Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hazar Derneği: “Çözüm; çocuk adalet sistemini çocuğu topluma geri kazandıracak şekilde düzenlemek”

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda Hazar Derneği ile İstanbul İnternet Kafeciler Esnaf Odası Başkanı sunum yaptı. Hazar Derneği, çocuk adalet sisteminin cezalandırıcı değil onarıcı ve rehabilite edici olması gerektiğini vurgularken; İnternet Kafeciler Esnaf Odası, gençler üzerindeki dijital içerik ve mafya dizileri etkisine dikkat çekerek yaş doğrulama ve içerik denetimi çağrısında bulundu. 

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda Hazar Derneği ile İstanbul

(TBMM) – TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda Hazar Derneği ile İstanbul İnternet Kafeciler Esnaf Odası Başkanı sunum yaptı. Hazar Derneği, çocuk adalet sisteminin cezalandırıcı değil onarıcı ve rehabilite edici olması gerektiğini vurgularken; İnternet Kafeciler Esnaf Odası, gençler üzerindeki dijital içerik ve mafya dizileri etkisine dikkat çekerek yaş doğrulama ve içerik denetimi çağrısında bulundu.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyonda Hazar Derneği ile Ankara ve İstanbul İnternet Kafeciler Esnaf Odaları temsilcileri sunum yaptı. Hazar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ayla Kerimoğlu, sunumunda şu ifadelere yer verdi:

“Yapısal sorunlara baktığımızada suç çoğu zaman bir çocuğun ‘beni görün, beni duyun’ çığlığıdır. Fail, çoğu zaman daha önce mağdur olmuş bir çocuktur. İstatistiklere bakıldığında fail olan çocuk sayısının 2024 yılında 202 bin 785 olduğunu görüyoruz. Fail çocukların yüzde 86’sı erkek çocuklar ve en yoğun yaş grubu 15-17 olarak karşımıza çıkıyor. Her sene artan oranlarda çocuk adalet sistemiyle temas ediyor. Şu an yetişkin bir ceza sistemimiz var. Cezaların azaltılması çocuk adaleti demek değildir. Çocuk adalet sistemi onarıcı, çocuğun katılımını sağlayan, çocuğa özgü infaz ve rehabilitasyon sağlamalıdır. Mevcut sistemimizdeki sistemik çıkmazlara bakıldığında çocuğu etiketleyen bir işlev görüyor. Adli kayıtlar hep ‘suçlu’ etiketi ile yaşamak zorunda kalıyor. Çocuk adaletinde unutulma hakkı mutlak ilke olmalıdır.”

“Öldüren kişinin de çocuk olduğunun unutulmaması gerekiyor”

Çocuğun suça itilmesindeki risk ekosisteminden bahseden Kerimoğlu, nedenlerin başında aile ve akran, toplumsal riskler, çeteler, dijital risk, eğitime ara verilmesi, yoksulluk gibi başlıkların önemine dikkat çekti. Kerimoğlu, “Lüks hayat ilüzyonu gerçeklikle çocuk arasındaki ilişkiyi iyice koparıyor. Suç örgütlerinin sayısı arttıkça çocuklara evde bulamadıkları aidiyet ve statüyü vaad ediyor” dedi. Kerimoğlu, çocukların okula verdiği her bir yıllık aranın suç riskini 2-3 kat arttırdığını belirtti.

Kerimoğlu, “Ağır vakalar kamuoyu baskısını arttırıyor ancak öldüren kişinin de çocuk olduğunun unutulmaması gerekiyor. Ceza artışı suçu önlemiyor. Çözüm çocuk adalet sistemini çocuğu topluma geri kazandıracak şekilde düzenlemek. Yoksa bu bir ulusal risk alanı haline de gelecektir. Hafif suçlarda ise çocuğu farklı şekillerde rehabilite etmek gerekiyor” dedi.

“Zorunlu yaş doğrulama sistemlerinin uygulanmasının gelmesi gerekiyor”

İstanbul İnternet Kafeciler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı İlhan Taşkıran şunları söyledi:

“Kullanıcı profilimizin yüzde 80’ini 13-25 yaş arası çocuk ve gençler oluşturuyor. İnternet kafeler 24 saat denetim altında ve ailelerin tercih ettiği güvenli bir ortam sunuyoruz. Gözlemlerimize dayanarak gençlerimizin önemli bir kısmı şiddeti normal görmeye başlamış, hızlı ve kolay para kazanam beklentisine yönelmiş, sosyal medyanın oluşturduğu gösteriş ve popülerlik baskısı altında kalmışlardır. TikTok ve benzeri platformlarda yayılan riskli ve suça eğilimli paylaşımlar, gençler üzerinde ciddi bir özenti ve yönelim oluşturuyor. Gençler üzerinde özellikle mafya temalı ve suçu normalleştiren dizi ve içeriklerin ciddi etkileri olduğunu gözlemlemekteyiz. Gelip dizileri izleyen çocuklarda bir ay içinde o değişimi biz gözlemliyoruz. Bu yapımlar gençlerdeki rol model algısını olumsuz etkiliyor.”

Önerilerini sıralayan Taşkıran, “Gençlere yönelik medya içeriklerinin daha sıkı denetlenmesi, sosyal medya platformlarında yaş ve içerik denetimi gerekiyor. İnternet kafelerde çocukların kullandığı bilgisayar denetlenirken ellerindeki telefon kontrolsüz ve bilinçsizdir. Gençlere yönelik sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin arttırılması gerekmektedir. Zorunlu yaş doğrulama sistemlerinin uygulanmasının gelmesi gerekiyor” dedi. Taşkıran ayrıca geçen ay TikTok’un kapatılması için dava açtıklarını belirtti.

Öğretmenlerin öğrencileri en ufak hatalarında disipline verdiklerini ve okuldan uzaklaştırdıklarını belirten Taşkıran, “Yeni nesil öğretmenler kendilerini bakan olarak görüyor. Çocuklar okuldan atıldıkça suça karışma oranları artıyor. Öğrencilerin okulda tutulması için çocuk oldukları unutulmadan önlem alınmalı” ifadelerini kullandı.

“Bu zamana kadar ceza adaleti üzerinden yaklaştık ve sayıları düşüremedik”

Komisyon Başkanı Durgut ise çocuklara davranışıyla ilgili sorumluluk yüklenmesi gerektiğini belirterek, “Bu durum suç kavramının oluşması bakımından doğru değil. Bir çocuğu defalarca bıçaklayarak öldürmek ‘çocukça suç’ tanımına girmiyor benim için. Bizim dönemimizdeki çocuk suçları artık yok. O yüzden somut tedbirleri önemsiyorum” dedi.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Kerimoğlu, “Bu zamana kadar ceza adaleti üzerinden yaklaştık ve sayıları düşüremedik. Demek ki bu sistem sorunu küçültmüyor. O zaman mükerrer suç da işlese çocuk ceza alacak ama bu ceza o çocuğun rehabilitasyondan uzak tutan bir ceza olmamalı. O çocuğu yeniden topluma kazandırmak üzere bir sistem tasarlanmalı. Bütün çocukları kurtaramayacağız bu mümkün değil” dedi.

‘Suça sürüklenen çocuk’ kavramına ilişkin ise Kerimoğlu, “Çocuk, bu kavram var ben gidip suç işleyeyim demiyor ama çocuk o suçtan sonra bu tanımla tanımlanmaya başladığı andan itibaren o suçu giyiyor. Biz önce ‘suçlu çocuk’ diyorduk sonra baktık ki bu ikisini çok eşitliyoruz. Sonra ‘suça sürüklenen çocuk’ demeye başladık bunda da bazı yanlışlar olduğunu görüyoruz. Bütün dünyanın sorunu bu. Aslında her bir ülkenin yaptığı çalışma bize ilham oluyor. BM son geldiği noktada artık biz bu kavramı böyle kullanmayalım diyorsa burada suçla ihtilaf yaşayan çocuk gibi görelim diyorsa bunun arkasında ciddi bir birikim var demektir” ifadelerini kullandı.

Çocukların rehabilite edilmesi noktasında İspanya ve Kanada örneklerinde sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin soruları da yanıtlayan Kerimoğlu, “Biz STK’lar meselesinde bunu alıp aynen uygulayalım gibi bir şey düşünmüyoruz ama bu bir örnektir ve Türkiye’de hayata geçirilebilir mi noktasını tartışmalıyız. Çünkü devlet tek başına yetersiz kalıyor. Ama STK’lar da çok sıkı denetlenmeli. Çünkü STK da bunu istismar edebilir ama aynı şeyler devlet dairelerinde de olabilir” dedi.