(İSTANBUL) – Küratörlüğünü Deniz Erbaş’ın üstlendiği “Troya Pavyonu”, 29 Mayıs’a dek 2. Malta Bienali’nde uluslararası izleyiciyle buluşuyor. Sergi, Malta’daki gösterimin ardından genişletilmiş kurgusuyla Adana’daki Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi’nde yeniden görücüye çıkacak.
Malta Bienali’nin resmi programı kapsamında Çanakkale Bienali tarafından hayata geçirilen Troya Pavyonu, 11 Mart ile 29 Mayıs 2026 tarihleri arasında Old Armoury Birgu’da uluslararası izleyiciyle buluşuyor. Küratörlüğünü Deniz Erbaş’ın üstlendiği sergi, sanatçıların Çanakkale’de ürettiği çalışmaları bir araya getirerek, Troya’yı tarihsel bir miras olmanın ötesinde, Akdeniz’in güncel sanatsal ve düşünsel üretimleri için canlı bir referans alanı olarak konumlandırıyor.
Sergi, David Blandy, Georgios Katsagelos, Jakob Gautel, Katrin Korfmann ile Jens Pfeifer, Pınar Yolaçan ve Seyhan Boztepe’nin yapıtları, Troya’nın çok katmanlı kültürel ve simgesel dünyasına ilişkin çağdaş bir okuma sunuyor.
Troya Pavyonu; Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi ve Kurukahveci Mehmet Efendi’nin desteğiyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Troya Kazıları iş birliğinde hayata geçiriliyor. Serginin proje danışmanlığını ise Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve Prof. Didem Çatal üstleniyor.
Büyükelçi tarafından açıldı
Malta Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Barkın Kayaoğlu, Heritage Malta Yönetim Kurulu Başkanı Mario Cutajar ve destekçilerin temsilcileri eşliğinde 11 Mart’ta gerçekleşen açılışın ardından ziyaretçilerle birlikte sergi gezildi.
Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği olarak Malta Bienali’nin ikinci edisyonuna, Çanakkale Bienali tarafından düzenlenen Troya Pavyonu aracılığıyla katkı sunmaktan memnuniyet duyduklarını belirten Malta Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Barkın Kayaoğlu, bu katkıyı yalnızca bir sergi değil, aynı zamanda Akdeniz’in ortak çağdaş sanat bağlamında kurulan kültürel bir diyalog jesti olarak gördüklerini söyledi.
Kayaoğlu, Troya’nın yalnızca bir arkeolojik alan ve UNESCO Dünya Mirası olmadığını; aynı zamanda Akdeniz’in ortak hafızasında yer etmiş güçlü bir kültürel anlatı ve farklı uygarlıkların buluşma noktası olduğunu ifade etti. Bu bağlamda pavyonda yer alan sanatçıların, mitoloji, hafıza ve semboller üzerinden geçmiş ile bugün arasında yeni bağlantılar kurduğunu belirtti.
Çanakkale sanat dünyasını bir araya getirdi
Serginin küratörü Deniz Erbaş, Troya Pavyonu’nun, eserlerini Çanakkale’de geliştirmiş ya da Çanakkale’den ilham almış ve Troya’nın kültürel, tarihsel ve simgesel katmanlarıyla ilişki kuran uluslararası sanatçıları bir araya getirdiğini söyledi. Erbaş, bu çalışmaların önemli bir bölümünün yıllar içinde Çanakkale Bienali’nin kavramsal çerçevesi içinde ortaya çıktığını ve Troya ile çağdaş sanat arasında güçlü bir etkileşim alanı oluşturduğunu dile getirdi.
Erbaş, Malta Bienali ile paylaşılan ortak vizyona dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Malta Bienali gibi, Çanakkale Bienali de yaklaşık yirmi yıldır kentimizin zengin kültürel, sosyal ve doğal mirasını uluslararası çağdaş sanat ortamıyla buluşturma ve Çanakkale’yi Akdeniz havzasında önemli bir sanat ve kültür kenti olarak konumlandırma misyonuyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bugün bu ortak çabaları 2. Malta Bienali çerçevesinde burada bir araya getirmekten ve birbirini besleyen bir kültürel ekosistemin oluşumuna katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”
Troya Pavyonu, 29 Mayıs’a kadar açık
1998 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Troya, mit, tarih ve arkeolojinin iç içe geçtiği yapısıyla benzersiz bir anlamlar kümesi oluşturuyor. Sergi, bu çok katmanlı mirası sabit ve tamamlanmış bir geçmiş olarak değil, Akdeniz boyunca süregelen yolculuklar, karşılaşmalar ve anlatılar aracılığıyla sürekli yeniden üretilen canlı bir düşünce odağı olarak ele alıyor. Sanatçıların oyun, video, fotoğraf ve yerleştirme gibi farklı medyumlarla gerçekleştirdikleri üretimler, geçmişin tekil ve değişmez bir hikayeye bağlı olmadığını; aksine kolektif üretim, dolaşım ve hayal gücüyle sürekli yeniden kurulduğunu görünür kılıyor.
Sergi, izleyiciyi Troya’nın bugünün dünyasıyla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor. Malta Bienali Troya Pavyonu, 11-13 Mart 2026 tarihleri arasındaki ön gösterimin ardından 14 Mart’ta ziyarete açıldı ve 29 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Malta’dan da Adana’ya gelecek
Malta’daki gösterimin ardından Troya Pavyonu, farklı sanatçıların da dahil edildiği genişletilmiş bir seçkiyle Adana’da Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi’nde yeniden izleyiciyle buluşacak. Böylece sergi, Akdeniz ölçeğinde kurduğu uluslararası diyalogu Türkiye’ye taşıyarak yeni bir kültürel dolaşım alanı açacak. Adana gösterimiyle birlikte Troya’nın tarih, hafıza, göç, mitoloji ve ortak miras ekseninde ördüğü anlatı, bu kez Türkiye’de daha geniş bir izleyici kitlesiyle yeniden buluşacak.
Dr. Gündoğdu, serginin Adana ayağına ilişkin şunları söyledi:
“Ortak hafıza yeniden söz alıyor”
“Troya, yalnızca geçmişin büyük bir uygarlık mirası değil; bugün hala düşünceyi, sanatı ve kültürel hafızayı harekete geçiren evrensel bir odaktır. Malta Bienali gibi güçlü bir uluslararası platformda yankı uyandıran bu pavyonun, genişletilmiş bir içerikle Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi’nde yeniden hayat bulacak olması bizim için son derece kıymetlidir. Biz bu buluşmayı yalnızca bir serginin Adana’ya taşınması olarak görmüyoruz; bunu, Anadolu’dan Akdeniz’e uzanan ortak hafızanın çağdaş sanat aracılığıyla yeniden söz alması olarak değerlendiriyoruz. Troya’nın sesini Adana’dan yeniden yükseltmek, Türkiye’nin kültürel birikimini uluslararası sanat hafızasıyla aynı zeminde buluşturmak anlamına geliyor.”
Malta Bienali Troya Pavyonu, bienalin kapanış etkinlikleri vesilesiyle Prof. Rüstem Aslan’ın Troya üzerine gerçekleştireceği söyleşiyle son bulacak.

