(TBMM) – AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, “Etrafımızda ateş çemberi varken bizim iç cephemizin güçlü olması en büyük kalemizdir, en büyük dayanağımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı iradesi ve Sayın Devlet Bahçeli’nin bu konudaki çağrılarıyla kurulan ve tüm siyasi partilerin de burada verdiği destekle Komisyon bir neticeye varmış. Bundan sonra silahların bırakılması ve yasal adımların atılması en temel noktadır. Biz, kıyamete kadar kardeşliğimizi koruyacağız ve silahların da tasfiyesiyle beraber tüm bu süreci yapacağız” değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da bugün, şans ve bahis reklam giderlerinin matrahtan düşülmesinin sonlandırılması, bazı kıymetli taşların ÖTV kapsamına alınması, kripto varlıkların vergilendirilmesi, KDV istisnalarının daraltılması ile bedelli askerlik tutarının artırılmasını öngören “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başlanacak.
Adan, Ramazan Bayramı sonrasındaki ilk birleşimde yaptığı konuşmada, bu yıl bayramın “buruk ve kederli” geçtiğini belirterek, bölgedeki gelişmelere ve Türkiye’nin konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Genel Kurulu açarken milletvekillerine hitap eden Adan, “Şimdi de bayram sonrası Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk Genel Kurulunu açıyoruz fakat bu yıl hem Ramazanışerif hem de mübarek Ramazan Bayramı bütün inananlar açısından buruk ve kederli geçmiştir” dedi.
Bayram sevincinin yerini acıların aldığını dile getiren Adan, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasını gündeme getirerek, “Küresel güçler, Gazze, Lübnan ve İran’a saldırarak sivilleri katletmektedir. İsrail ve İran hattındaki gerilim, bölgemizi karanlığa sürüklemektedir. Türkiye, bu ateş çemberinin tam ortasında bir sulh ve selamet adası gibi durmaktadır. İnsanoğlu, tarihin keskin dönemeçlerinden birini atlatmaktadır. Bu karanlık günlerde tek vazifemiz, Türkiye’nin istikrar, istiklal ve istikbal mücadelesine omuz vermek, memleketin huzuruna zarar vermemek, hepimizin ortak sorumluluğudur.” dedi. Türkiye’nin bu tablo içerisindeki konumuna işaret eden Adan, küresel gelişmeleri “tarihin keskin dönemeçlerinden biri” olarak nitelendirdi. Adan, bu süreçte temel sorumluluğun Türkiye’nin istikrarını korumak olduğunu vurgulayarak, “Bu karanlık günlerde tek vazifemiz vardır; Türkiye’nin istikrar, istiklal ve istikbal mücadelesine omuz vermek, memleketin huzuruna halel getirmemek her birimizin ortak mesuliyetidir” ifadelerini kullandı.
Koçyiğit: Barış sürecini destekleyecek hukuki düzenlemeler bütüncül bir perspektifle hayata geçirilmelidir
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu yıl milyonlarca insanın Nevruz alanlarında bir araya geldiğini belirterek, “Bir kez daha halkımız eşit yurttaşlık hakkının güvence altına alınması için Meclisi merkeze alan, şeffaf, katılımcı ve uzlaşıya dayalı bir demokratikleşme sürecinin gün geçmeden hayata geçirilmesini ifade etmiştir” diye konuştu.
Demokratik siyaset alanına yönelik müdahalelere son verilmesi gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, şu ifadeleri kullandı:
“Demokratik siyaset alanını daraltan tüm idari ve yargısal müdahalelere son verilmelidir. İfade özgürlüğü, örgütlenme hakkı ve siyasal katılım üzerindeki baskılar kaldırılmalıdır. Kayyum uygulamalarına son verilerek halkın iradesi tanınmalıdır. Yargı bağımsızlığı sağlanmalı, gerçek adaletin yolu açılmalı, siyasal nitelikli yargılamalar sonlandırılmalıdır, barış sürecini destekleyecek güven verici ve kapsayıcı hukuki düzenlemeler bütüncül bir perspektifle hayata geçirilmelidir. Evet, milyonlarca insan 27 Şubat tarihinde Sayın Öcalan’ın yaptığı barış ve demokratik toplum çağrısının arkasında olduğunu ve bu anlamıyla da Hükûmete, Parlamentoya üzerine düşen sorumluluğu bir an önce yerine getirilmesi çağrısı yapmıştır.”
Emir: Gazetecilerin cezaevinde tutulduğu bir Türkiye’de demokrasiden bahsedilemez
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, basın özgürlüğü ve yargı uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, gazetecilere yönelik işlemler üzerinden iktidarı eleştirdi.
Emir, “Gerçeklerden, gerçek haberden, gazetecilikten korkan siyasi iktidar yargı organları eliyle basın üzerindeki baskısını giderek artırmaktadır” ifadelerini kullanarak, özellikle kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen düzenlemeye dikkati çekti. Söz konusu yasa için, “Onların ‘dezenformasyon yasası’ dediği, bizim ‘sansür yasası’ dediğimiz” ifadelerini kullanan Emir, bu düzenlemeye daha önce karşı çıktıklarını hatırlattı. Emir, şöyle konuştu:
“Bu yasa çıktıktan sonra on sekiz ayda 48 gazeteci tutuklanmış, sadece son iki ay içerisinde 4 gazeteci tutuklanmış. Bunlardan biri Alican Uludağ; yine Furkan Karabay ve Sinan Aygül de bunlara örnek. Yasada şöyle yazılıyor: ‘Halkı korku, panik ve kaygıya sürükleyecek, yanlış bilgiyi alenen yayacak, kamu barışını bozacak, kamu düzenini bozacak’ koşulları var suçun unsurları için. Ama bunların hiçbirine bakılmadan, hiçbiri aranmadan amacın sadece gazeteciyi susturmak, gazeteciyi bir şekilde mesleğini yapamaz hâle getirmek, gazeteciyi sindiremezse gazeteyi, onu yapamazsa tüm Türkiye’deki basını, herkesi susturmak, sindirmek ve sansür veya otosansür uygulatma çabası içerisindeler. Çünkü gerçekleri duymak istemiyorlar, halk gerçekleri görsün istemiyorlar. Oysa gazeteciler halkın haber alma hakkı adına kamusal bir görev yapıyorlar ve gazetecilerin cezaevinde tutulduğu bir Türkiye’de demokrasiden bahsedilemez.”
Gül: Silahların da tasfiyesiyle beraber tüm bu süreci yapacağız
AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül, “Terörsüz Türkiye” sürecine ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gül, söz konusu sürecin önemine dikkati çekerek, “Terörsüz Türkiye sürecinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ifade edilmesi gereken bir konudur. Bölgemizde yaşanan son sarsıntılarla birlikte milli cephenin, iç cephenin güçlendirilmesinin ne kadar stratejik, ne kadar hayati, ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır, bir kez daha görülmüştür. Dolayısıyla, etrafımızda ateş çemberi varken bizim iç cephemizin güçlü olması en büyük kalemizdir, en büyük dayanağımızdır” dedi.
Gül, sürece ilişkin siyasi irade ve iş birliğine de değinerek, “Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı iradesi ve Sayın Devlet Bahçeli’nin bu konudaki çağrılarıyla kurulan ve tüm siyasi partilerin de burada verdiği destekle Komisyon bir neticeye varmış. Bundan sonra silahların bırakılması ve yasal adımların atılması en temel noktadır” ifadelerini kullandı.
Toplumsal birlik ve beraberlik vurgusu yapan Gül, “Tüm bunları yaparken şunu net bir şekilde ifade etmek lazım ki 86 milyonun birliğini, beraberliğini, kardeşliğini biz hiç kimseye ciro edemeyiz. Bu birlik, beraberlik bizim en temel güvencemizdir. 86 milyon Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla bizim en büyük gücümüzdür” diye konuştu.
Gül, bu birlikteliğin ülkenin en büyük zenginliği olduğunu belirterek, “Türk’ün gururunu, Kürt’ün onurunu hiç kimse bozamayacak. Biz, kıyamete kadar kardeşliğimizi koruyacağız ve silahların da tasfiyesiyle beraber tüm bu süreci yapacağız” ifadelerini kullandı.

