Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Okan Konuralp: Suriye’de özelikle son bir ayda ağırlıklı olarak Kürtlerin ve Alevilerin yaşadığı acılar, sınırın diğer tarafındaki akrabalarının da acısıdır

CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, “Hangi gerekçeyle olursa olsun Suriye’de özelikle son bir ayda ağırlıklı olarak Kürtlerin ve Alevilerin yaşadığı acılar, sınırın diğer tarafındaki akrabalarının da acısıdır. Haliyle, içinden geçtiğimiz, ‘dayanışma, kardeşlik ve demokrasi süreci’ ülkemiz vatandaşı Kürtlerin, Suriye’deki akrabaları için endişelenmelerini, anlamamızı da gerektirir. Suriye’de yaşanan operasyon sırasında, sivillerin yaşam haklarına yönelik saldırılara karşı, Türkiye’den yükselen sesleri susturmaya çalışmanın, Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında gerçekleştirilen protestolara, milletvekili arkadaşlarımız dahil orantısız müdahalelerin doğru olmadığını savunuyoruz” dedi.

CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, "Hangi gerekçeyle olursa olsun Suriye’de

(TBMM) – CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, “Hangi gerekçeyle olursa olsun Suriye’de özelikle son bir ayda ağırlıklı olarak Kürtlerin ve Alevilerin yaşadığı acılar, sınırın diğer tarafındaki akrabalarının da acısıdır. Haliyle, içinden geçtiğimiz, ‘dayanışma, kardeşlik ve demokrasi süreci’ ülkemiz vatandaşı Kürtlerin, Suriye’deki akrabaları için endişelenmelerini, anlamamızı da gerektirir. Suriye’de yaşanan operasyon sırasında, sivillerin yaşam haklarına yönelik saldırılara karşı, Türkiye’den yükselen sesleri susturmaya çalışmanın, Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında gerçekleştirilen protestolara, milletvekili arkadaşlarımız dahil orantısız müdahalelerin doğru olmadığını savunuyoruz” dedi.

TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da düşük emekli maaşının 20 bin liraya yükseltilmesi ile ilgili kanun teklifini çıkarmak için görüşülmesine ara verilen Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne kaldığı yerden devam ediliyor. TBMM Genel Kurulu’nda kürsüden konuşan CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp, şunları kaydetti:

“Ülkemizde, bir dayanışma, kardeşlik ve demokrasi süreci yürütüyoruz. Ümit ediyorum bu süreç, toplumun büyük bir kesiminin içine sinecek şekilde menzile erecektir. Bu bağlamda Kürt Sorunu’nun çözümü sürecinde, elbette bazı türbülanslar olur. Önemli olan soğukkanlılıkla bu türbülanslardan çıkmak; oluşan tahribatları, demokratik siyaset anlayışı ve yaklaşımıyla ve elbette sabırla ortadan kaldırmanın yollarını bulmaktır. Nitekim, Suriye’de, Türkiye’de yaşanan süreçle doğrudan irtibatlı bazı önemli gelişmeler yaşandı. Ve gelinen noktada, kimin içine ne kadar sindi, sinmedi tartışmasına girmeksizin taraflar arasında bir mutabakat sağlandı; Suriye’nin çok daha ağır bir çatışma ortamına sürüklenmesinin, yeni ölümlerin yaşanmasının önüne geçen; Suriye’nin toprak bütünlüğünü en azından şimdilik güvence altına alan bir anlaşma imzalandı. Suriye’de bu noktaya gelinene kadar geçen yaklaşık son bir aylık süreçte Suriye Kürtlerine, Alevilerine karşı acımasız müdahalelerde bulunuldu. Oysa ki Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği üzere, Suriye Kürtleri, Arapları, Türkmenleri, Alevileri bizim akrabalarımız. Son derece somut olarak akrabalarımız… Suriye’de yaşayan Araplar, Kürtler, Türkmenler, Aleviler, Sünniler bizim ‘yabancımız’ değil; tarihimizin diğer yarısı.

“Suriye’deki bir Arap annenin gözyaşı, bizim vicdanımıza düşer”

Sınırın çizilmesiyle aynı aşiretler, aynı aileler iki tarafa bölündü. Aynı ailelerin mezarları bir tarafta, kardeşleri bir tarafta kaldı. ‘Sınır’ dediğimiz şey, akrabaların arasına çekilmiş bir tel örgüye dönüştü. Dolayısıyla her bir Türkün, Kürdün, Arabın, Türkmenin, özellikle bu sınır boyundaki ilişkisi bir komşuluk ilişkisi değil, ayrı düşmüş akrabaların ilişkisidir. Elbette sınırlar önemlidir ve ama sınırlara sadece devletlerin haritalarından, coğrafya kitaplarından bakamayız. O sınırlar bize sınırların öte tarafında kalan akrabalıkları, ortak hafızaları, bölünen kalpleri de anımsatır. Suriye’deki bir Kürt çocuğun korkusu, bizim evimizin duvarlarına çarpar. Suriye’deki bir Arap annenin gözyaşı, bizim vicdanımıza düşer. Alevi’nin, Türkmenin çaresizliği bizim aklımı başımızdan alır. Bu gerçeği inkâr etmek, tarihe karşı da körleşmektir. Bu bağlamda biz bölgemizdeki kalıcı barışın, bölge halklarının akrabalık gerçeğinin kabul edilmesiyle mümkün olacağını savunuyoruz. Dolayısıyla, hangi gerekçeyle olursa olsun Suriye’de özelikle son bir ayda ağırlıklı olarak Kürtlerin ve Alevilerin yaşadığı acılar, sınırın diğer tarafındaki akrabalarının da acısıdır. Haliyle, içinden geçtiğimiz, ‘dayanışma, kardeşlik ve demokrasi süreci’ ülkemiz vatandaşı Kürtlerin, Suriye’deki akrabaları için endişelenmelerini, anlamamızı da gerektirir. Suriye’de yaşanan operasyon sırasında, sivillerin yaşam haklarına yönelik saldırılara karşı, Türkiye’den yükselen sesleri susturmaya çalışmanın, Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında gerçekleştirilen protestolara, milletvekili arkadaşlarımız dahil orantısız müdahalelerin doğru olmadığını savunuyoruz.

“Epstein belgeleriyle birlikte dünyaya saçılan bu pisliğin ve bu pisliğin ortaklarının üzerine hep birlikte gitmeliyiz”

Epstein dosyalarıyla ilgili de kısaca düşüncelerimi paylaşmak isterim. Epstein dosyalarındaki belgelerde, farklı ülkelerden çocukların bir sapık örgüt tarafından istismar edildiği; istismar edilenler arasında Türkiye’den çocukların da bulunduğu iddia ediliyor. Bizim ve diğer ülke çocuklarıyla ilgili bu iddialar ortadayken, hiçbir şey olmamış gibi davranamaz, başımızı kuma gömemeyiz. Epstein belgeleriyle birlikte dünyaya saçılan bu pisliğin ve bu pisliğin ortaklarının üzerine hep birlikte gitmeliyiz. Sorumlulardan hep birlikte hesap sormalıyız. Bu iddiaların üstünü örtülmesi bir suç ortaklığı olacaktır. Ülkemiz dahil tüm dünya çocuklarının yanında, bu pislik ve karanlık düzenin karşısında olmalıyız. Bu bağlamda Sayın Başarır’ın çağrısına katılıyorum; vakit geçirmeksizin dünyaya da örnek olacak şekilde, TBMM’nin sorumluluk üstlenmesi, bir komisyonun kurularak iddiaların üzerine gitmesi ve görevlendirilmiş bir savcının da uluslararası iş birliği dahil, bu iddialarla ilgili soruşturma başlatması gerektiğini taktirlerinize sunuyorum.”