Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100’üncü yılı… Aylin Nazlıaka: Kadınları yalnızlaştıran, eşit yurttaşlık hakkını zayıflatan hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, “Türk Medeni Kanunu’nun Kabulünün 100. Yılı Uluslararası Sempozyumu”nda; “AKP iktidarı döneminde birtakım haklarımız aşındırılmaya çalışıldı. Örneğin 2017 yılında müftülere resmî nikâh yetkisi verildi. Yine içinde bulunduğumuz dönemde Medeni Kanun’un 175 ve 160. maddeleriyle ilgili bir düzenleme yapılmak isteniyor. Yani kadının yoksulluk nafakasına göz dikilmiş durumda. Aile mahkemelerini işlevsiz hâle getirmeye yönelik girişimler söz konusu” dedi.

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka,

(ANKARA) – CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, “Türk Medeni Kanunu’nun Kabulünün 100. Yılı Uluslararası Sempozyumu”nda; “AKP iktidarı döneminde birtakım haklarımız aşındırılmaya çalışıldı. Örneğin 2017 yılında müftülere resmî nikâh yetkisi verildi. Yine içinde bulunduğumuz dönemde Medeni Kanun’un 175 ve 160. maddeleriyle ilgili bir düzenleme yapılmak isteniyor. Yani kadının yoksulluk nafakasına göz dikilmiş durumda. Aile mahkemelerini işlevsiz hâle getirmeye yönelik girişimler söz konusu” dedi.

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, “Türk Medeni Kanunu’nun Kabulünün 100. Yılı Uluslararası Sempozyumu”nda konuştu. Nazlıaka, şunları söyledi:

“Medeni Kanun yalnızca bir hukuk düzenlemesi değildir; hepimiz bunu gayet iyi biliyoruz. Aynı zamanda kadınların eşit yurttaşlık hakkının tapusu anlamına gelmektedir, değerli arkadaşlar. Ben yıllardır her 17 Şubat’ta Medeni Kanun’un kabulünün yıl dönümü vesilesiyle basın açıklaması yaparım. Dün akşam bilgisayarımda bu dosyaları yıl yıl açtım ve kronolojik olarak okudum.

Size bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötüden başlayayım. Her yıl karşı devrim hareketinin saldırıları artmış. Çünkü yaptığım basın açıklamalarında hem Medeni Kanun’un öneminden bahsedip hem de mevcut durum analizi yapmıştım. Ancak iyi haber şu ki her saldırı arttığında bizim de direncimiz artmış. Yani onlar yapmak istediklerini hayata geçirememişler. Bundan sonra da geçiremeyecekler. Bunu bir kez daha burada, hep birlikte not edelim istiyorum.

“AKP bütün bunları reform adı altında duyuruyor”

Bu nedenle Medeni Kanun sadece geçmişin değil, bugünün ve geleceğimizin de en güçlü güvencelerinden biridir. Evet, AKP iktidarı döneminde birtakım haklarımızın aşındırılmaya çalışıldığından bahsettim. Örneğin 2017 yılında müftülere resmî nikâh yetkisi verildi. Yine içinde bulunduğumuz dönemde Medeni Kanun’un 175 ve 160. maddeleriyle ilgili bir düzenleme yapılmak isteniyor. Yani kadının yoksulluk nafakasına göz dikilmiş durumda. Aile mahkemelerini işlevsiz hâle getirmeye yönelik girişimler söz konusu. Oysa altında imzamız bulunan uluslararası sözleşmeler, başta CEDAW yani Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, insan haklarına dair davalarda arabuluculuk olamayacağını açıkça belirtmektedir. Ancak şimdi bunu tartışmaya açmış durumdalar. AKP bütün bunları reform adı altında duyuruyor.”

“Kadınlar insan onuruna yaraşır bir düzen istiyor”

İktidarın yasaları uygulamasını gerektiğini dile getiren Nazlıaka, şunları söyledi:

“İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalasınlar. Bizim onlardan beklediğimiz budur. İktidar, nafaka aldığı için adeta kadınları suçluyor. Oysa kadınları güçlendirecek herhangi bir politika ortaya koyulmuyor. Kadınlar insan onuruna yaraşır bir düzen istiyor. Ekonomik olarak güçlenmek istiyor. Eşit işe eşit ücret almak istiyor. Sosyal güvencesi olsun istiyor. Hayatının her alanında eşit var olmak istiyor. Ev içi işlerin ve çocuk bakımının eşler arasında dengeleneceği bir düzen arzu ediyor. İşte bu düzeni uygulayacak, bu politikaları hayata geçirecek olan bizleriz.”

“İktidara geldiğimizde mor, yeşil ve kamucu bir dönüşüm başlatacağız”

CHP iktidara gelirse bu konuda atılacak adımlardan bahseden Nazlıaka, şöyle konuştu:

“Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, öncelikle iktidara geldiğimizde mor, yeşil ve kamucu bir dönüşüm başlatacağız. Bu dönüşüm sayesinde hem kadınlar güçlenecek hem de demokrasimiz güçlenecek. Demokrasi dediğimiz şey katılımcılıktır. Toplumun yarısını yok saydığınız bir ortamda nasıl katılımcılıktan, nasıl demokrasiden bahsedebilirsiniz? İşte bu yüzden kadınların güçlendirildiği, ekonomik direncimizin arttığı bir modeli hayata geçireceğiz. Bunu beş aşamalı bir program çerçevesinde, beş temel unsur üzerinden inşa edeceğiz.

“Kadınların üzerindeki bakım yükünü kamusal alana taşıyacağız”

Birincisi, kadınların üzerindeki bakım yükünü kamusal alana taşıyacağız. Bugün ailede engelli bir birey, bakıma muhtaç bir kişi ya da küçük bir çocuk varsa, bakım yükü çoğunlukla kadınların omuzlarına bırakılıyor. Oysa bunu kamusal hizmet hâline getirerek kadınları özgürleştirebiliriz. Bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin, Alzheimer merkezlerinin, otizm merkezlerinin, kreşlerin ve çocuk etkinlik merkezlerinin sayısını artıracağız. Bu hizmetleri erişilebilir kılacağız. Her mahallede bir kreş olmasını sağlayacağız. Bunu yaparken yerel yönetimlerle merkezi yönetimin kavga ettiği bir düzen yerine, eşgüdüm içinde çalıştığı bir sistem kuracağız. Böylece hem hizmetler yaygınlaşacak hem de tüm kırılgan gruplar bu hizmetlere erişilebilecektir. ‘Yoksulsun, yoksul kal’ anlayışı sona erecek. Yoksul yurttaşlarımızın çocukları da çocuk etkinlik merkezlerinde eğitim görebilecek, hayata hazırlanabilecektir.

“Mor dönüşümle birlikte kadın istihdamını artıracağız”

İkinci aşamada istihdamı artıracağız. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki kreş yatırımları, inşaat sektörüne yapılan yatırımlara kıyasla çok daha fazla istihdam yaratmaktadır ve bu istihdamın büyük kısmı kadınlardan oluşmaktadır. Bu nedenle mor dönüşümle birlikte kadın istihdamını artıracak, kadın girişimciliğini ve kadın kooperatifçiliğini destekleyeceğiz. Eşit işe eşit ücret ilkesini hayata geçireceğiz ve kayıt dışı çalışmayla etkin biçimde mücadele edeceğiz.

“Mesleklerin cinsiyet kalıplarına göre ayrılmasına son vereceğiz”

Üçüncü aşamada iş-özel yaşam dengesini sağlayacağız. Ev içi işlerin ve çocuk bakımının ortak sorumluluk olduğu anlayışını yasal düzenlemelerle güçlendireceğiz. İş yerlerinde kreş açma zorunluluğunu kadın çalışan sayısına göre değil, toplam çalışan sayısına göre düzenleyeceğiz. Mesleklerin cinsiyet kalıplarına göre ayrılmasına son vereceğiz.

“Bütçeyi toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı şekilde hazırlayacağız”

Dördüncü aşamada kırsalda dönüşümü sağlayacağız. Fiziki altyapıyı iyileştirecek, yeşil dönüşümü başlatacağız. Düşük karbon emisyonlu, sürdürülebilir iş alanları yaratacağız. Kırsal kalkınma ile birlikte kırsalda yaşayan kadınların yaşam standardı yükselecek ve emeklerinin karşılığını alabileceklerdir. Beşinci aşamada makroekonomik politikaları, kadını güçlendiren bütüncül bir anlayışla inşa edeceğiz. Bütçeyi toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı şekilde hazırlayacağız.”

Kadınların kazanılmış haklarından vazgeçmeyeceğini ifade eden Nazlıaka, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kadınların yaşam hakkının dahi güvence altında olmadığı bir ülkede ekonomik ve hukuki güvenceleri zayıflatmaya yönelik her girişim eşitliği değil, eşitsizliği derinleştirir. Kadınları yalnızlaştıran, güvencesiz bırakan, eşit yurttaşlık hakkını zayıflatan hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Medeni Kanun’u hedef alan her girişime karşı kadın örgütleri ve sivil toplumla birlikte mücadeleyi büyüteceğiz. Çünkü biliyoruz ki Medeni Kanun’a yönelen her müdahale yalnızca kadın haklarına değil, Cumhuriyet’in eşitlik ve hukuk temelinde kurulan geleceğine yönelik bir saldırıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadınların eşit yurttaşlık hakkını korumaya, şiddetle etkin mücadele etmeye, sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmeye ve kadınların siyasette ve istihdamda eşit temsilini sağlamaya kararlıyız. Kadınların güçlenmesi toplumun güçlenmesidir. Eşitlikten asla geri adım yok.”