Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Mehmet Emin Ekmen’den Kızılay’a çadır tepkisi: “Ne varsa yola çıkıp oraya yığmanız gerekiyor ama siz bundan üç kuruş para kazanmanın derdindesiniz”

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, Kızılay’ın 6 Şubat depremlerinin ardından çadır sattığının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tespit edildiğini belirterek, “Ne varsa yola çıkıp oraya yığmanız gerekiyor ama siz bundan üç kuruş para kazanmanın derdindesiniz; bu normal bir durum değil ki Kızılay’ın ticarileşmiş ve holdingleşmiş faaliyetlerin bir parçası gibi değerlendirelim. Ben inanıyorum ki Cumhuriyet Başsavcılığı görevi kötüye kullanma iddiasıyla yürütülen bu soruşturmada sorumluları yargılayacaktır” dedi.

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, Kızılay'ın 6

 

(TBMM) – Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, Kızılay’ın 6 Şubat depremlerinin ardından çadır sattığının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tespit edildiğini belirterek, “Ne varsa yola çıkıp oraya yığmanız gerekiyor ama siz bundan üç kuruş para kazanmanın derdindesiniz; bu normal bir durum değil ki Kızılay’ın ticarileşmiş ve holdingleşmiş faaliyetlerin bir parçası gibi değerlendirelim. Ben inanıyorum ki Cumhuriyet Başsavcılığı görevi kötüye kullanma iddiasıyla yürütülen bu soruşturmada sorumluları yargılayacaktır” dedi.

TBMM Genel Kurulu bugün Libya’da görevli TSK unsurlarının görev süresinin uzatılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi ve 11. Yargı Paketi’ni görüşmek üzere toplandı. Genel Kurul’da Grup Başkanvekilleri gündemi değerlendirdi.

Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Kızılay’ın 6 Şubat depremlerinin ardından çadır sattığını belgelediğini belirterek, şunları söyledi:

“Deprem zamanı hep birkaç konu üzerinden tartışmalar yaşandı. Biz iktidarı ilk 48 saat, 72 saat, hatta 2 hafta boyunca arama kurtarma faaliyetlerini olması gerektiği gibi yürütmediği konusunda eleştirdik. O dönemde Kızılayın çadır satışı noktasında birtakım iddialar gündeme geldi. Bu iddialar gündeme gelir gelmez iktidar partisi milletvekillerimiz hemen büyük bir refleksle, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını, bunun o dönem yürütülen çalışmalara bir bühtan, bir iftira olduğunu ifade ettiler ama Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu hafta bu konuyu resmî olarak tespit etti. Evet, insanlarımız soğukta donarken ve yağmur altında beklerken Kızılay çadır satmış.

Kızılay’ın çadır satışından önce Kızılay’ın nasıl holdingleştiğini, Kızılay yöneticilerinin nasıl onlarca şirketten huzur hakkı aldığını, o şirketlerin hiçbir denetime tabi olmadan hangi ticari imtiyazları, kimlere ve nasıl transfer ettiğini konuşmamız gerekiyor. Ama Kızılay’ın depolarında her ne varsa, çadır mı, kıyafet mi, termal mi, alet edevat mı; deprem bölgesine yığılması gerekiyorken bunu Ahbap’a satmış olması en basit bir ifadeyle insanlık dışı bir durumdur ya, böyle bir şey olabilir mi? Ne varsa yola çıkıp oraya yığmanız gerekiyor ama siz bundan üç kuruş para kazanmanın derdindesiniz; bu normal bir durum değil ki Kızılay’ın ticarileşmiş ve holdingleşmiş faaliyetlerin bir parçası gibi değerlendirelim. Ben inanıyorum ki Cumhuriyet Başsavcılığı görevi kötüye kullanma iddiasıyla yürütülen bu soruşturmada sorumluları yargılayacaktır.”

Kavuncu: “Resmen bir hukuki süreç katliamı yaşıyor bu ülke”

İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, devam eden siyasi yargılamalara ilişkin gizli tutulması gereken soruşturma dosyalarının paylaşılmasına tepki göstererek şöyle konuştu:

“Bugünlerde çok konuşulan bir soruşturma konusu var. Bir soruşturma gerçekleştiriliyor Türkiye’de, gerçekleştirilebilir. Ortada büyük bir bilinmezlik var; adli makamlar sonuna kadar üstüne gidip suç ve suç unsuru taşıyan ne varsa ortaya elbette ki çıkarmalı ancak bunu yapmanın da bir usulü olmalı. Daha henüz ifadeler alınıyor, deliller toplanıyor ama biz ifadeleri, delilleri, her şeyi aynı gün, hatta birkaç saat sonra sosyal medyadan görüyoruz. Bu nasıl bir iş? Bu mümkün mü, böyle bir şey olabilir mi? Bunu biz normal mi karşılayacağız? Ama bakıyoruz, ifadeler, resmî belgeler, deliller çarşaf çarşaf ortalığa dökülmüş durumda. Yarın öbür gün incelemeler genişledi diyelim, farklı yerlere uzandı, siz bütün dosyayı baştan zaten ifşa ettiniz, yani birilerinin delil yok etmesine imkân sağlamış oldunuz. Bu nasıl bir adalet mekanizmasıdır?

Hasta, ölme riski olan belediye başkanları kaçma şüphesiyle tutuklu içeride kalırken, bunlar çarşaf çarşaf ifşa ediliyor, zaten bu işlere ucundan kıyısından bulaşmış birileri varsa da çoktan ‘Bana gelir’ diye zaten delil karartma veya her türlü tedbiri alma yoluna gidecektir. Bütün bunların sebebi başka mı ya da yani bir yerlerden birilerine aba altından sopa göstermek maksadıyla mı bütün bu süreç işletiliyor, inanın anlamakta güçlük çekiyoruz. Resmen bir hukuki süreç katliamı yaşıyor bu ülke, bütün bu olan bitenle. Son 3-4 ay içerisinde zaten bu millete bir adli şok yaşattınız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kadar adli süreçlere hâkim olan dünya üzerinde başka bir toplum da yoktur. Bunlar daha önce de yaşandı, yani bu adli şokları ilk defa yaşamıyor bu ülke, sizin döneminizde Ergenekon, Balyoz kumpasları ortada, ‘Fatih Camisi bombalanacaktı’ dendi, ortalık ayağa kaldırıldı, neler yaşadık o dönem. Sonra bir baktık, bunların tamamının aleni kumpas olduğunu gördük. Yargı paketi çıkarsak ne olur, çıkarmasak ne olur; bunların hepsi âdeta bir yara bandı gibi çünkü bünyenin acil ameliyata ihtiyacı olduğu ortada.

Temelli: “Deprem mağdurlarını mağdur etmeye devam edecek bir zihniyetin yargı paketlerine yansıdığını görüyoruz”

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de 6 Şubat depremlerinin ardından iktidarın depremin bütçeye olumsuz etkisiyle ilgili açıklamalarına tepki gösterdi. Deprem konutlarının depremzedelerin sorunlarını çözmekten uzak şekilde inşa edildiğini belirten Temelli, şunları söyledi:

“Depremle ilgili karşımıza hep şu mesele çıkıyor, deniyor ki: ’90 milyar dolar harcadık.’ Harcadınız da babanızın parasını harcamadınız ki; o 90 milyar doları hepimiz, Türkiye halkları finanse etti, yani bizim vergilerimizle oluştu. Biz burada ek bütçe yaptık. Büyümeyle çok övünüyorsunuz, doğru; nasıl büyüdünüz? İnşaat sektörüyle. Yani, dolayısıyla, bir şey bağışlamıyorsunuz, yapmanız gerekeni yapıyorsunuz; bu yapmanız gerekenin sonunda övünülecek şeyi görüyorsunuz da eleştirilecek şeyleri neden görmüyorsunuz? Evet, ekonomi inşaat sektörüyle büyüdü. Bu inşaat sektörünü nasıl büyüttünüz? İşte, deprem konutlarıyla. Peki, bu deprem konutları gerçekten problemi çözen bir yerden mi? Hatay’a gittiğimizde, Samandağ’a gittiğimizde bunu göremiyoruz. Tam tersine, deprem mağdurlarını mağdur etmeye devam edecek bir zihniyetin yargı paketlerine yansıdığını görüyoruz ki bunu kabul etmek mümkün değil.”

Başarır: “Deprem vergilerini yerinde kullansaydın bugün 1 milyon tane konut vardı, deprem sorunu yoktu”

TBMM Genel Kurulu’nda dün tamamlanan bütçe görüşmelerinde iktidarın ülkenin gerçeklerinden uzak konuşmalar yaptığını belirten CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise şu açıklamalarda bulundu:

“2026 bütçe görüşmeleri dün gece sona erdi. Muhalefet partisinin milletvekillerinin kimi ekmekle geldi; kimi işçi baretiyle geldi; kimi çiftçinin şapkasıyla geldi; kimi çiftçinin ürettiği portakal, limon, sebzeyle geldi; kimi Gebze’de çocuk işçileri kaybettik, onların resimleriyle geldi; ölen işçilerin fotoğraflarıyla geldi yani bu ülkenin gerçek gündemini konuştular; yoksulluğu konuştular, asgari ücreti konuştular, emekliyi konuştular, faizi konuştular; ülke neden bu hâlde bunları konuştuk. Muhalefet bir bütçe görüşmesinin gereğini yaptı ama iktidar partisinin milletvekilleri; uçakla gelen, tankla gelen, bantla gelen, silindirle gelen, uzaya giden oldu, Ay’a giden oldu, Jön Türklere gitti ya, bugüne gelmediler; biri fileyle çıkmadı, biri ekmekle çıkmadı, biri yoksulluktan bahsetmedi, biri bugünden bahsetmedi. Aynı şeyi bakanlar da yaptı; bakanlara sorulan hiçbir soruya cevap alamadık. Yahu, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı çıktı ‘360 bin konut yaptık’ dedi. Güzel; kendi cebinden yapmadın, kendi bütçenden de yapmadın; 99’dan bugüne kadar toplanan deprem vergileriyle yaptın çünkü deprem vergilerini yerinde kullansaydın bugün 1 milyon tane bu ülkede konut vardı, deprem sorunu yoktu. Yani meselenin özüne kimse değinmedi. Buraya gelen milletvekili eline bir silindir almış, uzaya gidiyoruz… Yapma ya, senin uçtuğun bir gerçek, sen uçmuşsun. 2023’te Ay’a gidiyorduk, daha sonra o kadar sert indik ki S-400’leri de alamadık, F-35’leri de alamadık, hava savunma sistemimiz yok; bunlar konuşulmadı.

Mehmet Şimşek, 2026 yılı pahalılığın daha az hissedileceği bir yıl olacakmış, enflasyon düşecekmiş, özellikle dar ve sabit gelirli insanlarımızın güçleneceği bir yıl olacakmış; o zaman bir zahmet, birkaç gün içerisinde asgari ücret açıklanacak; gereğini yap Bakan, Ay’a gitmeyin, Ay’a gittiğiniz falan yok. Yılbaşında emekli maaşları, memur maaşları açıklanacak, gereğini yapın ama konuşalım, konuşalım, konuşalım, iftira atalım…”