Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜRMOB Genel Başkanı Yıldız’dan ‘kara parayla mücadele’ vurgusu: “Ekonomiyi nakit ekonomi olmaktan çıkararak, ödemeleri bankadan sağlamak lazım”

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, kayıt dışı ekonominin bir boyutunun suç gelirleri olduğunu belirterek, “Kara parayla yapısal değişiklikler yaparak mücadele edilir. Türkiye ekonomisini nakit ekonomi olmaktan çıkararak, bütün ödemelerin bankadan geçirilmesini sağlayarak yol alınması lazım” ifadelerini kullandı. 

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları

Haber: Erva GÜN – Kamera: Cemal Berk AYTEKİN

(ANKARA) – Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, kayıt dışı ekonominin bir boyutunun suç gelirleri olduğunu belirterek, “Kara parayla yapısal değişiklikler yaparak mücadele edilir. Türkiye ekonomisini nakit ekonomi olmaktan çıkararak, bütün ödemelerin bankadan geçirilmesini sağlayarak yol alınması lazım” ifadelerini kullandı.

TÜRMOB’un Ekim ayında düzenlenen 25’inci Genel Kurul’un ardından göreve başlayan Genel Başkan İrfan Hüseyin Yıldız ve Kurul üyeleri, gazetecilerle bir araya geldi. TÜRMOB Genel Başkanı İrfan Hüseyin Yıldız, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yıldız, Türkiye ekonomisinin son dönemde enflasyonla mücadele, faizler, büyümenin niteliği, kamu mali dengeleri, kayıt dışı ekonomi ve istihdam piyasasındaki gelişmeler çerçevesinde önemli bir eşikten geçtiğini belirtti.

Enflasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız, “Son dönemde enflasyon oranlarında gözlenen seyir, fiyat istikrarının halen ekonomi politikalarının merkezinde yer aldığını göstermektedir. Dezenflasyon çabaları sürmektedir” dedi.

Enflasyonla mücadelede politika uyumunun önemine dikkati çeken Yıldız, “Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlanabilmesi için para politikası ile maliye politikasının uyumunun sürdürülmesi, kamuda sahici tasarruflara gidilmesi ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi kritik önemdedir. Enflasyonun düşeceğine ilişkin beklentilerin bozulması faizlerin indirilmesini de zorlaştırmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Yüksek vergi ve prim yükleri, nakit ekonomisinin yaygınlığı kayıt dışılığı besleyen unsurlar arasında”

Kayıt dışı ekonominin yapısal bir sorun olduğunu dile getiren Yıldız, “Türkiye’de kayıt dışı ekonomi, vergi tabanını daraltan, sosyal güvenlik sistemini zayıflatan ve rekabet eşitliğini bozan yapısal bir sorun olarak önemini korumaktadır” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu ve Organisation for Economic Co-operation and Development verilerine atıf yapan Yıldız, “Son yıllarda Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranında düşüş yaşansa da özellikle küçük ölçekli işletmeler, hizmet sektörü, tarım ve geçici çalışma alanlarında kayıt dışılık hâlâ belirgin seviyededir” ifadelerini kullandı. Yıldız, kayıt dışılık oranlarına ilişkin, “Kayıt dışı ekonomi; OECD ülkelerinde ortalama yüzde 15–20 civarında hesaplanırken, bu oranın Türkiye’de yüzde 25–30 civarında olduğu hesap ediliyor” bilgisini paylaştı.

Kayıt dışılığı besleyen unsurlara değinen Yıldız, “Yüksek vergi ve prim yükleri, denetim kapasitesi, nakit ekonomisinin yaygınlığı, göç ve düşük vasıflı işgücü gibi faktörler kayıt dışılığı besleyen unsurlar arasında görünüyor” diye konuştu.

Dijital uygulamaların etkisine değinen Yıldız, “Dijitalleşme, e-fatura/e-arşiv fatura uygulamaları, POS ve banka hareketlerinin izlenmesi gibi politikalar kayıt dışılığı azaltma yönünde ilerleme sağlasa da kalıcı çözüm için vergi sisteminin sadeleşmesi, işgücü maliyetlerinin dengelenmesi, kayıtlı olmayı teşvik eden mekanizmalar ve toplumsal vergi uyumunun artırılması kritik öneme sahip bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Vergi sistemi sistem olmaktan çıktı, yamalı hale geldi”

Türkiye’de vergi sisteminin karmaşık hale geldiğini söyleyen Yıldız, şunları kaydetti:

“Çok basit bir şirket hangi vergi oranında, bir kurum hangi vergi oranında vergi ödeyecek diye sorsanız; eğer o şirket ihracatçıysa, aynı zamanda imalatçıysa, aynı zamanda teşvik belgeleri varsa inanın oranını söyleyemezsiniz. Yani bir saat çalışmanız lazım. Bu durum sistemin bütünlüğünü bozuyor. Bu örnek sadece bizde vergi sisteminin yeterince sistem olmaktan çıktığını, yamalı hale geldiğini gösteriyor” dedi.

Vergi reformu taleplerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a ilettiklerini aktaran Yıldız, “Bu alanda bir vergi reformu çalışmasının TÜRMOB tarafından yapılmasının destekleneceğini, bu yönde çalışma yapmamızın faydalı olacağını söylediler. Vergi sisteminin sadeleştirilmesi yönünde bir çalışma yapmamız büyük fayda olacaktır. Türkiye’nin vergi reformuna ihtiyacı var” değerlendirmesinde bulundu.

Bütçe açığına dikkati çeken Yıldız, “Vergiye ihtiyacımız var mı? Var. Çünkü ciddi bütçe açığımız var. Bunun en önemli sağlam finansman kaynağı vergi” dedi. Ancak çözümün yalnızca oran artırımı olmadığını vurgulayan Yıldız, “Artıralım dediğimizde aklımıza sadece oranları artırmak geliyor. Bu kolaycı yanı. Zor yanı, kayıt içine girmeyi teşvik edip vergiyi tabana yaymak ve bu şekilde daha fazla vergi toplamaya gitmek daha mantıklı” diye konuştu.

Kara para ve gri liste vurgusu

Kayıt dışı ekonominin bir boyutunun suç gelirleri olduğunu söyleyen Yıldız, Türkiye’nin kısa süre öncesine kadar gri listede bulunduğunu hatırlattı. Yıldız, “Mali Eylem Gücü’nün denetimleri kasım ayında yapıldı Türkiye’de. Son dönemlerde özellikle Mali Suçları Araştırma Kurulu tarafından kara paranın ve suç gelirlerinin önlenmesi anlamında çalışmalar yapılıyor” dedi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanı Hasan Kaymak ve yönetim kurulu ile toplantı yaptıklarını anlatan Yıldız, meslek mensuplarından da bildirim istendiğini söyledi. Ancak mücadelenin yalnızca ihbarla yürütülemeyeceğini vurgulayan Yıldız, “Kara parayla yapısal değişiklikler yaparak mücadele edilir. Türkiye ekonomisini nakit ekonomi olmaktan çıkararak, bütün ödemelerin bankadan geçirilmesini sağlayarak yol alınması lazım. Türkiye’nin önemli bir yarası. Bununla mücadele edilmelidir. Bugün dijital çağda bu tür hareketleri izlemek daha mümkün” değerlendirmesini yaptı. Yıldız, siyasi iradenin kararlılığının önemine işaret etti.

Enflasyon muhasebesi: “300 milyar lira vergi kaybı”

Enflasyon muhasebesi uygulamasına ilişkin de konuşan Yıldız, uygulamanın eksik yapıldığını savundu. Yıldız, “Türkiye’de enflasyon muhasebesi sadece parasal olmayan aktif ve pasif kalemler üzerinden uygulandı. Gelir tablosu enflasyon düzeltmesine tabi tutulmadı. Sermayesi güçlü olan işletmeler avantajlı çıktı, vergi kazancı elde ettiler. Kredi ile çalışan, borçlu işletmelere ise ekstra vergiler çıktı” ifadelerini kullandı.

Enflasyon düzeltmesi uygulamanın Hazine açısından kayba yol açtığını kaydeden Yıldız, “Çeşitli hesaplamalara göre 300 milyar lira civarında Hazine’nin kurumlar vergisi cephesinde bir kaybına sebep oldu” dedi.

TÜRMOB’un muhasebe programı Luca üzerinden simülasyon yaptıklarını ve uyarıda bulunduklarını anlatan Yıldız, “Maliye vergi kaybına uğrayacak dedik. Fakat o dönem dinlenmedik. ‘Buradan vergi geliri artacak’ dendi. Ama işin sonunda vergi kaybı ortaya çıktı. Ortaya çıkan iki sonuç, birincisi vergi kaybı, ikincisi vergi adaletsizliği. Gücü olmayan firmadan daha fazla vergi alıyorsun, güçlü firmadan daha az alıyorsun” şeklinde konuştu.

“Geçen senenin bütçesinde dolaylı vergiler yüzde 63’tü”

Yıldız, Türkiye’de dolaylı vergilerin payının yüksek olduğuna işaret ederek, “Geçen senenin bütçesinde dolaylı vergiler yüzde 63 civarındaydı. Bu çok yüksek bir oran” diye konuştu.

Avrupa’da doğrudan vergilerin ağırlıklı olduğunu ifade eden Yıldız, “Bizde dolaylı vergi ve kaynakta kesilen vergiler toplamı yüzde 80’e ulaşıyor. Beyanname ile toplanan vergiler yüzde 20’ye denk geliyor. Bu büyük bir adaletsizlik. Asgari ücretli de aynı KDV’yi ödüyor, milyarder de aynı KDV’yi ödüyor. Bu başlı başına bir adaletsizlik” görüşünü dile getirdi.

Deprem bölgesi için geçici vergi talebi

Deprem bölgesindeki mükelleflerin durumuna da değinen Yıldız, 2023-2024-2025 yıllarında mücbir sebep nedeniyle beyanname verilmediğini hatırlattı. Yıldız, “30 Kasım itibarıyla mücbir sebep bitti. Ancak 2025’in 4. geçici vergisi geldi. Deprem bölgesi bütün yılların beyanlarını toplu verecek. Bu büyük bir iş yükü” dedi.

Bakanlığa talepte bulunduklarını anlatan Yıldız, “Deprem bölgesine yönelik 2025 yılının geçici vergi beyanı istenmesin dedik. Eğer kaldırılamıyorsa süre uzatılsın dedik. Aksi halde beyanlar sağlıklı olmayacak. Fiziki altyapı yetersizliği var. Yerinde gittik gördük. Özellikle küçük esnaf hazır değil” ifadelerini kullandı.

Dijital dönüşüm ve dijital para

Dijital dönüşüme kamu kurumlarının hızlı uyum sağladığını aktaran Yıldız, Maliye Bakanlığı’nı, Gelir İdaresi Başkanlığı Dijital Vergi Dairesi uygulamasını örnek gösterdi. Yıldız, Türkiye’nin dijital para çalışmaları alanında adım atmasının ekonomik güçle bağlantılı olduğunu dile getirerek, “Bir ülkenin para birimi o ülkenin ekonomik gücü ve itibarıyla ilgilidir. Ekonomi güçlü ise para birimi de güçlü olur. Yapay reformlar yapılabilir ama esas olan ekonominin güçlü olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.