Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TBMM Genel Kurulu’nun gündeminde “yemin kavgası” vardı

TBMM Genel Kurulu’nun bugünkü birleşiminde gündemde dün Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yemin töreni esnasında yaşanan kavga vardı. Yeni Yol Grubu Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, “CHP’li milletvekillerinin sözel olarak tepkilerini sınırlandırmaları beklenebilirdi ancak CHP’li milletvekilleri kürsüye yöneldiğinde bir kısmı ayakta bekleyen AK Partili milletvekillerinin de aynı anda kürsüye yönelmesi, her kavga ve olayda ‘sayılı kişi’ olarak tarif edeceğimiz arkadaşların bunu bir şov fırsatına dönüştürerek olayı fiziki kavgaya dönüştürülmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı. 

TBMM Genel Kurulu'nun bugünkü birleşiminde gündemde dün Adalet Bakanı Akın

(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nun bugünkü birleşiminde gündemde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yemin esnasında yaşanan kavga vardı. Yeni Yol Grubu Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, “CHP’li milletvekillerinin sözel olarak tepkilerini sınırlandırmaları beklenebilirdi ancak CHP’li milletvekilleri kürsüye yöneldiğinde bir kısmı ayakta bekleyen AK Partili milletvekillerinin de aynı anda kürsüye yönelmesi, her kavga ve olayda ‘sayılı kişi’ olarak tarif edeceğimiz arkadaşların bunu bir şov fırsatına dönüştürerek olayı fiziki kavgaya dönüştürülmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da Slovenya Ulusal Meclis Başkanı Urska Klakocar Zupancıc ile birlikte Genel Kurul’u ziyaret ederek Diplomatik Loca’da bir süre çalışmaları takip etti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Genel Kurul’daki yemin töreni esnasında dün CHP milletvekillerinin protesto eylemi sırasında tekmeli yumruklu kavga yaşanmıştı. Genel Kurul’un bugünkü birleşiminde Meclis’te yaşanan kavga gündemdeydi.

Yeni Yol Grubu Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, bir önceki gün Meclis’te yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ekmen, “Dün Meclisimiz yüz elli yıllık siyasi tarihimizde bir elin parmaklarını geçmeyecek derecede ve sayıda yaşanan talihsiz günlerden birini yaşadı” dedi. Ekmen, yaşanan görüntülerin hem dünya kamuoyuna hem de Türk seçmenine yansıdığını belirterek, “Başta Türkiye Büyük Millet Meclisinin mehabeti ve saygınlığı olmak üzere siyasete olan güven aşınmıştır” diye konuştu.

“Hiçbir ayırım yapmadan söylüyorum” diyen Ekmen, “Bu suç müteselsil bir şekilde hepimizin ortak sorumluluğuyla birlikte işlenmiştir. Bulunduğumuz yerden bu nahoş görüntüleri izleyen bizler dâhil hepimiz ortaya çıkan bu tabloya ilişkin ciddi bir muhasebede bulunmalıyız” ifadelerini kullandı.

Ekmen, “Özellikle Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin ve birtakım siyasetçilerin maruz kaldığı yargı uygulamaları nedeniyle Meclis Başkanlık Divanının da bu stresi bir suhuletle yönetme, Cumhuriyet Halk Partisinin de tepkisini, öfkesini fiziki bir karşılaşma ve şiddete dönüşmeden yönetme sorumluluğu bulunmaktaydı” dedi.

Yaşanan süreci değerlendiren Ekmen, “Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin elbette bulundukları yerlerden sözel olarak tepkilerini sınırlandırmaları beklenebilirdi ve bu da Meclis açısından daha uygun olabilirdi. Ancak CHP’li milletvekilleri kürsüye doğru yöneldiğinde zaten bir kısmı ayakta bekleyen AK Partili milletvekillerinin de aynı anda kürsüye yönelmesi ve her kavga ve olayda ‘sayılı kişi’ olarak tarif edeceğimiz arkadaşların bunu bir şov fırsatına dönüştürerek olayı fiziki kavgaya dönüştürülmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

İçtüzük hükümlerine dikkat çeken Ekmen, “Bu İçtüzük’te Başkanlık Divanı’nın ve Başkan Vekili’nin sorumluluğu var, İdare Amiri’nin sorumluluğu var, nasıl ki sokakta gördüğümüz herhangi bir kanuna karşı fiile doğrudan müdahale hakkımız yok ise Meclis İçtüzüğü’ne aykırı işlemlere de herhangi bir milletvekilinin kürsüye saldırarak, birine saldırarak kürsüyü koruma altına alarak doğrudan müdahale hakkı yoktur” dedi.

Ekmen, “Mikrofonlar kapalıyken yemin töreninin yapıldığı, tutanakların sağlıklı bir şekilde tutulmadığı ve yine o fotoğrafın yani her 2 Sayın Bakanın ayrı ayrı 25-30 vekilin arasında bu konuyu, bu yemini yapmak zorunda kalması yeminin sağlığı, sıhhati ve Türk siyasetinin görünümü açısından büyük bir hata, büyük bir yanlış ve affedilemez bir tablo olarak karşımıza çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

Yaşananların Türk siyasi hafızasına kazındığını belirten Ekmen, “Bütün bunlar kabul edilemez bir tablo olarak Türk siyasi hafızasına kazınmıştır ama bundan zarar gören kürsüde kavga eden partiler, kürsüde kavga eden milletvekilleri değil topyekûn olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk siyasetidir” ifadelerini kullandı.

Buldan: “Meclis’ten beklenen siyaset üretmektir kavga etmek değildir”

Ekmen’in konuşmasının ardından dün yaşanan kavgaya ilişkin söz alan Başkanvekili Buldan, Meclis’ten beklenenin siyaset üretmek olduğunu vurgulayarak, “Öncelikle, Sayın Tanal’a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, gerçekten, üzüntü duydum. Ancak şunun bilinmesi gerekiyor: Biz Sayın Cumhurbaşkanı’ndan iki gün önce randevu talep etmiştik ve randevu bize dün saat ikide verilme şeklinde iletilmişti” ifadelerini kullandı.

Meclis Başkanvekilliği görevine ilişkin süreci anlatan Buldan, “Ben Meclisi yöneteceğim için henüz bakanlar atanmamış iken Sayın Celal Adan’ı aradım, benim yerime Meclisi iki saatliğine yönetmesini talep ettim; kendisi bir cenazeye katılacağı için Ankara dışında olacağını belirtti” dedi.

Bunun üzerine Sayın Bekir Bozdağ ile görüştüğünü belirten Buldan, “Bekir Bey’den rica ettim; o da beni kırmadı ve ‘Sizin yerinize iki saatliğine tabii ki nöbeti devralırım’ diye belirtti. O günün akşamı bakan atamaları yapıldı. Dolayısıyla hani ben bu görevden kaçan birisi değilim, Sayın Bekir Bozdağ’dan bu meseleyi bilmemekle birlikte bir şey rica ettim, o da kabul etti, benim yerime, iki saatliğine Meclisi yönetti” şeklinde konuştu.

Çömez: “En ön sırada oturmama rağmen ben yemini ne gördüm ne de duydum”

Adalet Bakanı atamasına ilişkin konuşan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, “Adalet Bakanı olarak atanan isim ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreci başlatan bir isim. Peki, böyle bir isim adalet mekanizmasının en başına getirilirse ne olur? Davayı açan kişi davayı yürütecek hâkimlerin başına geçmiş olur” ifadelerini kullandı.

Yemin törenine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çömez, “Ne yazık ki yemin töreni, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosuna, Gazi Meclisimize yakışmayacak birtakım manzaralara sahne oldu. Keşke olmasaydı” diye konuştu. Çömez, “Bizim de eleştirdiğimiz, bizim de yanlış bulduğumuz bu atamayı, şüphesiz protesto edecek, kınayacak başka modeller de bulunabilirdi” ifadelerini kullandı.

Yemin töreninin usulüne ilişkin eleştirilerde bulunan Çömez, “Bakın, en ön sırada oturmama rağmen ben yemini ne gördüm ne de duydum. Tutanaklara baktığım zaman tutanaklarda da detay yok. Böyle bir tabloda ‘Ben yaptım, oldu’ diyebilir misiniz? Gazi Meclisimize yakışıyor mu?” ifadelerini kullandı.

Çömez, “Tamam, siz yaptınız, oldu ama böyle bir yemin, bu ülkede ne adalet duygusunu ne de güveni tesis edecek bir uygulama değil. Bu manzara olmamıştır, bu manzara yakışmamıştır” dedi.

Emir: “Akın Gürlek’in bakanlığı da başsavcılığı da yemini de gayrimeşrudur”

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “Türkiye’nin gerçeği tutuklu siyasettir. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’ndan başlayın, 16 belediye başkanımız, gençlik kolları başkanımız, arkadaşlarımız, kim önlerine gelirse, kimin malına çökmek istiyorlarsa, kimin zenginliğini ceplerine koymak istiyorlarsa, kimi siyasi minderin dışına itmek istiyorlarsa aparatlar hazır, başsavcılar hazır, kolluk hazır ve bunun adına da ‘demokrasi’ diyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Bir önceki gün Genel Kurul’da yaşanan görüntülere değinen Emir, “Dün yaşanan, burada yaşanan görüntüler elbette ki nahoştu, kimse bu görüntüleri tasvip etmez” dedi. Yemin sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emir, “Burada elbette ki bu görüntüler kötüydü ama asıl gerçeklik, bir zorbalıkla, bir yeminin ısrarla, hem de İç Tüzük çiğnenerek ettirilmeye çalışılmasıdır. Bu yemin hukuken geçersizdir, anayasal şartlar oluşmamıştır, İç Tüzük’e uygun yapılmamıştır, tutanaklara geçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Bakanların daha önce de Meclis’e gelerek yemin ettiğini belirten Emir, “Biz, burada yemin ederek göreve başlıyoruz. Buradan defalarca bakanlar geldi, yemin etti, gitti; hiçbirine böyle itiraz etmedik” diye konuştu. Emir, “Ama onun bakanlığı da gayrimeşrudur, başsavcılığı da siyasi ve gayrimeşrudur, yazdığı bütün iddianameler hukuksuzdur, haksızdır, gayrimeşrudur ve yemini de gayrimeşrudur” ifadelerini kullandı.

Yaşanan tartışmalara ilişkin konuşan Emir, “Biz burada görevimizin gereğini, yapılacak yeminin Anayasa’ya aykırılığını anlatmaya çalışırken son çare olarak ben elimde Anayasa kitapçığıyla Meclis Başkan Vekiline doğru yürüyorum; amacım, Meclis Başkanvekilimize gidip yaptığı uygulamanın Anayasa’ya aykırı olduğunu söylemek” ifadelerini kullandı.

Gül: “Anayasa’ya uygun bir şekilde yemin işlemi de tamamlanmıştır”

AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, bir önceki gün yaşanan olaylar ve yemin sürecine ilişkin konuştu. Gül, Anayasa’da ve demokrasinin temelinde kürsü dokunulmazlığının yer aldığını belirten Gül, “Anayasa’da da demokrasinin temelinde de hep ifade edilen kürsü dokunulmazlığı demokrasinin en temel dokunulmazlık alanıdır. Her fikir söylenir” ifadelerini kullandı.

Demokrasinin temel unsurunun muhalefet olduğunu vurgulayan Gül, “Elbette demokrasinin en temel unsuru muhalefettir ve muhalefet de itirazını kaba kuvvetle, şiddetle değil, sözle, eleştirilerle yapar. Her türlü fikrini ortaya koyma, demokrasinin bir gereğidir. Eleştiri olmazsa zaten demokrasi olmaz ve bu eleştirilere müsamaha da demokrasinin bir gereğidir. Demokrasi bu anlamda müzakereyi, müsamahayı ortaya koymaktır” diye konuştu.

Genel Kurul’da yaşananlara değinen Gül, “Burada, Anayasa’dan kaynaklanan bir yetki ve görev icabı gelen 2 Sayın Bakana yönelik kürsünün işgal edilerek, kürsüde bu hakkın kullanılmasına yönelik engellemeler kabul edilemez” dedi.

Meclis’te her türlü eleştirinin yapılabileceğini belirten Gül, “Mecliste her şeyi konuşuruz, her türlü eleştiriyi yaparız, muhalefet yapar, iktidar kendi yaptıklarını savunur ve milletimiz de hakem olur. Milletimiz bir iktidara, bir de muhalefetin söylemine bakar sonra karar verir sandıkta” ifadelerini kullandı. Bunun ötesinde fiili engellemenin kabul edilemeyeceğini dile getiren Gül, “Milletin temsilcileri olarak buraya gelen herkesin söz söyleme hakkı vardır, biz bunu çok değerli ve kutsal görüyoruz, bunu korumaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Yemin sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Gül, “Yemin konusunda da tutanaklarla ilgili hususta her yeminde yemin metni tutanaklara yazılmamıştır. Burada 600 milletvekili de dâhil olmak üzere kürsüye çıkan işte Sayın Murat Emir çıkmıştır yemin etmiştir o kayda geçmiştir, yemin metni geçmemiştir, bakanlarımızın yeminlerinde de öyle” ifadelerini kullandı.

Abdulhamit Gül, “Bakın eski tutanaklara, bakanlar yemin eder ‘Yemin etti’ diye geçer. Dolayısıyla, bu anlamda Anayasa’ya uygun bir şekilde yemin işlemi de tamamlanmıştır. Demokrasi tahammül, demokrasi karşılıklı anlayış rejimidir. Bu anlamda, kürsünün, demokrasinin daha da güçlenmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Umarız bu ve benzeri görüntüleri, Meclisimize yakışmayan bu görüntüleri bir daha görmeyiz” dedi.