Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay’dan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu değişikliğine ilişkin açıklama: “Resmi bir yazı gelmeden bu konuyu konuşmanın bir anlamı yok”

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, Genel Başkanı Başkanı Ergün Atalay’ın başkanlığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndaki hükümet temsilci sayısının düşürülmesi önerisini görüşmek üzere toplandı. Atalay, “Kararname, resmi bir yazı, belge gelmeden bu konuyu konuşmanın bir anlamı yok” dedi.

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, Genel Başkanı Başkanı Ergün Atalay'ın başkanlığında Çalışma

(ANKARA)- TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, Genel Başkanı Başkanı Ergün Atalay’ın başkanlığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndaki hükümet temsilci sayısının düşürülmesi önerisini görüşmek üzere toplandı. Atalay, “Kararname, resmi bir yazı, belge gelmeden bu konuyu konuşmanın bir anlamı yok” dedi.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Başkanı Ergün Atalay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın TÜRK-İŞ’e dün yaptığı ziyaretinin ardından Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda bulunan hükümet temsilci sayısının beşten bire düşürülmesi önerisini görüşmek üzere Başkanlar Kurulu’nu topladı. Başkanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıklama yapan Atalay, şöyle konuştu:

“Dün saat 2,5 civarında Bakan Bey buradan ayrıldı. Malum iki aydır konuşuyoruz asgari ücret ile ilgili. Geçen sene 24.12.2024’te bir karar aldık. Biz bir daha bu yapıyla asgari ücrete katılmayacağız diye. Tabii yapının ötesinde komisyon öyle olmuş, böyle olmuş fark etmiyor. Esas ilkeleri, kriterleri belirlemek gerekiyor. Buradan bu ülkede emeklinin aldığı ücret ortada. Asgari ücretlinin aldığı ücret ortada. Bu ücret ile bir ayı tamamlamayı bırak, bir haftayı tamamlayamazsın. Böyle büyük bir mağduriyet var. Biz bugüne kadar asgari ücretli bu ülkede 9 milyon civarında… Etrafımızda çalışan kasap, berber, manav bunların hepsi asgari ücretli. Yüzde 20’si ülkemizde çalışanların. Yüzde 80’i 50 kişinin altında çalışıyor. Bunun 4’te 3’ü de 10 kişinin altında çalışan iş yerleri. Yani buradaki insanların tamamı asgari ücret alıyor. Zaman zaman bazı yerlerde de asgari ücretlerin altında ücret verilen iş yerleri olduğunu duyuyoruz ve biliyoruz. Buralarda örgütlü olsa, sendikalı olsa bu problemlerin büyük bir bölümünü çözme imkanı var. Çünkü sendikanın olduğu yerde böyle bir ücret yok.

“Bizim asgari ücretliye sahipsiz bırakmak gibi bir lüksümüz yok”

Geçen sene olanlar ortada hep beraber yaşadık. Sayın Bakan Balıkesir’den döndü. Gece yedi buçuk civarında dedi ki, Ramazan Bey’e ‘gelin asgari ücreti konuşacağız’. Üç dönemdir de masada TÜRK-İŞ’i temsilen Ramazan Bey sembolik duruyor. Dört tane asgari ücretli ne istediğini yazıyor, tespit ediyor. Kamuoyunun önünde açıklıyoruz. Geçen sene meslektaşınız, onların başında olan bir gazeteci arkadaş vardı. O zarfı açtı, açıkladı. Bittiği zamanda sabah ifade ettim, asgari ücret rakamı iyi olduğunda hükümet vermiş oluyor, işveren vermiş oluyor. Kötü olduğu zaman, kötü olan sendika, TÜRK-İŞ almamış oluyor, böyle bir tablo. Biz 2 aydır katılacak mıyız, katılmayacak mıyız bunu tartışıyoruz. Bizim asgari ücretliye sahipsiz bırakmak yahut onların problemlerini, sorunlarını anlatmamak gibi bir lüksümüz yok. Onlar da bu ülkenin parçası emeklinin de olduğu gibi. Onların sorunlarını, problemlerini anlatmak ve çözüm bulmak gerekiyor.

“TÜİK ilk 20 maddesi içerisine kirayı, gıdayı, eğitimi, ulaşımı almak mecburiyetinde”

Geçen sene 44 iken açıklanan rakam, verilen rakam ortada. Geçen seneden 14 bin bir asgari ücretlerinin alacağı var. Toplumun büyük bir kesimine inanmadığı TÜİK’in verilerine göre. Şu anda kamuoyu araştırması koyarsanız TÜİK çıkar güvensizlikten. Bu benim için de geçerli, arkadaşlar için de geçerli. Onun için kriterde ilke ne olması gerekiyor? TÜİK’in 400’ün üzerinde kalemi var sepette. Bu kalemin ilk 20 maddesi içerisine kirayı, gıdayı, eğitimi, ulaşımı almak mecburiyetinde. Asgari ücretliyi, dar ve sabit gelirliyi 4 kalem ilgilendiriyor. Basit bir hesap yapmak gerekiyor. Geçen sene kira kaçtı? Bu sene kaç para oldu? Temel gıda maddeleri kaç liraydı? Ne oldu? Eğitim neydi? Ne oldu? Ulaşım neydi? Ne oldu? Bu rakamları topladığın zaman ve geçen seneden kayıp olan 14’ü koyduğun zaman asgari ücretlinin kriterleri bu olması gerekiyor. Biz olaya böyle bakıyoruz.

“Komisyonu değiştireceklerine ilişkin bir kararname, bir yazı yazacaklarını söylediler”

Komisyon bire düşse de yahut başka bir şey olsa da bu ülkede yarım asırdır asgari ücret tespit komisyonunda ne işçinin dediği oluyor, ne işverenin dediği oluyor; ülkeyi yönetenlerin dediği oluyor. Bu dün de böyleydi. Bugün de böyle. Bunun son bulması gerekiyor. Bakan dün ifade ediyor, ‘Biz asgari ücrete karışmıyoruz. Siz işverenle birlikte yapıyorsunuz’. Tamam, biz işverenle beraber yapıyoruz. Siz karar veriyorsunuz. Sizin verdiğiniz karar geçerli oluyor. Yine böyle bir tablo. Bununla ilgili Sayın Bakan’ın ifadesi şu: Bu komisyonu değiştireceklerine ilişkin bir kararname, bir yazı yazacaklarını söylediler. Evvela bir yazıyı yazsınlar, bir kararname mi çıkacak? Bize bir resmi yazı mı yazacaklar? Yazdıktan sonra biz beraber bir daha konuşacağız. Başkanlar Kurulu’nun büyük bir bölümü burada. Yönetim burada. Beraber bir daha konuşacağız.

“Resmi bir yazı, belge gelmeden bu konuyu konuşmanın bir anlamı yok”

Zaman zaman toplumun bir kesimi ‘katılmıyorsunuz iyi yapıyorsunuz’ diyor ama bir kesimde diyor ki, ‘oraya katılın’. Bunun içinde bizim başkanlardan da öyle arkadaşlar var. Ama biz aynı noktadayız. Ben aynı noktadayım. Yani biz burada dediğimiz noktadayız. Kararname, resmi bir yazı, belge gelmeden bu konuyu konuşmanın bir anlamı yok.

“Bu para haftalık bir ücret; emekli için de geçerli, asgari ücretli için de geçerli”

Ama gerekçeleri de saydım. Bu parayla geçinemiyor. Bu para haftalık bir ücret; emekli için de geçerli, asgari ücretli için de geçerli. Bunun dışında işçinin beklentisi var: Özel sektörde promosyon alamıyor. Benim param, bizim paramız, işçinin parası; patron karar veriyor. Onu çözmek lazım. Devasa vergi ile ilgili hepimize ilgilendiren bir sorun var. 12 ay çalışıyoruz iki ayda bir vergi ödüyoruz. Bu katlanılabilir bir şey değil. Onun ötesine daha çok örgütlenme ile ilgili, sendikaların hukuki sorunlarla ilgili problemleri var. Örgütleniyor Ankara’da hemen işveren mahkemeyi açıyor Adapazarı’nda. 7 sene sürüyor. Ne sendika kalıyor ne işçi kalıyor. Bunu kamuoyu görmüyor. Biz her sene kamu sözleşmeleri, kıdem tazminatı, asgari ücreti konuşuyoruz. Bu benim saydığım ana başlıklar toplumun bütün kesimlerini ilgilendiriyor. Sendikaların, işçilerin hukuki düzenlemeye ihtiyacı var. Promosyonla ilgili işçi parayı alıyor, patron parayla ilgili karar veriyor. Meclis’ten bir yasa düzenlemesine ihtiyacımız var. Onun için bu sorun asgari ücret kadar önemli bir sorun.

“Yine onların dediği olacak”

Bir gazetecinin, komisyonun yapısında nasıl bir değişiklik olmasını beklediklerine ilişkin soruya Atalay, şu yanıtı verdi:

“Böyle de yasalaşsa, öylede yasalaşsa 5 oradan 5 buradan yine onların dediği olacak. Bizim burada yapının ötesinde kriterleri tartışmamız gerekiyor. Kira ne oldu bir senede? Gıda ne oldu bir senede? Ulaşım ne oldu? Eğitim ne oldu? Bunlara yüzde kaç zam geldi? Geçen seneden bu yana ne kaybımız var? Esas tartışmak istediğimiz konu buydu. 50 senelik yapıyı hukuktan da alsan insanlar tereddüt edecek. Yargıdan da alsan yine insanlar tereddüt edecek. Ama bir yapı değişsin, oturup konuşalım.”

“Asgari ücretlinin kayıplarını yerine getirsinler”

Ergün Atalay, bundan sonraki yol haritalarının ne olacağının sorulması üzerine şunları söyledi:

“Bu kriterleri yerine getirsinler. Bu saydığım dört kalemde, beş kalemde asgari ücretlinin kayıplarını yerine getirsinler. Üzerine refah payını koysunlar. Desinler ki kamuoyuna, ‘İşçinin kaybı bu kadar’. Onu versinler. Bundan on bir ay evvel konuyu açıkladık. Aynı şeyi sürdürmeye devam ediyoruz ama bununla ilgili şimdi derlerse ki bakanın ifade ettiği bir adım mı? Adım ama yeterli değil. Bu adil olmuyor. Adil hiçbir türlü olması mümkün değil. YÖK’ten çalışma ekonomisinden, Yargıtay’dan bir tane çalışma bölümüyle ilgili bir hakim, bakanlıktan birisi… O zaman da olmayacak. O zaman da aynı tereddüt olacak. O tereddütlerin dışında, bu yapısal problemlerin dışında ortaya kriterleri koymak lazım. Bir senede kaybın ne? Demin saydığım kayıpları ortaya koymak lazım. Biz her ay açlık- yoksulluğu yapıyoruz. Bu açlık yoksulluk verilerini TÜİK açıklasın. Onlar da yapsın görelim 50- 60 kalemi ilgilendiriyor asgari ücret. Onlardan ‘bizi ayırın’ diyoruz. ‘30 milyonu ilgilendiriyor, ayıramayız sizi’ diyorlar. Evlenme, boşanma, sporcu, hakim herkesi ilgilendiriyor. İş yerinde bir sigortasız işçi çalıştırıyor. Cezası iki asgari ücret. Bu sepetin dışına çıkalım. Bir tanesi de TÜİK bizim bu saydığımız 20 konunun içine bizim 4 maddeyi koysun. Yoksulluğu açıklasın, açlığı açıklasın her ay. Biz bunu söylediğimiz zaman problemi çözüyoruz. Bununla ilgili dün ifade ettik Bakan beye. Onlar diyor ki ‘yapıyı kuralım, TÜİK’e söyleyelim. Böyle böyle yapsınlar. Yazıyla müracaat ederiz’ diye ifade ediyoruz. Bunlar resmi değil, resmi olarak gelsin, ona göre hareket edelim.”