Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Tutuklanan gazeteci Alican Uludağ’ın avukatı Tora Pekin: Türkiye gazeteciler için adeta bir cehennem

Gazeteci Alican Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklanmasının ardından avukatları ve meslektaşları, İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. Avukat Tora Pekin, “Türkiye gazeteciler için adeta bir cehennem. Çok zor, belki de imkânsız bir iş yapılıyor. Her tutuklamadan sonra yeni bir dönemeç daha dönülüyor; şartlar giderek ağırlaşıyor, hiçbir şey hafiflemiyor” dedi.

Gazeteci Alican Uludağ’ın "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçlamasıyla tutuklanmasının ardından avukatları

(İSTANBUL) – Gazeteci Alican Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklanmasının ardından avukatları ve meslektaşları, İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. Avukat Tora Pekin, “Türkiye gazeteciler için adeta bir cehennem. Çok zor, belki de imkânsız bir iş yapılıyor. Her tutuklamadan sonra yeni bir dönemeç daha dönülüyor; şartlar giderek ağırlaşıyor, hiçbir şey hafiflemiyor” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Alican Uludağ hakkında, X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla resen soruşturma başlattı. Dün gözaltına alınan Uludağ, öğle saatlerinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

Savcılık, ifadesinin ardından Uludağ hakkında “dijital metaryelleri üzerinde henüz inceleme yapılmamış olması, delillerin toplanma aşamasında olması ve kaçma şüphesinin olduğu” gerekçesiyle “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” iddiasıyla tutuklama talep edildi. Uludağ, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklandı.

Uludağ’ın avukatları ve meslektaşları, tutuklama kararının ardından İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaparak karara tepki gösterdi.

“Birkaç gün önce Meclis’ten ifade ve basın özgürlüğünü vurgulayan bir rapor çıkmış olması da maalesef tabloyu değiştirmiyor”

Uludağ’ın avukatı Tora Pekin, şunları söyledi:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bir tweet nedeniyle resen soruşturma başlatmış. Ancak o tek satırın algı yaratmak için yeterli olmayacağını düşünmüş olmalı ki bir yıllık paylaşımlara dönülmüş ve yaklaşık 70 tweet için polislere inceleme yaptırılmış.

Savcılıkta bu paylaşımların TCK 217/A, TCK 299 ve TCK 301 kapsamında değerlendirildiğini duyduk. Daha sonra savcı, yalnızca TCK 299 yani ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ maddesi kapsamında, birkaç tweet nedeniyle tutuklamaya sevk etti.

Hakim karşısına çıktık, orada da derdimizi anlattık. Ancak süreçler maalesef çoğu zaman formalite icabı yerine getirilen işlemlere dönüşmüş durumda. Buna rağmen tutuklama kararı verildi.

Şunu açıkça kabul etmek gerekir: Türkiye gazeteciler için adeta bir cehennem. Çok zor, belki de imkânsız bir iş yapılıyor. Her tutuklamadan sonra yeni bir dönemeç daha dönülüyor; şartlar giderek ağırlaşıyor, hiçbir şey hafiflemiyor.

Birkaç gün önce Meclis’ten ifade ve basın özgürlüğünü vurgulayan bir rapor çıkmış olması da maalesef tabloyu değiştirmiyor. Gazeteciler tutuklanmaya devam ediyor.

Alican en son çıkarken bize, ‘Alican susmadı, susmayacak. Lütfen bunu meslektaşlarımıza iletin’ dedi. Bunu size iletmek boynumuzun borcu. Gazeteciler elbette susmasın.”

“Alican yılmayacak, yazmaya devam edecek. Biz de öyle”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Banu Tuna ise şöyle konuştu:

“Yılgın değiliz, bunu özellikle söylemek istiyorum. Yılmadığımızı ve yılmayacağımızı ısrarla vurgulamak önemli. Daha üç saat önce buradaydık. Bu hukuksuz gözaltının altını çizerek meslektaşımız, arkadaşımız Alican Uludağ’ın serbest bırakılmasını istedik. Ancak Alican tutuklandı.

Sabah ve öğle saatlerinde burada ‘Alican Uludağ gazetecidir, gazetecilik suç değildir” dedik. Üç saat sonra değişen hiçbir şey yok. Alican Uludağ bu mesleğin yüz akı bir gazetecidir. Gazetecilik suç değildir; eleştiri hakaret değildir. Alican yılmayacak, yazmaya devam edecek. Biz de öyle.”

“Çocuklarının ağlatılmasına rağmen dimdik ayakta kaldığı için Alican Uludağ şu an cezaevine gönderildi”

Gazeteci Timur Soykan ise şunları söyledi:

“Alican Uludağ’ın ifadesinden iki cümle okuyacağım arkadaşlar:

‘İki çocuğum vardır. Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksa da ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim.’

Bütün işin özeti bu arkadaşlar. Alican da biliyor. Hepimiz biliyoruz, değil mi? İstersek yandaş olabiliriz. Gider, sadece sarayın söylediklerini yazabiliriz. O konforlu, lüks uçaklara binip onlarla gezebiliriz. Makamlarımızda keyif çatabiliriz, rahatımıza bakabiliriz. Herkes bunu biliyor.

Ama Alican Uludağ ve buradaki pek çok meslektaşım halka gerçekleri borçlu. Biz gazeteciler, halka gerçekleri anlatmakla yükümlüyüz. Halk adına siyasi iktidarı denetlemek bizim görevimiz. Bizim işimiz bu.

Ve işini yaptığı için; onurlu, namuslu ve gururlu bir şekilde durduğu için; tehditlere rağmen, gözaltılara rağmen, çocuklarının ağlatılmasına rağmen dimdik ayakta kaldığı için Alican Uludağ şu an cezaevine gönderildi.

Ama umutsuz değiliz. Türkiye daha önce de böyle dönemler yaşadı. Belki bu kadar sert değildi ama yine de yaşadı. Aynı Tora’ın dediği gibi bir viraj daha açıldı. Türkiye bir kez daha gazeteciler için bir cehenneme çevrilmek isteniyor. Ancak ne kadar zorlaştırırlarsa zorlaştırsınlar, bir gazeteci olarak halka gerçekleri anlatmaya, yolsuzlukları yazmaya, skandalları ortaya çıkarmaya devam edeceğiz.

Çünkü bizim tek bir korkumuz var: Halka gerçekleri anlatamamak. Bunun dışında hiçbir korkumuz yok.

Alican da ifadesinde bunu söyledi. Arkadaşımızın, bu onurlu gazeteciliği yaptığı için hapsedilmesini tarih yazacak. Onu hapsedenleri de tarih yazacak. Ve biz onunla gurur duyacağız. Mesleğimizi yapmaya, gazetecilik yapmaya devam edeceğiz.”

“Üzgünüz ama yılgın değiliz”

Gazeteci Çiğdem Toker de “Şuna inanıyorum: Eğer bu ülkede herkes kendi mesleğini Alican gibi hakkıyla, iyi ve sorumlulukla yapabilseydi, Türkiye bugün bambaşka bir yerde olurdu. Evet, üzgünüz ama yılgın değiliz” dedi.