Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ümit Özdağ’dan, Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaya ilişkin açıklama: Buradan çıkarılması gereken çok sayıda ders var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaya ilişkin, “Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmadan çıkarılması gereken dersler konusunda da iktidarı uyarıyoruz. Yıllarca Pakistan yemedi yedirdi, korudu, destekledi. Pakistan, Afganistan Savaşı sürecinde büyük fedakârlıklar yapmış, Afgan direnişini desteklemiş ve Rusya’ya karşı yürütülen mücadelenin mümkün hâle gelmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak bugün Afganistan’daki mevcut yönetim, Pakistan’ı içeriden de tehdit edebilecek bir söylem geliştirmektedir. Buradan çıkarılması gereken çok sayıda ders bulunmaktadır” dedi. 

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Pakistan ile Afganistan arasındaki

Haber: Zeynep BOZUKLU / Kamera: Yasin KABADAYI

(ANTALYA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaya ilişkin, “Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmadan çıkarılması gereken dersler konusunda da iktidarı uyarıyoruz. Yıllarca Pakistan yemedi yedirdi, korudu, destekledi. Pakistan, Afganistan Savaşı sürecinde büyük fedakârlıklar yapmış, Afgan direnişini desteklemiş ve Rusya’ya karşı yürütülen mücadelenin mümkün hâle gelmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak bugün Afganistan’daki mevcut yönetim, Pakistan’ı içeriden de tehdit edebilecek bir söylem geliştirmektedir. Buradan çıkarılması gereken çok sayıda ders bulunmaktadır” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve beraberindeki parti heyeti, partisinin Antalya’da düzenlediği iftar programına katıldı. Programdan önce ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Özdağ, Pakistan ile Afganistan arasında başlayan çatışmalara ilişkin şöyle konuştu:

“Pakistan, Afganistan’ın işgali ve Afganistan Savaşı başlamadan önce birçok alanda Hindistan ile yarışan, modern ve güçlü bir devlet olma yolunda hızla ilerleyen bir ülkeydi. Ancak önce Rusya, Afganistan’ı işgal etti. Ardından ABD’nin Pakistan’ı cephe gerisi olarak değerlendirdiği ve Rusya’ya karşı Afgan direnişini desteklediği bir süreç başladı. Bu dönemde Afganistan’dan Pakistan’a milyonlarca insan göç etti. Bu yoğun göçle birlikte Pakistan’ın sosyal yapısı ve İslam anlayışı köklü bir değişime uğradı. Sonuçta Pakistan, bu savaşın bedelini oldukça ağır ödedi.

“Türkiye’nin buradan ders çıkarması gerekiyor”

Hindistan ve Çin ile olan rekabetinde önemli ölçüde koptu, toplumda ciddi ayrışmalar yaşandı ve Afgan tarzı İslam anlayışının radikalleştirdiği bir siyaset Pakistan’da etkili hâle geldi. Bugün Pakistan, Taliban yönetimindeki Afganistan ile bir çatışma sürecine girmiş durumdadır. Üstelik Pakistan’da hâlâ milyonlarca Afgan yaşamaktadır. Bunların bir kısmı, 40 yıl sonra alınan zorunlu tedbirlerle Afganistan’a geri gönderilmiştir. Bu çatışmanın başladığı günlerin hemen başında, Afganistanlı bir yetkili devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ‘Pakistan’da milyonlarca Afgan yaşıyor. Pakistan kendisine dikkat etsin; gerekirse bu kardeşlerimizi Pakistan’a karşı bir çatışmaya davet edebiliriz’ şeklinde bir ifade kullanmıştır. Bu açıklama, durumun ne kadar tehlikeli olduğunu ve Türkiye’nin buradan ders çıkarması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

Benzer bir durum, İran-İsrail arasında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında da ortaya çıkmıştır. İsrail’in, Afganları kullanarak İran’a karşı topladığı istihbaratın yüzde 60’ını insani istihbaratı kapsamında elde ettiği görülmüştür. Böylece, 29 İranlı en üst düzey generalin 28 tanesini daha savaşın ilk 3 saati içinde yatak odalarında öldürmüşlerdir. Milli İstihbarat Teşkilatı’na bağlı Milli İstihbarat Akademisi’nin söz konusu on iki günlük savaştan çıkarılması gereken derslere ilişkin raporunda da demografik değişimlerin oluşturabileceği güvenlik risklerine dikkat çekilmiş; Türkiye’nin Suriyeliler ve Afganların gelişiyle karşı karşıya olduğu potansiyel tehlikelere işaret edilmiştir.

Bu çerçevede, Zafer Partisi olarak uzun yıllardır dile getirdiğimiz hususların artık devletin istihbarat kurumları tarafından da değerlendirildiğini görmekteyiz. Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmadan çıkarılması gereken dersler konusunda da iktidarı uyarıyoruz. Yıllarca Pakistan yemedi yedirdi, korudu, destekledi. Pakistan, Afganistan Savaşı sürecinde büyük fedakârlıklar yapmış, Afgan direnişini desteklemiş ve Rusya’ya karşı yürütülen mücadelenin mümkün hâle gelmesinde önemli rol oynamıştır. Ancak bugün Afganistan’daki mevcut yönetim, Pakistan’ı içeriden de tehdit edebilecek bir söylem geliştirmektedir. Buradan çıkarılması gereken çok sayıda ders bulunmaktadır.”

Özdağ, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 81 ildeki okullara gönderdiği Ramazan ayı etkinliklerine ilişkin şunları söyledi:

“Ramazan öncelikle şükür ve sabır ayıdır; aynı zamanda kul hakkının yenilmediği ve adaletin tesis edildiği bir dönem olmalıdır. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz şartlarda bu idealin tam anlamıyla gerçekleştiğini söylemek güçtür. Bayramların eski tadının kalmadığı gibi Ramazanların da eski atmosferinden uzaklaştığı bir dönemden geçiyoruz. Toplumun küçük bir kesimi ülke zenginliğinin büyük bölümünü kontrol ederken, milyonlarca insan ise sınırlı imkânlarla hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Böyle bir ortamda topluma yeni bir refah ve umut sunamayan iktidarın, toplumun dikkatini, ekonomik sorunlardan başka alanlara yönlendirme çabası içinde olduğu görülmektedir. Milli eğitimin bu çerçevede araçsallaştırıldığı düşünülmektedir.

“Dikkatleri pazarda 1 kilo domates almakta zorlanan Ayşe teyzeden bu noktaya çektiler”

İktidarın uzun yıllardır yaptığı şeyler, İslam’ın ve Ramazan’ın manevi güzelliklerini çocuklara aktarmaktan ziyade toplumu kutuplaştıran bir zemine çekmek olduğu yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Dikkatleri pazarda 1 kilo domates almakta zorlanan Ayşe teyzeden bu noktaya çektiler. Biz Zafer Partisi olarak bu tuzağa düşmeyeceğiz. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı, kutuplaşmayı aşmak ve asıl mesele olan kaynakların nasıl ve ne ölçüde adil dağıtıldığını tartışmaktır. Esas üzerinde durulması gereken konu budur.”