(İZMİR) – Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, AK Parti’yi yenmenin yolunun işçi sınıfının örgütlü gücünden geçtiğini söyledi. Baş, “AKP’yi yenmek istiyorsak, DİSK’in 1 milyon üyesi olacak, bu işin başka yolu yok. Biz bunu başaramadığımız sürece AKP, bulgurla, makarnayla, işte asgari ücrete son seçim yılı zam yaparak; o yıl EYT’yi çıkartarak, zam vererek 4 yıl, 5 yıl süründürür işçi sınıfını. Son 6 ayda bir şey veriyormuş gibi yapar zaten hakkımız olanı…” dedi.
İzmir’de TİP İl Örgütü tarafından Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde düzenlenen Seher Ünver Bülbül’ün moderatörlüğünü yaptığı “Türkiye İşçi Partisi’nin 65 Yıllık Yürüyüşü” başlıklı panele TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile Parti Meclisi Üyesi Can Soyer katıldı.
İzmir’de düzenlenen panelde konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bugün Türkiye’nin sosyalizme ihtiyacı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Türkiye’nin sorunlarının çözümü sosyalizmdedir. Bunun ortaya konuluyor olması, bunun altının dolduruluyor olması son derece önemli bir şeydir. Bakın arkadaşlar, bu bizim şimdi bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm; bu kongrede yeniden bunu güncelleyelim ve Türkiye toplumu karşısına çıkalım derken sadece bir nostalji değil. Türkiye İşçi Partisi aynı zamanda emperyalizm denilen şeyi böyle bir ülke dışında dış politika başlığının bir konusu olmaktan çıkartıp o emperyalizme bağımlılığın günlük siyasi hayatta, toplumsal hayatta, sınıf mücadelesinde karşılığını da çok net biçimde ortaya koyarak ve buna karşı mücadeleyi işçi sınıfının iktidar mücadelesiyle birleştirerek bence çok önemli bir açılımın altına da imza atmış durumda.
Kuşkusuz eksikler vardır; mesela ben bugünden baktığımda bana kolay geliyor, tırnak içinde söylüyorum; işte gençlik hareketini keşke parti çatısı altında tutmayı başarabilselerdi; yani işte Mahirler, Denizler, İbrahimler; hani o devrimci enerji partinin çatısı altında kalabilseydi diyorum. Ben açıkçası mesela bu noktada bir eksiklik saptıyorum. Ama bu bugünden bakıp söyleyebildiğimiz bir şey; yani o günün Türkiye’sinde, o günün sıcaklığında başka biçimde değerlendirilebilir.
Türkiye İşçi Partisi’nin ortaya koyduğu ana hat bize bugün gerçekten ne yapmamız gerektiği konusunda son derece zengin bir deneyim ortaya koyuyor. 90’lı, 2000’li yıllarda Türkiye’de solun epey geri çekildiği bir aşamada 60’lı yılların Türkiye İşçi Partisi’ne belki de içeriden tırnak içinde parlamenterist, reformist, revizyonist, şu bu falan filan diye muhalefet eden ne kadar devrimci abimiz, ablamız, arkadaşımız, kardeşimiz varsa hepsi şöyle söylüyordu: Keşke TİP gibi bir parti olsa diyordu. Olmayınca kıymetini anladığımız bir değer aynı zamanda. Bir buz kıran çünkü yolu açıyor. O yol sizin ufkunuzu genişletiyor ve neleri görebiliyorsunuz, bambaşka şeyleri de görebiliyorsunuz.”
“İşçi sınıfının iktidar mücadelesine öncülük edebilecek bir partiyiz”
TİP’in işçi sınıfının iktidar mücadelesine öncülük edebilecek yeni bir partiye duyduğu ihtiyaca yanıt olarak doğduğunu belirten Baş, “Biz kendimizi sadece 1961’de kurulan Türkiye İşçi Partisi’nin miras kabul eden, onun bugün sürdürücüsü, devamcısı, şu bu falan… bu tartışmaları gerçekten hiç önemsemiyoruz. Biz o Türkiye İşçi Partisi’nin ideallerine, değerlerine bağlı; o sorumluluğu omuzlarına almış; o sorumluluğa uygun davranan; o sorumluluğa kesinlikle uygun davranma konusunda hassasiyet gösteren ama Türkiye Sosyalist Hareketi’nin 2000’li yıllarda işçi sınıfının iktidar mücadelesine öncülük edebilecek yeni bir partiye duyduğu ihtiyaca yanıt olarak doğmuş bir partiyiz” diye konuştu.
“Kuşatma harekâtının en önemli boyutu sendikasızlaştırma ve sarı sendikalaştırma”
İşçi sınıfının iktidarının sosyalizmde olduğunu belirten Baş, “Biz sosyalist bir partiyiz. İşçi sınıfının iktidarının sosyalizmde olduğunu söyleyen bir partiyiz. Ama mücadele eden her işçiyi de kendi yoldaşımız, arkadaşımız olarak görüyoruz. Mesela bakın, bunu değiştirmek için de çaba sarf ediyoruz. Yani biz sadece işçilerin çıkarının solda, sosyalizmde olduğuna inanıyoruz ve bundan bir adım geri basmıyoruz. Hiçbir yerde biz solcu molcu değiliz demiyoruz; sosyalist değiliz demiyoruz. Ama mücadele etmek için illa solcu olmak, sosyalist olmak gerekmez. Hatta genelde tersi: Mücadele ettikçe solculaşırsınız. Başka çare olmadığını gördükçe sosyalistleşirsiniz. Genelde öyle olur bu işler. Şimdi bu kritik. İkincisi arkadaşlar, şunu vurgulamam lazım. Bakın, Türkiye işçi sınıfına dönük bu kuşatma harekâtının en önemli boyutu sendikasızlaştırma ve sarı sendikalaştırmadır. Ya sendikasız hâle getiriyor ya da illa sendikalı olacaksan işte yandaş sendikalar artık; yani dünyada eşi benzeri olmayan yandaş sendikalar bizde kurulmuş durumda. Yani sadece mesela KESK’in mücadelesini düşünün; yani hepimizin yaşı yetiyordur diye söylüyorum ona. Sözde yasaktı; memurun sendikası mı olur falan. Dövüşe dövüşe, dövüşe dövüşe sendika hakkını aldık. Bugün KESK’in en büyük sendikası Eğitim Sen bile yetkisiz sendika haline getirildi. Devlet eliyle, Memur Sen eliyle içini boşalttılar” dedi.
“TİP’in 1 milyon oy aldığı yerde DİSK’in 3 milyon, 5 milyon üyesinin olması lazım”
TİP’in 2023 seçimlerindeki başarısı üzerinden konuşmasını sürdüren Baş, şunları dile getirdi:
“Biz 2023 seçimlerinde 51 ilde seçime girdik. Son dakikada bir ittifak yasasında değişiklik yaptılar. Bunu da öyle TİP’in önünü kesmek için falan yapmadılar. Yani DEVA, Saadet, Gelecek, Millet İttifakı’nı bozmak için yaptılar. Ama sağcılar yine yolunu buldu; onlar bir taktik buldular. Biz açıkta kaldık. Yani o yasa sadece bizi olumsuz etkiledi. 51 ilde seçime girdik arkadaşlar ve biz yaklaşık 1 milyon oy aldık, 980 bin civarı oy aldık; 1,76… Mesela İzmir’in bir bölgesinde, Ankara’da, Kocaeli’nde, Antep’te, Urfa’da, Diyarbakır’da, Aydın’da, Tekirdağ’da, Bursa’nın bir bölgesine girmedik. Eğer bakın, bizim aldığımız oy birinci TİP’in aldığı oya yakındır; 60 yıl sonra Türkiye’de o oy alındı. O oyu Türkiye İşçi Partisi aldığında Kürtler, Kürt aydınları, Kürt emekçileri; mesela Behice Boran’ı, Urfa milletvekili; Tarık Ziya Ekinci, ikinci Diyarbakır milletvekili değil mi? Şimdi bugün burada başka bir dinamik var. Bizim böyle bir dinamiğimiz yok. O gün DİSK’i kuran gümbür gümbür gelen bir işçi hareketi var. O gün bir işte FKF, Dev Genç hareketi var. Gümbür gümbür geliyor. Doğru mu? Bütün bunların sonucunda TİP bu oyu alıyor. Dünyada şöyle bir örnek yok. Biz seçimde 1 milyon oy aldığımızda DİSK’in, Genel-İş’in 140 bin civarı üyesi vardı. Onun dışında bütün DİSK’in 100 bin üyesi var. Hani hepsini sayın: 200 bin, 250 bin üyesi var. Bakın, 250 yıllık işçi sınıfı mücadele tarihinde. O ülkede işçi sınıfı sendikası, işçi sınıfının mücadeleci sendikası 100 bin, 200 bin üyesi olacak; işçi sınıfı varsa 1 milyon oy alacak. Bu imkânsız. Yok böyle bir örnek. Tersi doğrudur. Bakın, normalde TİP’in 1 milyon oy aldığı yerde DİSK’in 3 milyon, 5 milyon üyesinin olması lazım. Ben burada DİSK’li arkadaşlarımızı falan eleştirmiyorum; kendimize eleştiriyorum, yanlış anlamayın. 12 Eylül’den bu yana iktidarların o politikasını biz kıramadık.”
“Bu işin başka yolu yok”
“AKP’yi yenmek istiyorsak, DİSK’in 1 milyon üyesi olacak; bu işin başka yolu yok” diyerek sözlerini sürdüren Baş, şunları kaydetti:
“Biz bunu başaramadığımız sürece AKP, bulgurla, makarnayla, işte asgari ücrete son seçim yılı zam yaparak, o yıl EYT’yi çıkartarak, zam vererek 4 yıl, 5 yıl süründürür işçi sınıfını. Son 6 ayda bir şey veriyormuş gibi yapar zaten hakkımız olanı. Gene bu işi toparlar. Bizim bu mahalleler arası bölünmeyi falan bozabilecek tek denklemimiz bu. Benim Gebze’den aday olmam falan da bir kişisel bir belediye başkanlığı yarışa değil; partinin bir stratejisi, bir taktiği, topluma bir çağrısı. Buradan herkese çağrı yapıyorum: AKP’yi yenmek istiyorsak işçi sınıfı etkin, örgütlü bir güç olarak siyaset sahnesine yerini alacak. Biz bütün varımızı, yoğumuz; 2023 seçimlerinden sonra parti meclisinin ilk toplantısı bir numaralı kararı budur. Bu sadece TİP’in derdi olarak söylemiyorum. Türkiye’de bu karanlığı yenmek isteyen herkes gözünü buraya dikmek zorunda. Bu işin başka bir yolu yok.”

