Memur ve emekli maaşlarında artışın yanı sıra; vergi oranlarının yükseltilmesi ve ek vergiler getiren torba yasa, dün TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kanunun 25. maddesi ile deprem bölgesindeki orman arazileri, mera ve zeytinliklerde konut yapılmasının da önü açıldı. CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, düzenlemeye; “Bu alanlar geçici ve kalıcı olarak yerleşim alanlarına dönüştürülmek isteniyor… Nasıl ki 6 Şubat gecesi yattığımızda hepimiz sabaha bir felaketle uyandıysak şimdi Antakya’da, İskenderun’da, Defne’de insanlar zeytinlik alanlarının alelacele kamulaştırılacağı kaygısını yaşıyorlar” tepkisini gösterdi.
Memur ve emekli maaşlarında artışın yanı sıra; vergi oranlarının yükseltilmesi ve ek vergiler getiren torba yasa, dün TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kanunun 25. maddesi ile deprem bölgesindeki 15 ilde orman arazileri, mera ve zeytinliklerde konut yapılmasının da önü açıldı.
CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, madde üzerinde yaptığı konuşmada, düzenlemeye tepki gösterdi. CHP’li Yıldırım Kara, şunları söyledi:
“BU ALANLAR YERLEŞİK ALANLARINA DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENİYOR”
“Yıllarca ben Çevre Koruma Derneği Başkanlığı yaptım, zeytinlerle ilgili, orman alanlarıyla ilgili çok mücadeleye konu edildim. Ama bugün, burada, böyle bir kısmet oldu, ilk sözü bu maddeyle, zeytinlik alanlarla ilgili almış bulunuyorum. Bu alanlar geçici ve kalıcı olarak yerleşim alanlarına dönüştürülmek isteniyor. Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere ve kendinden önce yapılmış olan başka kanun hükümlerine açıkça aykırı olduğundan, biz, bu düzenlemeyi “Ölü doğmuş, hükümsüz ve yok hükmündedir” diye ifade ediyoruz.
Bizim için, elbette, Hatay’da şu anda çok büyük bir dram yaşanıyor. 250 binin üzerinde konut ihtiyacımız var ve şu anda takriben 30 bine yakın konutun ihalesi yapıldı. Ancak sorarsanız ki: ‘Bunlar ne kadar sürede gerçekleşebilir?’ Mesela, en fazla üstünde durduğumuz Antakya Dikmece’de, Karaali’de yüzde sıfır gerçekleşme oranı var; en fazla, İskenderun’da yüzde 14’le bir fiziki gerçekleşme oranına sahip. Yapılan ihalelerin başlama noktasında bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bu madde teklifiyle yapmaya çalıştığınız düzenlemenin hukuki açıdan normlar hiyerarşisine de uymadığını buradan belirtmek istiyoruz.
Yıllardır, uzun zamandır ülkemiz kanun hükmünde kararnamelerle yönetilmek isteniyor. İşte, deprem bölgesinde de aynı anlayışı biz görmeye başladık. Neden bunu söylüyoruz? Çünkü bir gece, nasıl ki 6 Şubat gecesi yattığımızda hepimiz sabaha çok kötü bir şekilde, bir felaketle uyandıysak şimdi Antakya’da, İskenderun’da, Defne’de insanlar, telefonlarına gelen mesajlarla ya da muhtarlardan kendilerine yapılan tebligatlarla zeytinlik alanlarının kamulaştırılacağı ve alelacele kamulaştırılacağı kaygısını yaşıyorlar.
“ZEYTİN, KANUNLA KORUNAN BİR TARIM ÜRÜNÜDÜR”
Yüzyıllardır bu alanları dikmişler, ekmişler. Çünkü depremden sonra hepimiz işimizi kaybettik, aşımızı kaybettik; evlerimiz yıkıldı dolayısıyla zeytin önemli bir tarım ürünüdür ve kanunla korunan bir tarım ürünüdür. Dolayısıyla, bu kanunla korunan tarım ürününü korumak zorundayız ve acele yapılan bu kamulaştırmalarla ilgili de sivil toplum örgütlerinde çalışmış bir kişi olarak şunu özellikle söyleyebilirim ki oturduğunuz yerden ‘Bir yerlerin orman alanlarına ev yapalım, zeytinlik alanlara TOKİ yapalım’ diye söyleyemezsiniz.
“İNSANLARIN BU İŞE RIZASI YOK”
Bölgeye gitmek zorundasınız, bölgenin rızasını almak zorundasınız. Bugün benim telefonuma İskenderun’dan, Cebike’den Aşkarbeyli’den onlarca telefon geldi. İnsanlar diyor ki: ‘Neden benim zeytinliğimi söküyorsunuz?’ Dolayısıyla insanların bu işe rızası yok. Ki her ne kadar İklim Bakanlığı adı altında bir Bakanlığımız olsa da bu ormansızlaştırma, kuraklık ve tarım alanlarının, mera alanlarının özellikle yapılaşmaya açılması iklim krizini tetikleyen en önemli unsurlardan biridir.
Bölgemizde; Dörtyol, Erzin çok önemli narenciye üretim alanlarıdır, Altınözü zeytinin kalbidir, Arsuz Derekuyu zeytinin kalbidir, Kurtbağı’nda kayısı çok nadidedir ve adına festivaller düzenlenir, dünyanın en büyük jumbo karidesi İskenderun Körfezi’nden çıkar. O yüzden tarım alanlarımızı, meralarımızı korumak, kollamak zorundayız.
26’ncı Birleşmiş Milletler İklim Konferansı’nda, Glasgow’da imzacı olduğumuz anlaşmaya göre, ormansızlaştırmayı sona erdirme ve tersine çevirme hükmüne uymamız kesinlikle gerekmektedir. Anayasa’nın 169’uncu maddesi devlete ormanları koruma ve geliştirme sorumluluğu yüklemektedir. Dolayısıyla, zeytinliklerin hedef alındığı teklif maddesi 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20’nci maddesinin uygulanmayacağına hükmetmiştir. Burada 20’nci maddenin ilk defa hedef alınmadığını hepimiz biliyoruz, yıllarca kamuoyunda 20’nci maddeyle ilgili birçok spekülasyon oldu ve her zaman bu konuda geri adım attınız.
Anayasa’nın 56’ncı maddesi der ki: ‘Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.’ Dolayısıyla 169’uncu madde gereğince ormanlarımızı korumak ve alanlarını daraltmamak gibi bir yükümlülüğümüz vardır.”
Ankara
ANKA Haber Ajansı

