(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda Yeni Yol Grubu’nun bölgesel krizlerin ülkemizdeki sosyolojik etkilerinin saptanması, artan gerilimin toplumsal yapımızda oluşturabileceği hassasiyetlerin ve mezhepsel kışkırtma girişimlerinin önüne geçilmesi amacıyla verdiği grup önerisi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi. CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, bölgede yaşanan savaşlardan dolayı halkın tedirginlik yaşadığını belirterek “Böyle bir dönemde iktidarın görevi, devlet ciddiyetiyle, ölçülü ama açık bir bilgilendirme yapmaktır. Şeffaflık yoksa, dedikodu siyaseti büyür. Dedikodu siyaseti, komplocuları büyütür” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Yeni Yol Grubu’nun “Bölgesel krizlerin ülkemizdeki sosyolojik etkilerinin saptanması, artan gerilimin toplumsal yapımızda oluşturabileceği hassasiyetlerin ve mezhepsel kışkırtma girişimlerinin önüne geçilmesi amacıyla” verilen grup önerisi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi.
Yeni Yol Grubu adına öneriyi açıklamak üzere söz alan Ankara Milletvekili Mesut Doğan, şu ifadelere yer verdi:
“Bu kritik süreçte net üç tane hatırlatmada bulunmak isterim. Kim İran’la ilgili ne düşünürse düşünsün, kim İran’la ilgili ne konuşursa konuşsun, kim İran’la ilgili hangi tarafta bulunursa bulunsun asla değişmeyecek bir gerçek var ki o da bu savaşın ana hedefi yaklaşımı bakımından İran ile Türkiye’nin aynı tarafta olduğudur. Amerika’nın gözünde İran ve Türkiye aynı taraftadır, İsrail’in gözünde Türkiye ve İran aynı taraftadır, Batı’nın gözünde İran ve Türkiye aynı taraftadır ki “İran’dan sonra sıra Türkiye’de.” sözü buna en büyük delildir. İkinci hatırlatmak istediğim husus, şartlar ne olursa olsun, İran ile Türkiye’nin birbirine karşı değişmez 3 tane temel hakkı vardır: Birincisi, komşuluk hakkı; dört yüz yıl boyunca sınırımız değişmemiş, birbirimizi üzecek hiçbir şey yapmamışız, bunun getirmiş olduğu komşuluk hakkımız var birbirimizin üzerinde. İki, akrabalık hakkı; İran’ın yüzde 50’ye yakını Türk, yüzde 15’e yakını Kürt, biz, bunu böyle okuyup bunun üzerimizde oluşturmuş olduğu hakkı görmezlikten gelemeyiz. Üçüncüsü ise kardeşlik hakkı; aramızda ihtilaflar olsa da İran bizim Müslüman kardeşimizdir, biz de İran’ın Müslüman kardeşiyiz. Üçüncü olarak hatırlatmam gereken husus ise unutmayın ki yüz on yıl önce Çanakkale’yi geçmek isteyenlerin niyetleriyle bugün Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışanlar ve niyetleri arasında zerre-miskal fark yoktur. Amerika ve İsrail’in bilardo siyasetinden etkilenmemek gerekir. Dün de hedef aynıydı, bugün de hedef aynı yani demem o ki mesele sadece İran değil mesele aslında Türkiye. Şimdi, hakikat bu iken İran kaybettiğinde hangi aklı başında bir insan Türkiye’nin kazanacağını söyleyebilir veya hangi aklı başında bir insan İran kazandığı zaman Türkiye’nin kaybedeceğini söyleyebilir?”
Salıcı: Çok Uluslu Kolordu Karargahı’nın kurulmasının kararı ne zaman alındı?
Yeni Yol Grubu’nun önerisine üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, bölgede yaşanan savaşlardan dolayı halkın tedirginliğini dile getirerek, “Tam da böyle bir dönemde iktidarın görevi, devlet ciddiyetiyle, ölçülü ama açık bir bilgilendirme yapmaktır. Şeffaflık yoksa, dedikodu siyaseti büyür. Dedikodu siyaseti, komplocuları büyütür” dedi.
Salıcı, Milli Savunma Bakanlığı’nın duyurduğu, NATO’nun Türkiye’de kurmayı planladığı Çok Uluslu Kolordu Karargahı ile ilgili sorular sıralayarak, şunları kaydetti:
“İletişim Başkanlığı’nın Dezenformasyonla Mücadele Merkezi fazla mesai yapıyorsa, bunun sorumlusu iktidardır. ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçundan dolayı yargı makamları fazla mesai yapıyorsa, bunun da sorumlusu iktidardır. Allah aşkına, millet doğrusunu bilmiyor ki yanlışını yaysın. Onun için şeffaf olun. Beykoz-Boğaz hattında deniz unsurlarını içeren bir düzenleme gündemde. Şimdi, çok basit sorular var: Bu yapının kurulmasının kararı ne zaman alındı? Komuta-kontrol zinciri kimde olacaktır? Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi bu tür organizasyonların neresindedir? Bu girişimler Karadeniz güvenliğiyle mi, yoksa başka bir senaryoyla mı ilgilidir? Montrö rejimi, yani Türkiye’nin egemenliği bakımından çerçevesi nedir? İmparatorluğun parçalanmasını görmüş bir milletiz. Birinci Dünya Savaşı’ndan Büyük Taarruz’a kadar yabancı üniformalı askerlerin ayak bastığı topraklarda yaşıyoruz. Bunların hepimizin ortak hafızasında derin travmalar bıraktığını aklımızdan çıkarmayalım. Dolayısıyla bu soruları cevaplandırın, kamuoyunu aydınlatın.”
“Ülkemizde üretilen savunma sanayi ürünlerinin ihracatına neresi karar veriyor?”
Salıcı, başka ülkede üretilen silahların Türkiye üzerinden transit geçişini veya yeniden ihracatını Ticaret Bakanlığı’nın onayına bağlayan genelgeye de dikkat çekerek “Başka ülkelerde üretilen silahın Türkiye’den geçişine neden Ticaret Bakanlığı karar veriyor? Bu konu basit bir dış ticaret işlemi midir? Yoksa Türkiye’nin güvenliği için stratejik bir mesele midir? Eğer iktidarınız bu düzenlemeyi kararnameyle değil de, kanunla yürürlüğe koysaydı, Meclis’te tartışacaktık. Halk da tartışmaları görecekti. Ülkemizde üretilen savunma sanayii ürünlerinin ihracatına neresi karar veriyor? Millî Savunma Bakanlığı. Türkiye’nin, bir ülkeye resmen savaş ilan etmesine, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesine neresi karar veriyor? Gazi Meclis. Ama siz bunu gece yarısı kararnamesiyle Gazi Meclis’ten kaçırırsanız, biz de halktan neyi gizlediğinizi doğal olarak sorgularız. İnsanımız da ‘Acaba Türkiye üzerinden İsrail’e silah ticareti mi yapılacak? Bu silahlar İran’a karşı mı kullanılacak?’ diye sorarlar” diye konuştu.

