Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TİP’ten Repkon önünde eylem: Biz onurlu, mazlum halkların yurttaşları, çocuklarımız için direniyoruz

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul İl Örgütü, ABD’deki iştirakinin İsrail’e silah tedarik ettiği iddia edilen Türkiye menşeli firma Repkon’un Şile’de yer alan fabrikası önünde eylem yaptı. TİP İstanbul İl Başkanı Furkan Seyhan, “Kamplaşma çok net. Biz onurlu, haysiyetli, mazlum halkların yurttaşları, çocuklarımız için direniyoruz. Karşımızda Epstein Adası’ndan çıkmayanlar, çocuk istismarcıları, çocuk katilleri var. Bizim kavgamız bu kavga, ne olursa olsun kazanacağız” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul İl Örgütü, ABD'deki iştirakinin İsrail’e

(İSTANBUL) – Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul İl Örgütü, ABD’deki iştirakinin İsrail’e silah tedarik ettiği iddia edilen Türkiye menşeli firma Repkon’un Şile’de yer alan fabrikası önünde eylem yaptı. TİP İstanbul İl Başkanı Furkan Seyhan, “Kamplaşma çok net. Biz onurlu, haysiyetli, mazlum halkların yurttaşları, çocuklarımız için direniyoruz. Karşımızda Epstein Adası’ndan çıkmayanlar, çocuk istismarcıları, çocuk katilleri var. Bizim kavgamız bu kavga, ne olursa olsun kazanacağız” ifadelerini kullandı.

TİP İstanbul İl Örgütü, ABD’deki iştirakinin İsrail’e silah tedarik ettiği iddia edilen Repkon’un Şile’deki fabrikası önünde eylem düzenledi. TİP İstanbul İl Başkanı Furkan Seyhan’ın fabrika önünde yaptığı konuşma sonrasında TİP üyeleri, kendilerini fabrikanın kapısına zincirledi. Furkan Seyhan, eylemde yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Bugün ismini iki gün önce değiştirmiş, şu an Türkiye’deki ismi Repkon, Amerika’daki ismi Paligen olan; İsrail’e ve Amerika’ya bomba üreten, mühimmat üreten; Gazze’ye, İran’a katliama götüren işbirlikçilerin kapısına dayanmış durumdayız. Bakın yaptıklarının arkasında duramıyorlar ve isimlerini değiştiriyorlar. Bizimle onlar arasındaki temel fark bu.

Biz yaptığımız hiçbir şeyden utanmayız. Büyük bir gururla söyleriz. Bunların ataları, bunların öncüleri 68’de 6. Filo’ya kıble dururken bizimkiler denize dökmüştü. Onlar İsrail’e uşaklık yaparken Mahirler, Denizler hesap sormuştu. Ve biz bugün aradan geçen bunca zamana rağmen Mahir’in de, Deniz’in de, tüm 68 kuşağının mücadelesine büyük bir gururla sahipleniyoruz. Ama onlar yaptıkları her şeyden utanıyorlar.

“Bunların demokrasisi, özgürlüğü toplu çocuk mezarlıklarının üstünde kurulu”

Yaptıkları ortaya çıkınca isimlerini değiştiriyorlar, yırtmaya çalışıyorlar. Buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Nerede kapılarını dayanacağız. Teşhir edeceğiz. Bakın bunların mühimmat sattığı, bomba sattığı İsrail, NATO, Amerika, temel söylemlerini, iddialarını ‘Biz demokrasi götüreceğiz. Biz özgürlük götüreceğiz’ diye açıkladılar. Operasyonun ilk gününde ne yaptılar? 168 kız çocuğunun ölümüne sebep oldular, okulu bombaladılar. Bunların demokrasisi, özgürlüğü toplu çocuk mezarlıklarının üstünde kurulu. Lanet olsun böyle özgürlüğe, lanet olsun böyle demokrasiye.

Buraya gelirken, okula giderken son gün annesine ‘Anne bak ne kadar güzelim’ diyen; beslenme çantasıyla, suluğuyla beraber okula giden ve şu anda küçücük bedeniyle soğuk bir toprak altında bizden gelecek müjdeyi bekleyen Mikail’in fotoğrafıyla geldik. Hepimiz her gün evden çıkarken bu fotoğraf gözümüzün önüne gelsin.

“Başımıza ne gelirse gelsin çocuklarımız için zaferi kazanacağız”

Ama biz söz veriyoruz. Ne olursa olsun gücümüzün yettiğince başımıza ne gelirse gelsin çocuklarımız için zaferi kazanacağız. Onlara söz veriyoruz. Kazandığımız zaferi onlara müjdeleyeceğiz. Eğer ki bir kış mevsiminde kazanırsak bu zaferi, kar taneleriyle kaplayacağız mezarlarını. Küçücük bedenlerine ileteceğiz müjdelerimizi. Eğer ki zaferimiz baharlara denk gelirse, yağmur taneleriyle; damlaya damlaya süzüle süzüle müjdeleyeceğiz onlara zaferimizi. Eğer ki bir yaz dönemine denk gelirse zaferimiz, o gün izin vermeyeceğiz bulutların güneşin önüne geçmesine. Bütün gün güneşimizde, ışığımızla onların üşüyen küçücük bedenlerini ısıtarak müjdeleyeceğiz.

Bakın kamplaşma çok net. Biz onurlu, haysiyetli, mazlum halkların yurttaşları, vatandaşları çocuklarımız için direniyoruz. Karşımızda Epstein Adası’ndan çıkmayanlar, çocuk istismarcıları, çocuk katilleri var. Bugün bu operasyonları kim organize ediyor? Tom Barrack. Hangi ülkenin büyükelçisi? Türkiye’nin ABD büyükelçisi. Ne yapıyor? Adalarında çocukları istismar ediyor. Orta Doğu’ya geliyor, çocukları katlediyor. Bir tarafta onurlu, haysiyetli insanlar var. Diğer tarafta çocukları ya istismar eden ya da öldürenler var. Bizim kavgamız bu kavga. Ne olursa olsun kazanacağız.

Ne olursa olsun mücadele edeceğiz. Gücümüz neye yetiyorsa onu yapacağız. Buradan düşmanlarımıza son bir şey söylüyorum. Bekleyin bizi beklediğiniz her yerde ve bekleyin bizi beklemediğiniz her yerde. Şimdi de kendimizi bu utanç ortak etmeyeceğiz. Çocuklarımıza, torunlarımıza onurlu bir gelecek sunacağız. ‘O bombaları üreten fabrikanın kapısına kendimizi zincirledik, izin vermedik. Onurlu bir insan olarak üstümüze düşeni yaptık’ diyeceğiz.”