Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yeni Yol Grubu ile CHP’nin yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının zedelenmesinin araştırılmasına ilişkin verdikleri araştırma önergesi AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi

Yeni Yol Grubu ile CHP’nin yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının zedelenmesi, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ile gayrihukuki uygulamanın araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na verilen araştırma önergesi AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

Yeni Yol Grubu ile CHP'nin yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının zedelenmesi, Anayasa

(TBMM) – Yeni Yol Grubu ile CHP’nin yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının zedelenmesi, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ile gayrihukuki uygulamanın araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na verilen araştırma önergesi AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurulu’nda 214 Sıra Sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin madde görüşmeleri devam ediyor.

Yeni Yol Grubu ile CHP’nin aynı mahiyette verdiği, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının zedelenmesi, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, siyasal ve ekonomik saiklerle yürütülen yargı süreçleri ile gayrihukuki uygulamanın araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığına verilen Meclis araştırması önergesi AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

Öneri üzerine Yeni Yol Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, “Yargı yeni siyasallaşmıyor arkadaşlar, Türkiye hemen hemen çok partili hayata geçtikten sonra yargıyı birileri arka bahçesi yapmak istedi” dedi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelirken kuvvetler ayrılığı ilkesini savunduğunu söyleyen Özdağ, “Ardından yıllar geçti ve erdemliler hareketi olarak çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi şöyle dedi: ‘Ben kuvvetler ayrılığı ilkesini hakim kılmak için iktidara talibim’ ve ardından da iktidar oldular uzun süre” dedi. Özdağ, “Türkiye’de Avrupa Birliği kriterleri ve Avrupa Birliğine girmek için fasılların açılması noktasında doğru işler yaptı Adalet ve Kalkınma Partisi” diye konuştu.

Özdağ, “Ama ne zaman ki 17-25 Aralık sonrası ve ardından da 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra ‘Türkiye’de kuvvetler ayrılığı ilkesini tam ve kamil manada hakim kılmak istiyorum’ diyerek yola çıkanlar kuvvetler birliğini inşa ettiler ve yargının siyasallaştığını o günden itibaren görmeye başladık” ifadelerini kullandı.

Özdağ, “Daha önce Sayın Erdoğan’ın da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaparken yargının siyasallaşması nedeniyle bir şiirden dolayı, Ziya Gökalp’in bir şiirinden dolayı kendisini siyaset kurumunun dışına atmaları çok ciddi şekilde ayıplı bir işti. Ayıplı işi 28 Şubat döneminde de gördük ama aynı ayıplı işleri Balyoz, Ergenekon gibi davalarda da gördük. Bir Genelkurmay Başkanı tutuklandı ve bir Genelkurmay Başkanı Türkiye’de müebbet, ağırlaştırmış müebbet hapse çarptırıldı ve ardından da dediler ki: ‘A, bir kumpasmış’. Bu kumpas da beraber yolculuk yapmış oldukları, adına cemaat denilen bir terör örgütü tarafından yapılmıştı” ifadelerini kullandı.

“Yargı, 15 Temmuz sonrası çok ciddi şekilde siyasallaşmaya başlamıştır, korkutulmuştur”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş sonrası gelişmelere değinen Özdağ, “Yargının siyasallaştığını, yargının bağımsızlığına halel geldiğini gördük” dedi.

Anayasa Mahkemesi kararlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, “Anayasa Mahkemesi kararları herkesi bağlar mı, yürütmeyi bağlar mı? Bağlar. Yasamayı bağlar mı? Bağlar. İdareyi bağlar mı? Bağlar” ifadelerini kullandı. Özdağ, “Peki, bu Anayasa Mahkemesinde çifte standartlar var mı? Var. Anayasa Mahkemesi kararlarını Yargıtayın tanımadığını gördük. Can Atalay meselesinde gördük, diğer davalarda, Selahattin Demirtaş davalarında gördük. Yargı, 15 Temmuz sonrası çok ciddi şekilde siyasallaşmaya başlamıştır, korkutulmuştur” ifadelerini kullandı. Özdağ, sözleirne şöyle devam etti:

“O nedenle, biz gelin hep beraber yeniden kuvvetler ayrılığı ilkesini hakim kılalım. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde sağlayamayız. Yarın, eğer bir muhalefet partisi iktidar olursa ve ‘Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini devam ettireceğim’ derse aynı hataları yapar, aynı layüselliğe, aynı -tırnak içinde söylüyorum- yarı tanrılığa ve aynı şekilde, Türkiye’de çok rahat bir şekilde denetleme sisteminin olmadığını, hesap verilebilirliğini olmadığını, şeffaflığın olmadığını, kuvvetler ayrılığının kuvvetler birliğine tekrar yeniden birleştiğini, döndüğünü hep beraber görürüz.

O zaman çözüm nedir? Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi bir felakettir ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi bir felaket olduğu gibi, Sayın Cumhurbaşkanının yönetme tarzı da bir felakettir. O zaman ya yarı başkanlığa döneceksiniz ki birileri böyle istiyor, ben de tam tersi, bizim Grubumuzun tam tersi olarak yeniden parlamenter sisteme dönmek istiyoruz.”

Özer: Yargının siyasallaşmasının alkış tutarak ve uzaktan tezahüratlar yaparak karşılıklar veriyorsunuz

CHP Grubu adına öneri üzerine konuşan İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, “Gece alınan bir kararla İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek Adalet Bakanı yapılmıştır” dedi. Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) yapılan başvurulara değinen Özer, “Hakkında HSK’ye yapılan hiçbir başvuru işleme alınmayan Akın Gürlek, şimdi ise o HSK’nin başına getirdiğiniz Akın Gürlek” ifadelerini kullandı.

Akın Gürlek’in yürüttüğü soruşturmalara ilişkin iddiaları dile getiren Özer, “Başlattığı, yürüttüğü soruşturmalarla ilgili tehditle beyan almaya çalışmaktan, olmayan delillerin üretilmesine kadar, tutukluluğu tehdit olarak kullanmaktan özgürlüğü pazarlık meselesi yapmasına kadar pek çok iddianın başındaki Akın Gürlek” dedi.

Atamanın bir bürokrat değişimi olarak değerlendirilemeyeceğini aktaran Özer, “Şimdi, tüm bunlara bakınca Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanması sadece bir bürokrat değişimi diyeceğiz, mümkün değil. Bu bir atama değil, bu atama bir kalkandır, bu bir dokunulmazlık kalkanıdır. Dün itibarıyla Sayın Akın Gürlek bunu aldığını sanıyor ama almadığını da görecek, bu kalkan da kendisini koruyamayacak, hep beraber izleyeceğiz, göreceğiz” diye konuştu.

İktidar milletvekillerine seslenen Özer, “Yargının siyasallaşmasının artık inkar edilemez bir rejim pratiği haline geldiğinin resmi ilanına işte dün ancak alkış tutarak ve uzaktan tezahüratlar yaparak karşılıklar veriyorsunuz” dedi. Özer, şu ifadeleri kullandı:

“Adeta ‘Tarafsızlık ödüllendirilmez, sadakat ödüllendirilir’ şiarıyla memleketin hukuk sistemini, bağlı olarak adalet düzenini ve ekonomisini göz göre göre çökertiyorsunuz. Kendi dünya görüşünüzün, ideolojinizin köklerinden gelen anlayışı keyfî yasalarla bu halka dayatma peşindesiniz. Bu tabloda yine siz değerli iktidar vekilleri, ahlak psikolojinizin temellerinde yatan otoriteyi adalet yerine koydunuz ve hukuku ötelediniz. Çoğunluğunuza dayanarak keyfi yasalarla, atamalarla yargıyı bağımsız bir erk olmaktan çıkardınız. Tırnak içinde, kendinizin dahi bilmediği her mecrada ‘Şöyle yapacağız, böyle yapacağız’ dediğiniz, yirmi üç yıldır ulaşamadığınız o hedefler adına bütün ülkeye eziyet ediyorsunuz, devam ediyorsunuz.

Adalet Bakanlığı geçmişteki tartışmalı yargı pratiklerinin ödül makamı ya da koruma kalkanı değildir. Bu atama hukuk devletinden bilinçli bir uzaklaşmadır, bu bir tercihtir, bunu tercih ediyorsunuz. Bu atama ‘ben yaptım oldu’ anlayışının yargıdaki yansımasıdır. Bilinmelidir ki bu ülkenin bir hafızası var, bu Meclisin tarihi var. Bu halk adaletsizliği asla unutmaz, günü geldiğinde yargıyı siyasetin emrinden kurtaran, adaleti yeniden halkın güvencesi yapan, hukuk devletini ayağa kaldıran irade yine bu Meclisten çıkacak ve bunu hep birlikte göreceğiz. Biz buradayız, susmayacağız, unutturmayacağız bu yaşananları çünkü yargı bağımsızlığı bu ülkenin namusudur, bunu aklınıza kazıyın.”