(TBMM) – CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “İBB davası görüldükçe iftiracıların, ‘İtirafçı’ dedikleri kişilerin ‘Duymadım’, ‘Görmedim’, ‘Dediklerini duymuştum’, ‘Bizzat tanık değilim’ diyerek ‘Utanıyorum’ diyerek ifadelerini geri aldığına tanık oluyoruz” dedi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da, şans ve bahis reklam giderlerinin matrahtan düşülmesinin sonlandırılması, bazı kıymetli taşların ÖTV kapsamına alınması, kripto varlıkların vergilendirilmesi, KDV istisnalarının daraltılması ile bedelli askerlik tutarının artırılmasını öngören “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başlanacak.
Ekmen: “e-Avukat’ uygulaması kolaylık gibi gözüküyor”
Görüşmeler öncesinde siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından duyurulan “e-Avukat” uygulamasına değindi. Ekmen, “İlk etapta, haftada 2 kez, otuz dakikalık bir uzaktan görüşme imkanı bir kolaylık gibi gözüküyor. Ümit ediyoruz ki, kolaylık gibi gözüken bu öneri zaman içerisinde Sayın Bakanın ayağının tozuyla ifade etmiş olduğu, avukatların görüş hakkının yasal bir düzenlemeyle kısıtlanması gerektiği görüşünün bir dayanağına dönüşmez” ifadesini kullandı.
Poyraz: “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ‘Gübreyle ilgili sorunumuz yok’ diyene kadar benim bağıma, bahçeme gübre getirsin”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, “Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler nedeniyle Türkiye’de gübre krizi yaşandığı ve gıda arzının tehlikeye girdiği” iddialarını gündeme getirdi. Poyraz, “Emekli maaşı en düşük 20 bin lira, asgari ücret 28 bin, gram altın 6 bin 486, dolar 44,35, avro 51,49, benzin 62,43, motorin 75,12. Gübre yok, piyasada gübre yok, ekim dikim zamanındayız. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ‘Bir sorun yok’ diyor, sanki Türkiye’ye gübreyi kendi getiriyor, vatandaşa kendi dağıtıyormuş gibi. Gübre bulamayan mağdurlardan doğrudan biri benim. Ben şu an annemin, rahmetli annemin bağına bahçesine gübre alacağım, gübre yok. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ‘Gübreyle ilgili sorunumuz yok’ diyene kadar benim bağıma, bahçeme gübre getirsin. Eğer bunu yapamıyorsa da oradaki herkes görevinden aczini istesin” diye konuştu.
Akçay: “Terörü bitiren Türkiye, bölgesel fırtınalara karşı çelikten bir güç ve irade kazanacak”
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendirerek, şunları söyledi:
“Bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, küresel güçlerin hemen sınırlarımızda yeni haritalar çizmek için pusuda beklediği karanlık ve puslu bir dönemdeyiz. Böylesi bir kuşatmayı yarmak ancak çelikten bir iç cepheyle, sarsılmaz milli birlik ruhuyla mümkündür. Bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlılıkla işaret ettiği Terörsüz Türkiye vizyonu sıradan bir güvenlik konsepti veya dönemsel bir politika değildir. Bu vizyon cumhuriyetimizin yeni yüzyılına Türkiye Yüzyılı olarak vurulacak bağımsızlık mührüdür. Bizim kardeşliğimiz masa başlarında, kirli pazarlıklarda değil Malazgirt Ovası’nda, Çanakkale siperlerinde kanla ve duayla yazılmıştır. Etnik ve mezhebi fitne tohumlarıyla bu asırlık çınarı kurutacağını sananlar milletimizin kudreti karşısında ezilmeye mahkumdur. Terörsüz Türkiye hedefi sadece bir güvenlik politikası değil aynı zamanda jeopolitik düşünce ile stratejik bir akılla örülmüş bekamızın tahkimidir. Terörü bitiren Türkiye, bölgesel fırtınalara karşı çelikten bir güç ve irade kazanacaktır. Türkiye’de 86 milyonun aynı istikamette yürümesi, bugün en büyük milli gücümüzdür. Dışarıda savaş büyürken içeride kardeşliği, barışı, hukuku, demokrasiyi büyütmek Türkiye’nin en güçlü cevabı olacaktır.”
Koçyiğit: “Gözaltına alınanlara sorulan soruların absürtlüğüne bakın”
“Çok görkemli, gerçekten her birimizin içinden belki de binlerce ders çıkaracağı bir Nevroz’u geride bıraktık. Milyonlar alanlara, sokaklara akın ettiler, kendi politik taleplerini ortaya koymakla beraber bin yıllık Nevroz Bayramı’nı da büyük bir coşkuyla kutladılar fakat bu Nevroz’un coşkusunu gerçekten sindiremeyen bazı kesimler olduğunu da görüyoruz. Özellikle bütün bu Nevroz alanlarına gidişlerde yaşanan sıkıntıları daha önce de ifade ettik, bir kez daha ifade etmeyeceğim ama gerçek anlamda tam bir tahammülsüzlüğün olduğunu görüyoruz. Yetmedi, şimdi yaygın bir gözaltı operasyonuyla karşı karşıyayız ve bu gözaltı operasyonlarının sonucunda da 27 kişinin tutuklandığı bilgisini almış durumdayız. Şimdi, gözaltına alınanlara sorulan soruların absürtlüğüne bakın. ‘Nevroz’a neden gittiniz?’ Hadi buyur, ne desin? Böyle bir soru sorulabilir mi? ‘Sarı-kırmızı-yeşil atkıyı neden taktın?’ , ‘Nevroz programının duyurusunu nereden duydun?’ , ‘Nevroz’a örgüt gerekçesiyle mi katıldın?’ Bakın, bunlar trajikomik sorular. Burada herkes Nevroz Bayramı’nı Ramazan Bayramı’yla beraber kutladı. Şimdi Nevroz Bayramı’nın resmi bir bayram olmasını tartışıyoruz. Bunları tartıştığımız bir yerde bayramı kutlamak için bayram yerine giden insana ‘Niye gittin Nevroz’a?’, ‘Niye halay çektin?’ , ‘Niye sarı-kırmızı-yeşil atkı taktın?’ sorusunu sormanın kendisi ne süreci anlamaktır ne kardeşliği anlamaktır ne de geleceğe yönelik bir bakış açısını içerir. Burada tam bir hamaset olduğunu görüyoruz, tam bir tahammülsüzlük olduğunu görüyoruz. Bunun yürüyen süreçle kesinlikle bağdaşmadığını ve bu tür olaylardan, bu tür yaklaşımlardan vazgeçilmesi çağrısını da bir kez daha Meclis’ten yapmak istiyorum.”
Emir: “İddianameler tel tel dökülürken savcılık bir algı operasyonuna giriyor”
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, İBB davasına ilişkin eleştirilerde bulunarak, yargı sürecine yönelik değerlendirmeler yaptı. Emir, “İBB davası görüldükçe iftiracıların, ‘itirafçı’ dedikleri kişilerin ‘Duymadım’, ‘Görmedim’, ‘Dediklerini duymuştum’, ‘Bizzat tanık değilim’ diyerek ‘Utanıyorum’ diyerek ifadelerini geri aldığına tanık oluyoruz” dedi. Bazı isimlerin baskı altında ifade verdiğini açıkladığını söyleyen Emir, “Murat Kapki daha dün baskı altında ifade verdiğini itiraf etti. Yine aynı şekilde, Ümit Polat iki üç gün önce üzüldüğünü, tanıklıktan çekileceğini ve para alışverişini görmediğini, sadece duyduğunu söylemek durumunda kaldı” diye konuştu.
Antalya’da da benzer bir durum yaşandığını savunan Emir, “Antalya’da bir itirafçı daha geçen hafta kendisinin baskı altında ifade verdiğini ve şu anda son derece üzgün olduğunu, daha fazla devam edemeyeceğini söyledi” dedi. Savcılığın “algı operasyonu” yürüttüğünü öne süren Emir, “Baskılarla, zorlamalarla, tutukluluk şantajlarıyla, bunlar üzerinden kurulan iddianameler tel tel dökülürken savcılık bir algı operasyonuna giriyor ve gündem değiştirmek üzere, başka şeyler konuşulsun diye defalarca yaptıkları gibi bu sabah da 16 ünlü kişi gözaltına alınıyor, sabahın kör saatinde” şeklinde konuştu.
Gözaltı gerekçelerine de değinen Emir, şunları kaydetti:
“Gerekçe her zamanki gibi, yaratıcı da değiller; uyuşturucu kullanmak ve uyuşturucu kullanımına yardımcı olmak kolaylaştırmak. Defalarca yaptılar, kişilerin masumiyet karinesini yok ettiler, lekelediler, görüntülerini çektiler, ifşa ettiler, peşinen yargıladılar, yandaş medyada yerden yere vurdular ve sonra ortaya çıktı ki birkaç istisna hariç neredeyse tamamında uyuşturucu kullanımı söz konusu değil; şimdi yine aynı algı operasyonunu yapıyorlar. Yargı, kolluk elbette işini yapsın, tabii ki yapacak ama Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda usulü var, geleneği var. Özellikle tanınan, bilinen kişileri değersizleştirmek, lekelemek adına yapılan bu operasyonları doğru bulmuyoruz ve bunun algı saptırmaya dönük olarak yapıldığını çok iyi biliyoruz.”
Gül: “ABD ve İsrail’in komşumuz İran’a yapmış olduğu saldırıları başından beri kınadık”
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ise Orta Doğu’daki gelişmelere dikkati çekti. Gül, “Bugün Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyon bizi ateş çemberine çekmek isteyenlerin bu tavırlarına karşı, bu tutumlarına karşı rasyonel bir şekilde bir vatandaşımızın bile burnunu kanatmadan ve bir vatandaşımıza bile bir zarar gelmeden etrafımız ateş çemberiyken milletimizin huzuru için, birliği için çalışmalarımızı, gayretimizi sürdürüyoruz. Bu anlamda ABD ve İsrail’in komşumuz İran’a yapmış olduğu saldırıları başından beri kınadık ve buna karşı olduğumuzu söyledik, söylemeye devam ediyoruz. İsrail’in yayılmacılığının asıl sorun olduğunu hep ifade ediyoruz ve bu anlamda keza Körfez ülkelerine yapılan saldırıyı da kabul etmediğimizi yine ifade ediyoruz. Tüm bu gelişmelerde bizim temel yaklaşımımız vatandaşlarımızın birliğidir, vatandaşlarımızın dirliğidir. Türkiye tüm bu süreçte de doğrunun yanında, doğru tarafta, Türkiye’nin kendi vatandaşlarının birliğinin, beraberliğinin ve mazlumların yanında olan tutumunu sürdürmektedir.” diye konuştu.

