Haber: Melis YILDIRIM – Kamera: Yasin KABADAYI
(ANKARA) – Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, dördüncü yılına yaklaşan Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin, “Ukrayna bu savaşı bir an önce sonlandırmak ve ölümleri durdurmak için belirli tavizler vermeye hazır. Ancak elbette bu tavizler toprak bütünlüğü, egemenlik ve bağımsızlıkla çelişecek, kırmızı çizgilerimizi ihlal edecek nitelikte olamaz” dedi. Türkiye ile Ukrayna ilişkilerinin çok iyi seviyede olduğunu vurgulayan Celal, “Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerin çok parlak bir gelecek vaat ettiğini düşünüyorum. Halihazırda olduğumuz noktanın çok çok daha ötesine genişleyerek devam edebiliriz” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaş dördüncü yılına giriyor. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, sahadaki son durum, müzakereler ve Türkiye-Ukrayna ilişkilerine ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
Savaşın dördüncü yılına girerken cephedeki durumun zor olduğuna dikkat çeken Celal, bir taraftan barış amaçlı müzakere süreci devam ederken Rusya’nın tek bir gün dahi saldırılarını durdurmadığını gördüklerini kaydetti. Celal, “Oysa ki cephe hattındaki duruma bakacak olursak aslında övünebilecekleri bir başarı da elde etmiyorlar ama saldırılarını da aralıksız sürdürüyorlar. Bazı cephe hattı noktalarında kritik durum söz konusu. Bunlardan biri Donetsk’teki Pokrovsk kasabası. Buraya askeri, taktik ve stratejik başarıdan öte aynı zamanda zaferin şehri olacak gibi sembolik bir anlam yükleniyor Rusya tarafından” ifadelerini kullandı.
Celal, Zaporijya’daki elektrik santrali çevresinde de son derece ciddi bir durumun söz konusu olduğunu dile getirerek, “Rusya’nın oranın sivillerine yönelik saldırıları kesintisiz sürüyor” dedi. Celal, “Ukrayna’daki en kritik nokta ve şu an için bizi en çok zorlayan şey ise Rusya Federasyonu’nun cephe hattının çok dışına taşması ve özellikle sivil altyapıya yönelik adeta bir terör uygulaması. Burada altyapı tesislerinden normal sıradan insanların yaşadığı evlere kadar, yani çatışmalar ve savaş alanıyla hiçbir alakası olmayan insanlar maalesef ki Rusya’nın saldırganlığının kurbanı olmaya devam ediyor” diye konuştu.
“2025’te Türkiye’de yoğun bir diplomasi trafiği yaşandı”
17-18 Şubat’ta Cenevre’de ABD, Ukrayna ve Rusya arasında yapılan müzakereler ve olası bir ateşkes ya da savaşın sonuna yakın olunup olunmadığı sorusu üzerine Celal, hem Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin hem de Ukrayna Devleti’nin barışa ilişkin samimi niyetlerini her fırsatta ifade ettiklerini söyledi. Celal, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugün bulunduğumuz noktada Ukrayna Devleti olarak uzun vadede bizi barış anlaşmasına götürecek ateşkese razıyız ve istiyoruz. Bundan müttefiklerimiz de haberdar. Genel olarak gelecek vaat eden her türlü fırsatı değerlendirdiğimizi ifade etmek isterim. Bildiğiniz üzere aslında savaşın sonlandırılmasına ilişkin müzakereler farklı formatlarda ve coğrafyalarda ilk günden itibaren bir şekilde devam etti. 2025 senesinde Türkiye’de yoğun bir diplomasi trafiği yaşandı. Ardından ABD Devlet Başkanı Trump’ın girişimi gündeme geldi. Ukrayna bu girişimin her bir noktasıyla, maddesiyle hemfikir olmasa da yine de bu girişimi kabul etti ve gerçekten samimi bir çaba gösterdi. Günümüzde de bu çerçevede taraflar arasındaki müzakereler sürmeye devam ediyor.
“Güvenlik garantileri öngörülebilir, efektif bir mekanizmayla temsil edilmeli”
Ancak hem Ukrayna’nın hem de bütün dünyanın arzuladığı hızda barışa ulaşmamızın önünde bir engel de söz konusu. Bu da Rusya Federasyonu’nun kendisi. Her ne kadar Ukrayna heyeti bu müzakerelerde son derece yapıcı davranmaya çalışsa da aynı davranışı karşı taraftan göremeyebiliyoruz. Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi Ukrayna bu savaşı bir an önce sonlandırmak ve ölümleri durdurmak için belirli tavizler vermeye hazır. Ancak elbette bu tavizler toprak bütünlüğü, egemenlik ve bağımsızlıkla çelişecek, kırmızı çizgilerimizi ihlal edecek nitelikte olamaz. Çünkü bunu ne hükümet ne halk kabul eder. Bununla beraber özellikle kabul edilemeyecek şeyler arasında Rusya tarafından geçici olarak işgal edilen toprakların Rusya’ya ait olduğunun tanınması gibi bir nokta var. Ukrayna tarafından tabii ki de kabul edilmeyecektir. En az toprak konusu kadar önemli olan bir başka husus da erişilecek barışın garanti altında alınmasıdır. Güvenlik garantilerinden söz ediyorum. Bu garantiler öngörülebilir, efektif bir mekanizmayla temsil edilmelidir.”
Büyükelçi Celal, Rusya’nın Ukrayna’nın Avrupa Birliği ve NATO üyeliğinden vazgeçmesi yönündeki talebin sorulması üzerine her üniter devletin kendi geleceğini belirleme hakkını sahip olduğunu, kendi topraklarını, halkını kiminle, hangi çatı altında koruyacağını seçebileceğini kaydetti. Celal, “Bu savaş Rusya tarafından sadece Ukrayna topraklarına ve halkına karşı değil, uluslararası hukukta da yer bulan halkların kendi kaderini tayin hakkına karşı yürütülen bir saldırganlık” şeklinde konuştu.
“Güvenlik garantileri sunulduğu takdirde geçici olarak NATO hedefini askıya almayı değerlendirebiliriz”
Ukrayna’nın NATO ile olan temasları ve güvenlik arayışının uzun zamandır tartışıldığına dikkat çeken Celal, bu süreç sonucunda Ukrayna halkının NATO üyesi olma yönünde irade sergilediğini anımsattı. Celal, sözlerine şöyle devam etti:
“Biz hiçbir kurumu ya da organizasyonu NATO da dahil idealize etmiyoruz. Mükemmel olmadığının da farkındayız. Ancak günümüz şartlarında Türkiye’nin de bir üyesi olduğu ve bu nedenle hem Ukrayna’nın NATO geleceği bağlamında hem de stratejik ilişkilerimiz bağlamında Türkiye ile de bu alanda çok sıkı işbirliğimiz olduğunu vurgulamak isterim. Uzun vadede kendimizi NATO ile birlikte görüyoruz.
Cumhurbaşkanımız, özellikle barış müzakereleri kapsamında daha hızlı bir şekilde barışa ulaşmak için Ukrayna olarak bize alternatif güvenilir, barış ve güvenlik garantileri ABD, Türkiye ve önde gelen devletler tarafından sunulduğu takdirde, biz geçici olarak NATO hedefine ilerleyişimizi askıya almayı değerlendirebiliriz dedi. Şu an için güvenlik mimarisini incelediğimizde NATO’dan daha iyi bir mekanizma göremiyoruz. Ancak eğer alternatif bir şey sunulursa ve bu gerçekten öngörülebilir, efektif bir mekanizma olursa da böyle bir taviz vermeyi değerlendireceğimizi söyledik daha öncesinde.”
Cenevre’deki görüşmelerde, Rusya’nın talep ve beklentilerinde bir değişiklik olmadığını söyleyen Celal, “Her zaman her şeyi istiyorlar. Ukrayna topraklarına ilişkin iştahı devam ediyor Rusya’nın. Her ne kadar açıklamalarında sanki barış istiyorlar gibi davransalar da eylemlerine baktığımızda Rusya’nın aralıksız saldırılarını devam ettirdiğini görüyoruz” dedi.
“Rusya cephede elde edemediğini masada almak istiyor”
Celal, Rusya’nın Donetsk bölgesinin tamamını istediğini belirterek, “Askeri açıdan Rusya orayı tamamen işgal etmiş durumda değil. Bazı kısımları Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından kontrol edilmekte ve buralarda çok ciddi savunma tesisi ve kapasiteleri geliştirilmiş durumda. Rusya cephede elde edemediğini masada almak istiyor. Ancak bu Ukrayna için askeri, politik ve stratejik açıdan kabul edilemez ve oldukça mantıksızdır. Çünkü oradaki savunma kapasitelerinin Rusya kontrolüne geçmesi demek, bir sonraki Rusya saldırısında Ukrayna’nın yine savunmasız kalacağı anlamına gelecektir” ifadelerini kullandı.
Ukrayna’nın NATO üyeliği iradesinden vazgeçmesinin ve Rusya’nın işgali altındaki Ukrayna topraklarının Rus toprağı olarak tanınmasının Rusya tarafından istendiğini söyleyen Celal, bunu ne Devlet Başkanı Zelenski’nin ne de Ukrayna halkının kabul edemeyeceğini vurguladı.
Celal, “Ukrayna heyetinin müzakere sürecine ilişkin aktardığı bilgilere göre şöyle bir olumlu gelişmeden söz edebiliriz. Rus heyeti geleneksel oyalama ve tarih anlatıları, ki bu anlatılara göre Rusya’nın Ukrayna’yı elde etme hakkı var kendilerine göre, bundan artık biraz vazgeçip daha pragmatik yaklaştıklarını gözlemlediklerini söylediler. Bu da özellikle esir takası gibi daha insani konularda pratik sonuçlara ulaşmayı bir tık kolaylaştırıyor” diye konuştu.
“Güçlü ilişkileri liderlerimiz arasındaki direkt güçlü iletişim besliyor”
Büyükelçi Celal, Türkiye ile Ukrayna ilişkilerinin çok iyi seyrettiğini dile getirdi. “Güçlü ilişkileri liderlerimiz arasındaki direkt güçlü iletişim beslemekte” diyen Celal, Zelenski’nin 2025’te üç kere Ankara’yı ziyaret ettiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile temaslarda bulunduğunu anımsattı. İki ülke Dışişleri Bakanları’nın da temaslarının yoğun olduğuna değinen Celal, “Hükümetlerimiz ve yetkililer sürekli olarak iletişimde kalmaya devam ediyor. Devletlerimiz ve resmi kurumlar arasındaki bu olumlu ivmeyi biz daha da genişletmek istiyoruz. Bunu nasıl yapıyoruz? Tabii ki de çok çok farklı alanları kapsayan ticari ilişkilerimizi geliştirerek, tarımdan diğer birçok alana özellikle savunma sanayideki temaslarımızı ve projelerimizi daha da güçlendirerek. Ben şahsen Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerin çok parlak bir gelecek vaat ettiğini düşünüyorum. Halihazırda olduğumuz noktanın çok çok daha ötesine genişleyerek devam edebiliriz” dedi.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı en yakın zamanda ülkemizde ağırlamak istiyoruz”
Olası bir üst düzey ziyarete ilişkin Celal, “Cumhurbaşkanı Zelenski gerektiğinde ilk fırsatta Türkiye’yi ziyaret edecektir, bundan eminim. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da her zaman Ukrayna’da bekleniyor olduğunu ifade etmek isterim. Kendisinin Cumhurbaşkanımızdan bir daveti var. Tabii ki de hem Ukrayna Devleti hem Ukrayna halkı olarak Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı en yakın zamanda ülkemizde ağırlamak istiyoruz. Ama şunun da farkındayız elbette. Rusya’nın aralıksız devam eden saldırıları nedeniyle güvenlik ve yine Rusya saldırıları nedeniyle Ukrayna hava sahasının kapalı olması, ulaşım sıkıntısı ve lojistik açıdan zorluklar çıkarabiliyor” ifadelerini kullandı.
Celal, savaşa rağmen iki ülkenin ticaret hacminin 2025 yılı itibariyle 6,6 milyar dolara ulaştığını anımsatarak, “Savaşa rağmen artış devam ediyor. Karadeniz’deki seyrüsefer ve ticaret zorluklarına ve güvenlik tehditlerine rağmen böyle bir artışın gözlemleniyor olması Cumhurbaşkanlarımız tarafından işaret edilen 10 milyar dolarlık karşılıklı ticaret hedefine en yakın zamanda ulaşacağımıza dair de bize güven veriyor” diye konuştu.
“Ruslar, Baykar fabrikasını bilinçli bir şekilde vurdu”
Baykar’ın Kiev yakınlarında 2024 yılında inşasına başladığı ortak üretim merkezindeki son durumun sorulması üzerine Celal, Baykar ile Ukrayna arasında samimi ilişkilerin olduğunu söyledi. Celal, fabrika inşaatının tamamlanmakla beraber henüz faaliyete geçmediğini ve bunun sebebinin Rusya’nın saldırıları olduğunu ileri sürdü. Celal, şu görüşleri dile getirdi:
“Rusların bunu bilinçli bir şekilde yaptığını ve Baykar fabrikasını bilinçli bir şekilde vurduğunu söylemek isterim. Son zamanlarda Ukrayna’daki Türk iş dünyasına yönelik, özellikle gemilere yönelik çok fazla saldırı olduğunu görüyoruz Rusya tarafından. Bunu da bilinçli ve sistematik bir şekilde yapmaya başladılar. Türkiye Devleti’nin zaten bunu nasıl okuyacağını, nasıl sonuçlar çıkaracağını kendisinin çok iyi bildiğini biliyoruz.
Fabrikaya dönecek olursak, tabii ki de biz bu fabrikanın faaliyet göstermesini isteriz. Ancak burada güvenlik konusu öncelikli. Şirketin yöneticileri Sayın Haluk ve Selçuk Bayraktar da en iyisini yapacaklardır. Onlar da bizim dostumuz, Ukrayna’nın dostları. Umuyoruz ki hem Baykar bağlamında hem de diğer savunma sanayi işbirliklerimiz açısından iki halka da hizmet edecek ve iki ülkenin güvenliğine güçlü katkılar sağlayacak projeler artarak devam eder. Mevcut olanlar da faaliyetlerini en güçlü şekilde sürdürür.”
“Rusya, Türkiye’nin tepkisini test ediyor sanki”
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, Karadeniz’den geldiği değerlendirilen insansız hava araçlarının (İHA) Türk hava sahasına girmesi ve İHA parçalarının Türk sahillerine vurmasıyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Ukrayna, Türkiye Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesine, egemenliğine, topraklarına, bağımsızlığına son derece saygı duymakta ve desteklemekte. Zaten stratejik müttefikimiz bizim ve herhangi bir şekilde zarar verme gibi bir niyete asla sahip olamaz. Söz konusu İHA’ların kontrolden çıkmış olması nedeniyle Türkiye sahillerine kadar ulaşabildikleri ifade ediliyor. Herhangi bir kasıt söz konusu değildir.
Bunun dışında, aynı dönemde yaşanan başka bir olay da kontrol altında olan ve özellikle de Türkiye’deki savunma sanayi tesisleri yakınlarında seyreden Rus İHA’larına dikkat çekmek istiyorum. Tabloyu birleştirdiğimizde, önce fabrikaya yapılan saldırılar, ardından Ukrayna’daki Türk iş dünyasına, gemilere yapılan saldırılar ve şimdi de bu İHA’ların dolaşımı şunu gösteriyor ki, Rusya Türkiye’nin tepkisini test ediyor sanki. Bunu daha önce Doğu Avrupa ülkelerine karşı uygulamışlardı. Örneğin, Polonya’ya karşı yine dronlar gönderiyorlardı. Oradan sert bir tepki gelmemişti. Ancak Türkiye tarafına geri döndüğümüzde Türkiye hiçbir ülkeyi kendi topraklarını, egemenliğini çiğneyecek, göz ardı edecek bir pozisyona getirmez. Bunun için çok güçlü bir ülke ve Türkiye’nin bu ilkeli, prensipli tutumunu da Ukrayna olarak her zaman destekliyor olacağız.”

