artırır”
Tespit edilmeden hedefe ulaşıp bölgeden ayrılabilmek, açık çatışmaya kıyasla daha yüksek stratejik etki üretmektedir. Bu nedenle harekât emniyeti ve bilgi güvenliği, operasyonel başarının temel belirleyicileridir. Günümüzde ülkeleri bütünüyle işgal etmek yerine, kritik komuta-kontrol ve yönetim yeteneklerini kısa sürede etkisiz hâle getirmek mümkün ve çoğu durumda daha etkili bir çözüm sunmaktadır. Bu çerçevede geniş çaplı harekâtlar yerine, doğru hedef seçimine dayalı nokta ve odaklı operasyonlar önem kazanmaktadır. Doğru hedef süreyi, maliyeti ve kayıpları azaltırken stratejik kazancı artırır.
“Farklı istihbarat disiplinlerinin tek bir merkezde entegre edilmesi operasyonel üstünlüğün temel şartıdır”
Başarı; sinyal, görüntü, insan, açık kaynak ve siber istihbaratın eş zamanlı ve bütünleşik biçimde kullanılmasıyla sağlanır. Bu süreçte yerel unsurlarla iş birliği kritik bir çarpan etkisi yaratırken farklı istihbarat disiplinlerinin tek bir merkezde entegre edilmesi operasyonel üstünlüğün temel şartıdır. İstihbarat ve harekât, birden fazla kurumun eşgüdüm içinde çalışmasını zorunlu kılar. Kurumlar arası koordinasyon eksikliği, operasyonun hızını ve sürpriz etkisini doğrudan ortadan kaldırır. Asıl etki sahip olunan platform sayısından ziyade, kuvvetin en kritik hedefe odaklanması ve bu yolla oluşturulan psikolojik baskıdan doğar. Bu nedenle mevcut ve kısıtlı kaynakların, harekâtta en yüksek etkiyi üretecek kritik noktalara yoğunlaştırılması esastır.
“Üstün ateş gücü ve manevra kabiliyeti yalnızca fiilî kullanım için değil, caydırıcılık üretmek için de vardır”
Tatbikatların mümkün olduğunca gerçekçi kurgulanması, eğitim ve tatbikat süreçlerinde harekât sahası, çevresel koşullar ve karşı kuvvetin gerçekçi biçimde benzetilmesi, belirsizlik ve kritik karar anlarında üstünlük sağlar. En üst düzey korumaya sahip kişiler dahi günlük rutinleri, cep telefonu kullanımları ve dijital izleri üzerinden takip edilebilmektedir. Bu nedenle kritik personelin güvenliğinde dijital disiplinin sağlanması ve rutinlerin düzenli olarak değiştirilmesi zorunludur. Üstün ateş gücü ve manevra kabiliyeti yalnızca fiilî kullanım için değil, caydırıcılık üretmek için de vardır. Karşı taraf açısından ne zaman ve nasıl müdahale edileceğinin belirsizliği dahi hareket serbestisini ciddi biçimde kısıtlar. Bu nedenle ortaya çıkan psikolojik etki, harekâtın ayrılmaz bir unsuru olarak bilinçli ve etkin şekilde kullanılmalıdır. Düşük irtifada, gece şartlarında ve radar tehdidi altında tespit edilmeden uçabilen; elektronik harp, keşif ve hedef tespit kabiliyetine sahip helikopterler gece operasyonlarının vazgeçilmez unsurları olmaya devam etmiştir. Her görevin niteliğine uygun özel platform ve teçhizatın envanterde hazır bulundurulması, operasyonel esneklik ve başarı açısından kritik önemdedir.
“Milli güvenlik harekâta hazır bir silahlı kuvvet yapısıyla demokratik yönetimini eş zamanlı olarak tesis edebilen devletlerin kalıcı gücü hâline gelir”
Teknik üstünlük tek başına yeterli değildir. Personelin eğitim seviyesi, saha tecrübesi, motivasyonu ve liyakat esaslı görevlendirilmesi operasyonel başarının belirleyici unsurlarıdır. Moral gücü yüksek ve liyakatli personel, silah ve sistemlere hayat verendir. Günümüz harekât ortamı hızlı hareket edebilen, hedefine kısa sürede ulaşan ve verilen görevi süratle tamamlayabilen birimlerin; hantal ve kalabalık yapılara kıyasla daha etkin ve faydalı olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Etki odaklı, çevik ve esnek birlik yapıları modern harekâtın temel unsuru hâline gelmiştir. Sonuç olarak milli güvenlik yalnızca askerî güçle değil, harekâta hazır bir silahlı kuvvet yapısıyla birlikte toplumsal dirençliliği, demokratik yönetimi, adaleti ve hukukun üstünlüğünü eş zamanlı olarak tesis edebilen devletlerin kalıcı gücü hâline gelir.”

