Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Tutuklu Bayrampaşa Belediye Başkanı Mutlu: “Benim canım oğlum bu yaşta direnmeyi, dik durmayı, mücadeleyi öğrendin”

Tutuklanmasının ardından Bayrampaşa Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hasan Mutlu, tutukluluğunun 151’inci gününde tutukluluk sürecine ilişkin açıklamada bulundu. Mutlu avukatı aracılığı ile gönderdi mektupta “Bugün biricik oğlumun Abdullah Bahri’nin doğum günü…Sevgili oğlum, nice mutlu yaşlar diliyorum sana, şimdi 17 yaşındasın, gençliğinin baharında erken mücadele etmeye başladın. Daha önce yaşamadıklarını yaşadın. Haksızlık ile hukuksuzluk ile yalan ve iftiralar ile bizlere yapılanları gördün. Benim canım oğlum bu yaşta direnmeyi, dik durmayı, mücadeleyi öğrendin” dedi.

Tutuklanmasının ardından Bayrampaşa Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hasan Mutlu, tutukluluğunun

(İSTANBUL) Tutuklanmasının ardından Bayrampaşa Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hasan Mutlu, tutukluluğunun 151’inci gününde tutukluluk sürecine ilişkin açıklamada bulundu. Mutlu avukatı aracılığı ile gönderdi mektupta, “Bugün biricik oğlumun Abdullah Bahri’nin doğum günü…Sevgili oğlum, nice mutlu yaşlar diliyorum sana, şimdi 17 yaşındasın, gençliğinin baharında erken mücadele etmeye başladın. Daha önce yaşamadıklarını yaşadın. Haksızlık ile hukuksuzluk ile yalan ve iftiralar ile bizlere yapılanları gördün. Benim canım oğlum bu yaşta direnmeyi, dik durmayı, mücadeleyi öğrendin” dedi.

Tutuklanmasının ardından Bayrampaşa Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hasan Mutlu, tutukluluğunun 151’inci gününde tutukluluk sürecine ilişkin açıklamada bulundu. Mutlu, avukatı aracılığı ile gönderdiği mektupta, şunları kaydetti:

“Bugün 10 Şubat Salı, esaretimizin 151. günü; 151 gündür ben ve arkadaşlarım esaret altında tutuluyoruz. Ben ve bazı arkadaşların tek kişilik hücrelerde bazı arkadaşlarım ise 40-50 kişilik koğuşlarda tecrit altındayız. 151 gündür bizler buralarda mağdur, ailelerimiz ise dışarda mağdur… Artık hayatımız monoton hale geldi, sabah 8.00 da kalk, 08.15’de avlu kapısı açılır, saat 18.00’da avlı kapısı kapanır, 20.10’ da sayım, 00.00’ da herkes içerde kapılar kapanır zaman zaman görüşe gelenlerimiz olur şeklinde süreç dönüp duruyor. Ayda bir tutukluluğun gözden geçirilmesi incelemesi yapılır, neden yapıldığını da anlamış değilim. 2 metrekarelik küçük bir bölüme giriyoruz. Önümüzde bir masa, üstünde bir bilgisayar ve kamera bu şekilde yaklaşık 2 saat bekletiliyoruz.

“Adalet er geç tecelli eder”

Sonunda başlıyor, söylenen tek şey Hasan Mutlu tutukluluğunuzun devamına karar verilmiş söylemek istediğin bir şey var mı, sanırım suçlamaları reddediyorsun, tamam çıkabilirsin, hepsi bu… Ara sıra Avukatlarımdan veya haberlerden öğreniyorum, belli ki bu mağduriyete dayanamayan iftira atıp kurtulma yolunu seçenler oluyor veya suça bulaşmış ama üzerimize yıkmaya çalışarak kurtulmaya çalışanlar oluyor, haberlere yansıyan yalanlara baktığımda bu iftiraların nasıl atılabildiğine inanamıyorum. Gizlilik kararı olan dosyada basına ve medyaya yansıyan iddialara bakıldığında üzerimize neden bu kadar oyunlar oynandığını, bu hırsın sebebini anlamakta güçlük çekiyorum. Aslında içeride mağduruz ancak özgürüz. Yalanın ve iftiranın kölesi olmaya çalışanlar ise özgürlükleri ile kumar oynadıklarının farkında değil. Ne diyebiliriz ki herkes kendine yakışanı yapar ancak doğrular ve gerçekler gizlenemez, delilsiz suç olmaz, adalet er geç tecelli eder…

“Babanı ve babanla birlikte bu zindanlarda dimdik durabilen dostları asla unutma…”

Bugün içimde ayrı bir heyecan ayrı bir duygu var, bugün biricik oğlumun Abdullah Bahri’ nin doğum günü… Şimdi onun yanında olmayı, onu kutlamayı, sarılıp, koklamayı ve öpmeyi çok isterdim. Her zamanki gibi, benim hediyemi aldın mı oğlum diyerek espri yapıp sonra hediyesini vermeyi çok isterdim. Bir mutlulukla başını öne eğip gülümsemesini görmeyi ne çok isterdim. Sevgili oğlum, nice mutlu yaşlar diliyorum sana, şimdi 17 yaşındasın, gençliğinin baharında erken mücadele etmeye başladın. Daha önce yaşamadıklarını yaşadın. Haksızlık ile hukuksuzluk ile yalan ve iftiralar ile bizlere yapılanları gördün. Benim canım oğlum bu yaşta direnmeyi, dik durmayı, mücadeleyi öğrendin birtanem. Seni çok seviyorum oğlum, daha güzel nice yaşlar geçirmen dileğimle, babanı ve babanla birlikte bu zindanlarda dimdik durabilen dostları asla unutma…”