Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

WWF-Türkiye’den Milli Parklar Kanunu tepkisi: “Dağ çökerse şehir göçer”

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik teklifine tepki gösterdi. Vakıf, milli parkların turizm yatırımlarına açılmasının ekosistemler üzerinde geri dönülmez baskılar yaratabileceğini belirterek, “Dağ çökerse şehir göçer” uyarısında bulundu.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli

(ANKARA) – Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik teklifine tepki gösterdi. Vakıf, milli parkların turizm yatırımlarına açılmasının ekosistemler üzerinde geri dönülmez baskılar yaratabileceğini belirterek, “Dağ çökerse şehir göçer” uyarısında bulundu.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Parklar Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Vakıf, düzenlemenin milli parkların turizm yatırımlarına açılmasına yol açabileceğini belirterek, korunan alanlara yönelik planlamalarda “taşıma kapasitesi” ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı.

WWF-Türkiye’nin açıklaması şöyle:

“Küresel iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, kuraklık, seller ve orman yangınları gibi ekolojik krizlerin daha sık ve yoğun yaşandığı coğrafyamızda, daha fazla ve daha iyi korunan doğa alanına ihtiyacımız var.

Ancak TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Parklar Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 4. maddesi ile Milli Parklar Kanunu kapsamına giren ve bu kapsamda korunması gereken yerlerdeki Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinde, turizm yatırımlarına ilişkin plan kararlarının Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca sonuçlandırılacağını düzenleyerek Milli Parkları turizmin hizmetine sunuyor.

Özellikleri ve karakterleri bozulmadan korunmaları gerektiği kanunlarda açıkça düzenlenmiş bu alanların plan kararlarının; amacı bu alanları korumak, geliştirmek ve yönetmek olan Milli Parklar Kanunu yerine, amacı turizm sektörünü düzenlemek ve geliştirmek olan Turizmi Teşvik Kanunu esas alınarak verilmesi kabul edilemez.

“Yeni yol projeleri ekosistem üzerindeki baskıyı onarılamaz düzeyde artırır”

Milli parklarımızın dörtte üçünün dağ ekosistemlerinde yer aldığına dikkat çeken Yönetim Kurulu üyemiz Oğuz Kuloğlu: ‘Dağlık alanlar son derece hassas ve kırılgan ekosistemler olarak özel yönetim yaklaşımlarına tabi olmalıdır. Dağlık alanlarda ‘yolsuz’ alanları korumanın öncelik olması gerekir. Yeni yol projeleri ekosistem üzerindeki baskıyı onarılamaz düzeyde artırır. Su kaynakları ve biyoçeşitliliğin devamı için dağların özenle yönetilmesi gerekir. Dağ çökerse şehir göçer.’ sözleriyle değerlendirdi.

Milli parklar endemik türlere ve nadir ekosistemlere ev sahipliği yaptığından her türlü faaliyet yalnızca bilimsel zonlama ve plan kararlarıyla belirlenmeli.

Korunan alanlar, doğal yapı insan eliyle büyük ölçüde dönüştürülürken, elimizde kalan son doğal kaleler. Ekolojik krizler karşısında dirençli kalmamızı sağlayan bu alanlara yönelik tüm düzenlemelerde talebe göre değil, kaynağın niteliğine göre belirlenmiş bir ‘taşıma kapasitesi’ dikkate alınarak planlama yapılmalı.”