Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DEM Parti’nin 6 Şubat depreminin bütün sonuçlarının araştırılması ilişkin önerisi, AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin 6 Şubat depreminin bütün sonuçlarının araştırılması amacıyla verilen grup önerisi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi. CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, “6 Şubat depremlerinde 650 bin konutu bir yılda teslim edeceğini ifade eden iktidar 455 bin kalıcı konutu ancak üçüncü yılın sonunda vermiştir. Konutların geçici olarak teslim edilmesi, kiracıların konut sahibi olamaması, enflasyon ve inşaat maliyetlerindeki aşırı artış ve reel olmaması, hibe ve kredilerin reel ve güncel olmaması nedeniyle müteahhit firmaların işleri yarım bırakması ve feshetmeleri sonucu, maalesef, pek çok insan konutuna kavuşmamıştır” dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda DEM Parti'nin 6 Şubat depreminin bütün sonuçlarının araştırılması

(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti’nin 6 Şubat depreminin bütün sonuçlarının araştırılması amacıyla verilen grup önerisi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi. CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, “6 Şubat depremlerinde 650 bin konutu bir yılda teslim edeceğini ifade eden iktidar 455 bin kalıcı konutu ancak üçüncü yılın sonunda vermiştir. Konutların geçici olarak teslim edilmesi, kiracıların konut sahibi olamaması, enflasyon ve inşaat maliyetlerindeki aşırı artış ve reel olmaması, hibe ve kredilerin reel ve güncel olmaması nedeniyle müteahhit firmaların işleri yarım bırakması ve feshetmeleri sonucu, maalesef, pek çok insan konutuna kavuşmamıştır” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda DEM Parti tarafından “6 Şubat depreminin bütün sonuçlarının araştırılması” önerisi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi.

Önerinin gerekçesini açıklayan DEM Parti Grubu adına konuşan Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, şunları kaydetti:

“6 Şubattan bugüne bin doksan beş gün geçti. Burada belki Ankara’da her şeyin sıcak olduğu, bir düğmeyle çayın geldiği, bir düğmeyle kargonun geldiği bir yerden her şey -üç yıl- bir çırpıda geçmiş gibi görünse de depremde yaşamını yitirenler, evini, sevdiğini, bir uzvunu, büyüdüğü sokağı, tanıdığı kenti kaybedip üç yıldır yağmurda çamur rezaleti içinde, yazın 50 dereceye gelen konteynerde, asbest rüzgârlarının estiği şantiye alanlarında yaşayanlar ve perşembe günleri mezarlıklara gidenler için 6 Şubat hâlâ saat 04.17’deki gibi yakmaya devam ediyor.

Hayati sürelerde ne aranabilen ne ulaşılabilen ama insanların ölüm saati kesinleştiğinde ortaya çıkan yönetim, şu aralar bir inşaat şirketi gibi gördüğü her boşluğa beton dökmeye devam ediyor. Üç yıldır bir gram ders alınmamış olsa ki AFAD hâlâ aynı AFAD; yolsuzluk ve vurgun deryası soruşturulmadan olduğu gibi, yeni afetlerde sorumsuz kalarak hayatına devam ediyor. Bütün bu olanlara, insan beceriksizliğiyle öldürücü hâle gelen bu duruma bizlerden ‘Takdiri ilahi’ dememiz bekleniyor. Bir aydır bütün televizyonlar, iktidar kontrolündeki televizyonlar neredeyse inşaat şirketleri pazarlama haber odalarına dönmüş durumda. Anahtar kelimeler hep şunlar: Anahtar teslim, iyileşme, konut teslimi, normalleşme. 14 milyon insanı etkileyen deprem tablosunu normal görmemizi bekliyorlar. Oysa gerçek bu mu?

Gerçek, üç yıldır bir teneke kutunun içinde, yağmur yağdığında çamura dönen o konteyner kentin içinde yaşamaktır. Gerçek, konteynerin küçüklüğü içinde nöbetleşe uyuyan ailelerin durumudur. Gerçek ‘anahtar teslim’ diyerek şovla açılan ama suyu akmayan, altyapısı olmayan ve insanların, özellikle de engellilerin hiçbir şekilde geçemediği, erişemediği konutlardır. Gerçek, rezerv alanına çevrilen tarımsal araziler, deprem bölgesinde fırlayan genç işsizlik, dip yapan tarımsal faaliyet ve ödenemeyen borçlar ve barınma sorunudur.

Deprem bölgesinde 6 Şubat’tan bugüne hâlâ dört suç işlenmeye devam ediyor ve bunlardan en büyüğü barınma suçu. Hâlâ 700 bin insan konteyner kentlerde yaşıyor ve konteyner kentlerde kalan insanlara neredeyse minnet ettiriliyor, ‘Buraları size biz bedava verdik’ deniliyor. Sadece ev sahibi olan, mülkiyet sahibi olan kişilere ev yapılmışken, kiracı olan insanların girecek bir yeri yokken ‘Buralardan çıkın’ deniyor.”

Çalışkan: 2026 bütçesinde faize 3 trilyona yakın rakam ödeyip depremzedeye 1,5 trilyon ödenecek olması doğal olarak kaynakların nereye gittiğini gösteriyor

DEM Parti önerisini üzerine söz alan Yeni Yol Grubu adına Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, 6 Şubat depremleri sonrasında pek çok işin ve konutun yapıldığını belirterek “Şantiyeler çalışmaya devam ediyor; bununla beraber, yapılanlar ile yapılması gerekenleri mukayese ettiğimizde ciddi bir eksikle de karşı karşıya olduğumuzu belirtmek durumundayım. Evet, bakanlık, ilgili kurumlar gayret gösteriyor ama bilelim ki bu yapılan işler eğer depremzede istismar edilerek ortaya çıkarılırsa bundan bütün milletimiz rencide olur. 2026 bütçesinde faize 3 trilyona yakın rakam ödeyip depremzedeye 1,5 trilyon ödenecek olması doğal olarak kaynakların nereye gittiğini gösteriyor. Pek çok sorundan biri şu: Vatandaşımız, ev alanlar boş senetlere imza atıyor, kaç lira borçlandığını, ne zaman, ne kadar ödeyeceğini bilmiyor. Konutların maliyetini kimse bilmiyor. Elbette bu milletin alın terleriyle, vergileriyle yapılmış olan bu harcamaları sormak, sorgulamak bu Meclis’in en tabii görevidir” dedi.

Şevkin: 6 Şubat depremlerinde 650 bin konutu bir yılda teslim edeceğini ifade eden iktidar, 455 bin kalıcı konutu üçüncü yılın sonunda verdi

CHP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, 1999 Marmara depremlerinin ülke ekonomisine olan maliyetinin 17 milyar dolar olduğunu belirterek “6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin maliyeti ise Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığınca 103,6 milyar dolar olarak açıklanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan deprem komisyonlarının ikisinde de yer almak durumunda kaldım ne yazık ki, hazırlanmış bu raporlarda maliyetin, 6 Şubat depremlerinin maliyetinin 148 milyar dolar olacağı ifade edilmiştir. Ben dilerdim ki -beş ay birisi, Bayraklı depreminden sonra oluşturulan rapordur bu, diğeri de Mayıs 2023’te hayata geçirdiğimiz- aylarca süren çalışma sonrası verilmiş bu önermeler keşke yasal olarak bağlamını bulsaydı, bu Mecliste karşılığını bulsaydı” dedi.

Afetlerin neden olduğu kayıp ve zararların sadece ekonomiyle sınırlandırılamayacağına değinen Şevkin, “Deprem bölgesindeki çok sayıda deprem davaları beklenen adaleti sağlayamamıştır, can yakmaktadır hâlâ. 6 Şubat depremlerinde 650 bin konutu bir yılda teslim edeceğini ifade eden iktidar 455 bin kalıcı konutu ancak üçüncü yılın sonunda vermiştir. Konutların geçici olarak teslim edilmesi, kiracıların konut sahibi olamaması, enflasyon ve inşaat maliyetlerindeki aşırı artış ve reel olmaması, hibe ve kredilerin reel ve güncel olmaması nedeniyle müteahhit firmaların işleri yarım bırakması ve feshetmeleri sonucu, maalesef, pek çok insan konutuna kavuşmamıştır. Yine, hasar tespitlerinin sağlıksız olması nedeniyle binlerce insan hak sahipliği ya da hasar durumunu revize etmek adına mahkemelerde hâlen sürünmekte ve davalar geciktiğinden hâlâ hak kayıpları yaşanmaktadır. İktidarın rezerv alan uygulaması deprem bölgesinde yaşayanların kâbusu olmuştur. Kalıcı afet konutlarının üstyapı inşaat hizmetleri büyük oranda tamamlanmamıştır” diye konuştu.

Grup önerilerinin görüşülmesi sonrasında seçim gündemine geçildi. Genel Kurul Başkanlık Divanında boş bulunan ve Yeni Yol Partisi Grubuna düşen kâtip üyeliğine aday gösterilen Gaziantep Milletvekili Ertuğrul Kaya seçildi. İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda boş bulunan ve Yeni Partisi Grubuna düşen bir üyelik için İzmir Milletvekili Mustafa Bilici seçildi.

Ardından TBMM Genel Kurulu, Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 18.madde üzerine görüşmelere geçildi.