(ANKARA)- Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın HÜDA PAR’a yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan açılan davada beraatına karar verdi. Özdağ, “Bu tür baskı süreçleri ne beni ne Zafer Partisi’ni bugüne kadar inandığımız ilkelerden geri adım atmaya zorlamadı, zorlayamaz. Neye inanıyorsak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini savunmak için ne gerekiyorsa onu yapmaya ve söylemeye devam edeceğiz” dedi.
Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın sosyal medyada HÜDA-PAR’a ilişkin sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla açılan davada, beraat kararı verdi.
Özdağ, duruşma sonrası Ankara Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:
“Biliyorsunuz, geçen sene ‘cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla gözaltına alınmış ve daha sonra Kayseri’deki olayları tahrik ettiğim iddiasıyla tutuklanmıştım. Tutuklandığım gün Ankara’da hakkımda 9 iddianame, ifade almadan hazırlandı ve şimdi bu açılan davalarla ilgili yargılanmalarım devam ediyor.
Tahliyeden sonra duruşması yapılan dört davada beraat etmiştim. Dün de iki dava daha görüldü. Onlardan birisinden beraat ettim. Birisi de bir para ödemesiyle kapandı. Bugün ise HÜDA PAR’ın Genel Başkanı’nın benimle ilgili yapmış olduğu ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik”el ilgili bir suç duyurusunu Cumhuriyet Savcılığı iddianame haline getirmiş.
“İkinci duruşma sonunda beraat ettim”
HÜDA PAR Genel Başkanı, Türk bayrağının adının değiştirilmesini ve anayasanın ilk dört maddesinin değişebileceğini söylemişti. Ben de buna tepki vermiştim ve bu açıklamalarımdan ötürü halkı kin ve düşmanlığa teşvik suçlaması yapılmış. Hem yasada hem Yargıtay içtihatlarında durum çok açık olmasına ve böyle bir iddianame hazırlanamayacak olmasına rağmen böyle bir iddianame hazırlanmış. İlk iddianame mahkeme tarafından reddedilmiş. Savcılık üst mahkemeye götürmüş. Üst mahkeme de iddianameyi reddetmiş. Bunun üzerine savcılık yeni bir iddianame hazırlayarak bunu mahkemeye sunmuş. Bugün yargılama tekrar gerçekleşti. İkinci duruşma gerçekleşti ve ikinci duruşma sonunda beraat ettim.
“Muhalifler, bu ülkenin ikinci sınıf yurttaşları değildir”
Yaşanan bu süreç gösteriyor ki, adaletin siyasallaştırılarak muhalefeti baskı altına almak, susturmak için kullanılması yoğun bir şekilde devam ediyor. Düşman ceza hukuku uygulaması devam ediyor. Oysa bu ülkeyi en fazla ayrıştıran, milleti en fazla bölen şey hiç şüphesiz düşman ceza hukukudur. Biz, Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu belirleyen maddenin ciddiye alınmasını ve uygulanmasını istiyoruz. Muhalefet mensupları, iktidarı tasvip etmeyenler bu ülkenin ‘zencileri’ değildir. Bu ülkenin ikinci sınıf yurttaşları değildir. Herkes hangi hukuktan istifade ediyorsa, muhalefete oy veren, destekleyen veya muhalif olan kişiler de iktidardakilerin, iktidarı destekleyenlerin tabi olduğu hukuka tabi olmalıdır.
Bu tür baskı süreçleri ne beni ne Zafer Partisi’ni bugüne kadar inandığımız ilkelerden geri adım atmaya zorlamadı, zorlayamaz. Neye inanıyorsak, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini savunmak için ne gerekiyorsa onu yapmaya ve söylemeye devam edeceğiz.”

