(İSTANBUL) – Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, ABD’nin Küba’ya yönelik yürüttüğü yaptırımlara ilişkin, “Küba, hakkında çok fazla yalan söyleniyor. Küba’nın ellerindeki medya olanakları sınırlı. Küba, ağırlığını, önceliğini halkı için harcıyor. Yürütülen CIA odaklı propagandaya karşı, daha fazla yardıma ihtiyacı var. Küba’ya karşı ABD saldırganlığına enformasyon, habercilik alanında yardım edilmesi bir gazetecilik suçudur” dedi.
ABD Küba’ya uyguladığı ablukayı imzalanan 29 Ocak tarihli başkanlık kararnamesiyle sertleştirirken; José Marti Küba Dostluk Derneği, Türkiye Komünist Partisi ve Küba Cumhuriyeti Başkonsolosluğu ortak bir basın toplantısı düzenleyerek Küba’da yaşanan son gelişmeleri ve Türkiye’de ablukaya karşı başlatılan kampanyayla ilgili atılacak adımları kamuoyuyla paylaştı.
Kadıköy Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen basın toplantısında; José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan ve Küba Büyükelçiliği’nden bir temsilci konuştu.
“Hastalar yaşam riski ile karşı karşıya kalmış durumlar”
José Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, şunları söyledi:
“ABD tarafından imzalanan kararname ile Küba’ya yönelik abluka açık bir kuşatmaya dönüşmüş durumda. 29 Ocak’tan beri adaya ticari petrol gemileri, petrol taşıyamıyor. Ülkenin kendi kaynakları petrol ihtiyacının 4’te 1’ini karşılayabilir durumda. Yaşananlar Küba ekonomisini derinden etkiliyor, birçok sektör durma noktasına geldi. Sağlık sektöründe öncelikli hastalara yönelik bir düzenleme yapıldı, kısıtlama getirildi. Kamu kurumları haftanın belli günleri açık kalabiliyorlar. Ulaşımda, doğalgaz ve elektrik kullanımında kısıtlamalarla karşı karşıyalar. Özellikle sağlık alanında tehdit altında olan kesimler var. Gebe kadınlar, kanser hastaları, elektrik kullanımına ihtiyaç duyan hastalar yaşam riski ile karşı karşıya kalmış durumlar.
Küba hükümetinin belli bir plan dahilinde hareket ettiğini, Küba halkının birlik duygusuyla planı hayata geçirmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Gelişmelerin karşısında derneğimiz bir imza kampanyası başlattı. Kampanyanın amacı cereyan etmekte olan acil durumu, ABD’nin saldırısını, atılan adımların geri adım atılması için kamuoyu baskısı oluşturmayı amaçlıyor. Derneğimiz bunun yanı sıra maddi yardımı da içeren dayanışmasını önümüzdeki günlerde kamuoyuna duyuracak.”
“Küba, ABD’nin meydan okumasına kafa tutabilecek az sayıda ülkeden biri”
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, ABD’nin Küba’ya yönelik saldırıları karşısında sessiz kalacak bir parti olmadıklarını belirtti. Okuyan, Küba’nın Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra özel bir direniş gösterdiğine değindi. Küba’nın gelişkin insani değerleri savunduğunu dile getiren Okuyan, Küba ile dayanışmanın bu değerlerin direnmesi ve güçlenmesi boyutunda son derece önemli olduğunu söyledi. TKP ile Küba Komünist Partisi ile doğrudan bir yakınlık, kardeşlik ilişkisi olduğunu aktaran Okuyan, emperyalizmin “dünyaya ayar verme girişimleri” kapsamında büyük bir saldırganlık altında olduğunu ve şu anda bu saldırganlığın özel bir noktaya geldiğini ifade etti. Okuyan, bu saldırganlığa karşı önemli olanın Küba’nın küçük bir ada ülkesi olmasına rağmen ABD’ye kafa tutacak sınırlı sayıda bir ülke olduğunu belirterek, bunun da Küba’nın başka ülkelere oranla daha fazla uluslararası dayanışma ağı yaratmasından kaynaklandığını söyledi. Okuyan, “Küba hak etmiştir bu uluslararası dayanışmayı ama elleriyle örmüşlerdir” ifadesini kullandı.
“Türkiye’de onca mesele olduğu için Küba ile ilgileniyoruz”
“Türkiye’de onca mesele varken neden Küba ile ilgileniliyor?” eleştirisine Okuyan, “Türkiye’de onca mesele olduğu için Küba ile ilgileniyoruz. Küba’nın olmadığı bu dünyada bizim işlerimizin kolaylaşacağını kimse düşünmesin. Kaldı ki TKP, bize ideolojik olarak çok mesafeli olan Filistin direnişine de destek verdi, sonuna kadar da destek vermeye devam ediyor. Bugün yarın İran’a dönük bir saldırı olduğu zaman, İran halkının yanında duracak kadar ilkeliliğe sahibiz. ABD emperyalizminin meydan okumalarına yanıt vereceğiz, TKP üzerine düşeni yapacak” yanıtını verdi.
“‘Küba da çok hata yapıyor’ diyerek olmuyor bu işler”
Okuyan, şunları kaydetti:
“Küba hakkında çok fazla yalan söyleniyor. Küba’nın ellerindeki medya olanakları sınırlı. Küba, ağırlığını önceliğini halkı için harcıyor. Küba’ya karşı yürütülen CIA odaklı propagandaya karşı, daha fazla yardımına ihtiyacı var. Küba’ya karşı ABD saldırganlığına enformasyon, habercilik alanında yardım edilmesi bir gazetecilik suçudur. Sizlerden bu medya saldırganlığına karşı daha fazla duyarlılık, çaba bekleriz, Küba’nın dostları olarak. Küba’daki yönetimin yetersizliği Trump’ın da dile getirdiği bir şey. Bunu son derece dostça ‘Küba da çok hata yaptı’ gibi dünyada ve Türkiye’de yazan basın mensupları ve aydınlar var. Onlara şunu hatırlatırım: Yanı başımızda petrol zengini İran, büyük bir sorun yaşıyor. ABD’nin bu ölçüdeki bir ablukasına 10 yıllardır direnmek… Küba’ya bir de gidip o gözle baksınlar. ‘Küba da çok hata yapıyor’ diyerek olmuyor bu işler. Biraz da çaba harcamak gerekiyor Küba’nın bugün yaşadığı sorunlar hakkında.”
Gazetecilerin Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin “Türkiye Talibanlaşmaz ama Kübalılaştırılmasına izin vermeyeceğiz” sözlerine ilişkin soruya yanıt veren Okuyan, “Kübalılaştırmadan ne anladıklarını söylemeleri lazım öncelikle. Küba’nın yaşattığı değerlerin Türkiye’de egemen olmasından bahsediyorsa bunu yapacağız zaten. Bu türden açıklamalar, özellikle iktidarın gayri resmi ortağı bir partinin bir ülkeye dair konuşurken dikkatli davranması gerekir” ifadelerini kullandı.
“Anti-emperyalist mücadele emek mücadelesine bağlanmadan bu çılgınlık sona eremez”
ABD’nin dünya genelindeki son hamlelerinin arkasında Çin’in yükselişini engelleme hedefi olduğunu söyleyen Okuyan, “Bütün bu meselelerin merkezinde Çin’in yükselişi var. Trump iktidarının temel hedeflerinden biri Çin’in savaş olmaksızın dünyanın tepesine yerleşmesini engellemek. NATO bitti gibi değerlendirmeler için çok erken. Trump sınır tanımam, sınır benim diyor. Bu yeni bir durum. Bu yeni durum, yeni tip mücadeleler ortaya çıkaracak. Bu değişiklikler milyonlarca yoksul insanlar için ne ifade ediyor? Türkiye’deki yoksul insanlar bu değişikliklerle ilgilenmiyor. Uluslararası düzeyde anti-emperyalist mücadele emek mücadelesine bağlanmadan bu çılgınlık sona eremez” dedi.
Küba’nın İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas ise şunları kaydetti:
“Son atılan adım 1961 yılından beri uygulanan ablukanın tırmandırılmış olan halidir. 1961 yılında başlatılan ablukanın amacı, Küba ekonomisinde kıtlık yaratarak Küba Devrimi’nin yıkılmasıdır. Küba ile ticaret yapacak olan şirket ve ülkelere yönelik yaptırımlar Birleşmiş Milletler Beyannamesi’nde de öngörülen başka ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi ilkesine aykırıdır. Ülkenin yakıt tedarikinin engellenmesine yönelik bu adımlar, Küba’nın sağlık, eğitim, elektrik ve gündelik yaşamını olumsuz etkilemektedir. Küba’nın ABD’ye yönelik tehdit oluşturduğu iddiası asılsızdır. Küba hiçbir baskıyı kabul etmeksizin diğer ülkelerle karşılıklı saygı ve çıkarlar doğrultusunda iktisadi ve diplomatik ilişkilerini sürdürmeye devam edecektir.
“Küba egemenliğin, haysiyetini, barış içinde kalkınma hakkını kullanmaya devam edecek”
Bizler de uluslararası kamuoyunu bu adımları reddetmeye, uluslararası ilişkilerde çok yanlılığı desteklemeleri çağrısında bulunuyoruz. Küba Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu olarak ülkede bulunan dostluk derneklerine, dayanışma hareketlerine ve bütün yurttaşlarınıza gösterdikleri dayanışmadan dolayı teşekkür ediyoruz. Küba egemenliğin, haysiyetini, barış içinde kalkınma hakkını kullanmaya devam edecek.
Küba’ya uygulanan abluka 1960’tan beri bir soykırım politikasıydı. Küba halkını hedef alan bir politika olarak tarif ediliyordu. Küba halkının kalkınmasını olumsuz bir biçimde etkileyen soykırım politikası olarak tanımlıyoruz. Bu soykırım politikası çok sayıda Kübalı’nın ölümüne neden oldu. Salgın hastalıklara neden oldu. Son adım, soykırım politikasının radikalleşmesidir. Bu uygulamanın uluslararası kuralları aykırı olduğu da aşikâr. Bu kurallar, savaş koşullarında da dahi bu yaptırımların uygulanmamasını söylüyor.”

