(TBMM) – TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, savaş koşullarında acil önlemlerin alınması gerektiğine söyleyerek “Yanı başımızda bir savaş var, bu savaş öncelikle bir finansal kriz yaratacak, sonra enerji krizi, sonrasında tedarik zinciri bozulacak, sonra tarımsal üretim düşecek, istihdam düşecek; siz de bunun farkındasınız ama hiç bir şey yapmıyorsunuz. Oysa yapılması gereken, acilen alınması gereken önlemler var. Akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV’nin acilen yüzde 1’e düşürülmesi lazım; çok yüksektir. Aynı şekilde, benzin ve motorinin ÖTV’sindeki KDV kalıcı olarak kaldırılmalıdır” dedi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında şans ve bahis reklam giderlerinin matrahtan düşülmesinin sonlandırılması, bazı kıymetli taşların ÖTV kapsamına alınması, kripto varlıkların vergilendirilmesi, KDV istisnalarının daraltılması ile bedelli askerlik tutarının artırılmasını öngören “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin görüşmeleri için toplandı.
Ekmen: “Demirören Medya Grubu, Ziraat Bankasına olan borcunu ödeyecek midir?”
Görüşmeler öncesinde siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, şöyle konuştu:
“Meclis’imize sunulan ve maalesef etkileri çok sınırlı bir şekilde hissedilebilen Sayıştay raporlarından birinde Demirören medya grubunun Ziraat Bankasından almış olduğu 800 milyon dolarlık kredinin geri ödemesinin 2 kez yapılan yapılandırmaya ve faiz indirimine rağmen holdingin bu planlara uymayarak borcunu ödememekte ısrar ettiği tespit edilmiştir. Öyle bir durumla karşı karşıyayız ki çiftçinin bankası olması gereken Ziraat Bankası’nın sadece çiftçilere değil diğer bütün sektörlerde vermiş olduğu borçlardan kaynaklanan takipteki alacaklarının yüzde 101’i oranında sadece Demirören’den alacağı var. Tabii, Demirören bir medya grubunu iktidara hediye ettiği için sadece bununla yetinilmemiş yani bu kredi ödemesiyle yetinilmemiş ayrıca Milli Piyango’nun özelleştirilmesiyle sanal bahis ve kumarın yasal bir kisve altında adeta her bir cep telefonunun bir ‘casino’ya dönüştürülmesi yoluyla bahis iddialarının ise Türk sporunun ve futbolunu zehirleyecek bir şekilde nasıl egemen ve hegemonik bir hâle geldiğini hepiniz çok iyi bilmektesiniz. Demirören Medya Grubu bu borcu ödeyecek midir? Eğer ödenmeyecekse buna karşı banka hangi etkili tedbirleri alacaktır? Son altı ayda sıklıkla karşılaştığımız bir tablo var: Vatandaşın birisi gözaltına alınıyor, ertesi gün TMSF mal varlığına el koyuyor, üçüncü gün bu mal varlığı satılıyor.”
Poyraz: “Türkiye’nin ne hava ne de deniz sahası güven altında değil”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, İstanbul Boğazı’na yakın bir noktada ham petrol yüklü tankerin hedef alınmasıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu saldırının gece yarısını geçtikten sonra yapıldığı öğrenildi ilerleyen saatlerde. Sabah saat on sularında Sayın Bakan Uraloğlu’nun yapmış olduğu açıklama benim dikkatimi cezbetti. Sayın Uraloğlu diyor ki: ‘Söz konusu tanker yabancı bayraklı, sahibini henüz bilmiyoruz ancak Türk işletenli.’ Olay gece yarısı oluyor, sabah saat on buçuk, Sayın Bakan sahibini hala bilmiyor ama bunlarla birlikte haber sitelerinde söz konusu geminin kime ait olduğu, daha önce hangi ülkeler tarafından, hangi sicillerde ya da listelerde olduğuna ilişkin bütün sitelerde bu bilgiler söz konusu. Tabii, bunlarla birlikte, yukarıda Ukrayna-Rusya savaşı, hemen doğumuzda İran-Amerika-İsrail savaşı, Körfez ateş yeri, batıda Yunanistan adaları silahlandırmaya çalışıyor, güneyde Irak ve Suriye’nin -Amerika ve İsrail güdümündeki Irak ve Suriye’nin- durumu ve iç karışıklığı malum. Bütün bunlar oluşurken Türkiye’ye havadan gelen füzeler NATO tarafından, patriotlar tarafından indiriliyor ve görüyoruz ki Türkiye’nin ne hava sahası ne de deniz sahası güven altında değil; bu, bizi endişeye sevk ediyor. Bununla ilgili de tabii, hepimizin göz bebeği olan Türk Silahlı Kuvvetleri ve buna bağlı olarak Milli Savunma Bakanlığı’nın üstün mücadeleleri ve uzun zamandır hatta on beş yıldır Türkiye’nin dillerden düşürülmeyen savunma sanayisinin bu sürecin tamamında hepimizi huzur içinde uyutması gerekirken bununla ilgili bir endişe yaratmış olması hepimiz için düşündürücü” diye konuştu.
Akçay: “Türkiye son yıllarda attığı adımlarla bu fırtınaya karşı daha hazırlıklı bir konuma gelmiştir”
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, sınırlarda ve Orta Doğu’da yanan ateş çemberinin her geçen gün genişlediğini söyleyerek “ABD ve İsrail’in İran’a yönelik tırmandırdığı son saldırılar yalnızca bölgesel bir çatışmayı değil, tedarik zincirlerini sarsan küresel bir krizin ve kaos döneminin habercisidir. Bu gerilimin en kritik cephesi şüphesiz enerji güvenliğidir. Küresel enerji hatlarının kalbinde yer alan coğrafyamız, güç savaşlarının ablukası altındadır. Enerji arzının tehdit edildiği, kaynakların birer silaha dönüştüğü bu darboğazda Türkiye’nin duruşu tavizsiz olmalıdır. Bu tablo bize açık bir gerçeği göstermiştir” dedi.
Enerjide dışa bağımlı olan ülkelerin kriz dönemlerinde sadece ekonomik değil, siyasi bakımdan da kırılgan hale geldiğine dikkati çeken Akçay, “Nitekim, Asya’da ve Avrupa’da gaz tedarikinde yaşanan panik bunun somut örneğidir. Türkiye son yıllarda attığı adımlarla bu fırtınaya karşı daha hazırlıklı bir konuma gelmiştir. Kaynak çeşitliliği, enerji yatırımları, depolama kapasitesi, Karadeniz gazı, Sakarya sahasındaki üretim artışı ve nükleer enerji hamleleri ülkemizin enerji güvenliğini tahkim eden stratejik adımlardır. Bizler enerjide dışa bağımlılığı doğrudan doğruya bir beka meselesi olarak görüyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak altını çizerek vurguluyoruz: Türkiye bu küresel fırtınada kendi rotasını çizecek kudrettedir. Yerli ve milli enerji hamlelerimiz, mavi vatandaki tavizsiz kararlılığımız ve stratejik enerji koridorlarındaki kilit rolümüz tam bağımsızlığımızın teminatıdır. Komşularımız ateşe atılırken bizler milli savunmamızı bir zırh gibi kuşanmalıyız” diye konuştu.
Kılıç Koçyiğit: “Fiyatlar artmışken hükümetin bu konuda da bir önlem almadığını görüyoruz”
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve tedarik zincirindeki aksamaların gübre fiyatları üzerindeki etkisine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Özellikle halihazırda bu kadar fiyatlar artmışken hükümetin bu konuda da bir önlem almadığını görüyoruz. Ben birkaç tane gübrenin fiyatını özel olarak ifade etmek istiyorum: Kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 liradan 20 bin 295 liraya çıkmış, amonyum sülfat gübresi 17 bin 439 liraya, üre gübresi 31 bin 124 liraya, DAP gübresi 38 bin 943 liraya kadar yükselmiş. Bu ne demek? Zaten borçlu olan, zaten üretemeyecek hale gelen çiftçinin aslında gün geçtikçe üretimden kopması demek. Neredeyse çiftçi borcu 1 milyon lirayı aşmışken, tarlası haciz altındayken, traktörü haciz altındayken, bugüne kadar biriktirdiği her şey haczedilme tehlikesiyle karşı karşıyayken bu anlamıyla hükümetin hiçbir önleyici tedbir almadığını görüyoruz. Özellikle maliyetleri düşürecek ve girdi maliyetlerini sübvanse edecek hızlı bir paket açıklanması gerekiyor, hızlı bir destek paketi açıklanması gerekiyor. Bunu çok söyledik ama hâlihazırda burada da hiçbir adım atılmadığını görüyoruz. Bütün bu üretimin aksaması, girdi maliyetlerinin artması sonucunda üreticinin üretimden çekilmesi ne demek? Gıda enflasyonunun pik yapması demek, dar gelirlinin artık bu ülkede en temel gıdaya, sebzeye, meyveye erişememesi demek, zaten erişemiyor, gün geçtikçe bunun daralması demek.”
Emir: “Yanı başımızda savaş var, savaş bir finansal kriz yaratacak ama siz hiçbir şey yapmıyorsunuz”
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye’nin bugün için birinci partisi ama ilk seçimlerin iktidar partisi olarak acil yapılması gerekenleri Ekonomik Eşgüdüm Konseyi’mizle çalıştık ve buradan sizlere sesleniyoruz: Yanı başımızda bir savaş var, bu savaş öncelikle bir finansal kriz yaratacak, sonra enerji krizi, sonrasında tedarik zinciri bozulacak, sonra tarımsal üretim düşecek, istihdam düşecek; siz de bunun farkındasınız ama hiç bir şey yapmıyorsunuz. Varsa yoksa ‘İşsizlik Fonu’ndaki paraya nasıl el uzatabilirim?’ diye düşünüyorsunuz. Oysa yapılması gereken, acilen alınması gereken önlemler var ve biz de buradan bir kez daha size sesleniyoruz. Bir defa, akaryakıttaki yüzde 20’lik KDV’nin acilen yüzde 1’e düşürülmesi lazım; çok yüksektir. Akaryakıt fiyatları zaten artmıştır, dokunulamaz, alınamaz bir hale gelmiştir. Akaryakıt fiyatları enflasyonu doğrudan etkilemektedir ve buna seyirci kalınırsa ekonomi bir darboğaza girme riskiyle karşı karşıyadır. Aynı şekilde, benzin ve motorinin ÖTV’sindeki KDV kalıcı olarak kaldırılmalıdır. ÖTV’nin de KDV’sini almak nedir” diye konuştu.
Eşel mobil sistemini yüzde 75’e kadar uygulandığını, bunun mutlaka yüzde 100’e çekilmesi gerektiğini dile getiren Emir, “Aynı şekilde, çiftçilerin krediye ulaşımı kolaylaştırılmalı, çiftçilerin faizleri mutlaka silinmeli, ana paraları mutlaka taksitlendirilmeli, yeniden yapılandırılmalı ve üretim desteği mutlaka gübre aşamasında, mazot aşamasında yani tarlada yani üretimde mutlaka verilmelidir. Aynı şekilde, daha önce ‘Yılda 2 defa, 4 defa yapacağız’ dediniz, seçildikten sonra yılda bir kere düzenlediğiniz, bir kere el attığınız asgari ücrete ve emekli maaşlarına mutlaka bu enflasyon ortamı göz önüne alınarak yeniden zam yapılmalıdır, üç ayda bir de gözden geçirilmelidir” dedi.
Gül: “Türkiye mağdurların ve haklı tarafın yanında durmuştur, durmaya devam etmektedir”
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, dünyanın küresel bir krizden geçtiğini belirterek “Küresel sistemin tüm dengeleri hızla değişiyor; savaşların, bölgesel krizlerin, enerji arzına yönelik risklerin ve sorunların, ulusal güvenliklere yönelik tehditlerin, meydan okumaların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Yanı başımızda İran’a yönelik ABD-İsrail’in ortaya koyduğu bir saldırı var, bir yaşanan hadise, bir savaş var. Bu savaşın yaşanmaması için Türkiye çok güçlü bir şekilde diplomasi masasının kurulması için çaba ortaya koymuştur. İstanbul’da bu görüşmelerin yapılması için tüm taraflara çağrıda bulunmuş, önemli mesafeler ve gayretler ortaya konmuştur ve bugün de hala Türkiye bu diplomasi masasının kurulması noktasında gayretini ortaya koymaktadır. Bizler tüm bu çabamızı yaparken yer yer bazı eleştirilerle işte İran’la ilgili o hususta ‘Nerede duruyor Türkiye, hangi tarafta duruyor?’ diye sorular geliyor. Türkiye’nin nerede durduğunu milletimiz çok iyi biliyor. Türkiye mazlumların, Türkiye mağdurların ve haklı tarafın yanında durmuştur, durmaya devam etmektedir. Nitekim tüm taraflar, bütün dünya da bu konudaki tutumumuzu, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu savaşın sona ermesi yönündeki tüm çabalarını takdirle karşılamaktadır. Bugün bizim durduğumuz nokta Türkiye’nin milli menfaatlerinin, Türkiye’nin, vatanımızın, ülkemizin çıkarlarının sağlaması konusundaki bir tutumdur, bu noktada durmaktayız” ifadelerini kullandı.

