Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul: “İthal kömür politikaları yeni bir Soma faciasına kapı mı aralıyor?”

Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, ithal kömür politikasının yerli üretim, istihdam ve iş güvenliği açısından riskler barındırdığını vurgulayarak, “Tespitlerimiz ve uyarılarımız felaket tellallığı değil, olası bir facianın önlenmesine ilişkin çağrımızdır. Sadece Soma değil, bütün işyerlerinde durum aynıdır. Biz bir daha Soma gibi bir felaket yaşamak istemiyoruz. Bir daha ocaklardan siren sesleri yükselmesini, evlere ateş düşmesini istemiyoruz” dedi.

Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, ithal kömür

(ANKARA) – Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, ithal kömür politikasının yerli üretim, istihdam ve iş güvenliği açısından riskler barındırdığını vurgulayarak, “Tespitlerimiz ve uyarılarımız felaket tellallığı değil, olası bir facianın önlenmesine ilişkin çağrımızdır. Sadece Soma değil, bütün işyerlerinde durum aynıdır. Biz bir daha Soma gibi bir felaket yaşamak istemiyoruz. Bir daha ocaklardan siren sesleri yükselmesini, evlere ateş düşmesini istemiyoruz” dedi.

Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, “İthal kömür politikaları yeni bir Soma faciasına kapı mı aralıyor?” yazılı açıklama yaptı. İthal kömür uygulamalarının yerli üretimi zorlaştırdığını ve maden işçilerinin çalışma koşulları üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eoer Akçul, madenciliğin yüksek risk içeren bir işkolu olduğunu vurgulayarak, çalışanların iş güvencesine ilişkin belirsizlik yaşamasının iş sağlığı ve güvenliği açısından da değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Akçul, “Bugün sahada gördüğümüz tablo maalesef kaygı vermenin çok ötesine geçmiş, ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. İthal kömür nedeniyle üretimin daralması, ocakların kapanma riski, vardiyaların azaltılması, üretici firmaların konkordato ilan etmesi, iş güvencesine dair belirsizlikler ve sürekli ‘yarın ne olacak’ endişesi, madencinin üzerinde ciddi bir stres yükü oluşturmaktadır. Üretici firmalarla sözleşme dönemlerimiz başlamış ve işverenler ilk defa sıfır zam talebiyle masaya oturmaktadır. Özellikle Soma’da, üretim yapamadıkları, yaptıklarını satamadıkları, sattıklarının da parasını Torku firmasından alamadıkları için ağır finansal sıkıntılar yaşayan şirketler, kendilerince haklı sebepler sunmaktadır. İki ucu keskin bıçaklar ortasındayız, emekçimizin hakkını savunmak adına her türlü girişimi yapmaktayız fakat işsiz kalmakla da ayrıca sınanmaktayız” dedi.

“Madencinin canı, ithal kömürden ucuz değildir”

Yoğun stres ve kaygının iş kazaları açısından risk oluşturabileceğini dile getiren Akçul, madencilikte dikkat ve odaklanmanın hayati önem taşıdığını ifade etti. Soma’da 2014 yılında yaşanan maden faciasını hatırlatan Akçul, şunları kaydetti:

“İş kazaları oranı her ne kadar düşüşe geçmiş olsa da, biz Soma’da asrın felaketini yaşamış bir ülkeyiz. Acının, ihmallerin ve bu ihmallerin bedelini canla ödemenin ne demek olduğunu maalesef en iyi biz biliriz. Kazaların azalmış olması riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bu nedenle açıkça söylüyoruz. İthal kömür politikaları sadece yerli kömürü değil, madencinin moralini, motivasyonunu ve can güvenliğini de tehdit etmektedir. İthal kömür sevdası, madencinin Azrail’i konumuna gelmiştir. Bu kara sevda hem madenciye, hem yerli üreticiye, hem yöreye, hem de ülkemize pahalıya patlayacaktır. Bu tespitlerimiz ve uyarılarımız felaket tellallığı değil, olası bir facianın önlenmesine ilişkin çağrımızdır. Sadece Soma değil, bütün işyerlerinde durum aynıdır. Biz bir daha Soma gibi bir felaket yaşamak istemiyoruz. Bir daha ocaklardan siren sesleri yükselmesini, evlere ateş düşmesini istemiyoruz.

Türkiye Maden İşçileri Sendikası olarak bir kez daha uyarıyoruz ve somut adımlar atılıncaya kadar uyarmaya devam edeceğiz. Enerji politikaları maliyet hesabıyla değil, insan hayatı merkeze alınarak belirlenmelidir. Yerli üretimi zayıflatan, işçiyi belirsizliğe iten her uygulama, dolaylı olarak iş kazası riskini artırmaktadır. Bu sorumluluğu kimse görmezden gelemez ve bu çağrımıza kayıtsız kalamaz. Ülkemizin enerjisi, bu ülkenin emekçisinin kanı ve canıyla yoğrulmuştur. Madencinin canı, ithal kömürden ucuz değildir.”