(TBMM) – TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasında İsrail’in cevap dilekçesini sunması için son tarihin bugün olduğunu belirterek, sürecin “en kritik ve belirleyici aşama”ya geldiğini söyledi. Yüksel, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarına ilişkin “İran’ın nükleer programı gerekçe gösterilerek başlatılan askeri operasyon, uluslararası hukuk düzeninin temel ilkelerine aykırıdır” ifadesini kullandı.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, TBMM’de Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davası ve İran’da yaşanan gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
“Milletimizin bağımsızlık iradesinin ve ortak vicdanının en güçlü ifadesi olan İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105. yıl dönümünü bildiğiniz gibi idrak ediyoruz bugün” diyen Yüksel, “Merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve 12 Mart 1921’de Gazi Meclis’te kabul edilen İstiklal Marşı, milletimizin istiklal mücadelesinin ruhunu ve hür yaşama kararlılığını en veciz şekilde yansıtmaktadır. Bu vesileyle Mehmet Akif Ersoy’u istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını ve aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz” ifadelerini kullandı.
“İsrail mevcut deliller karşısında soykırım iddialarından sıyrılamayacaktır”
Güney Afrika’nın İsrail’e yönelik açtığı soykırım davasına değinen Yüksel, Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davaya ilişkin bugün İsrail’in cevap dilekçesini sunması için verilen son gün olduğunu hatırlattı. Yüksel, “Bilindiği üzere Güney Afrika tarafı kendi dilekçesini hızlı bir şekilde ve kararlı bir şekilde 28 Ekim 2024’te mahkemeye sunmuştu. İsrail ise cevap dilekçesini 28 Temmuz 2025’te sunması gerekirken önce mahkemeden ek süre talep ederek bu tarihi 12 Ocak 2026’ya ardından da bir kez daha ek süre isteyerek 12 Mart 2026’ya yani bugüne ertelenmesini sağlamıştı. İsrail’in bu erteleme çabalarını soykırım zihniyetinin uluslararası yargı sürecinden kaçma gayretinin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. Ancak şunu da açıkça ifade etmemiz gerekiyor ki hiçbir erteleme manevrası bu davadan kurtulmalarını sağlayamayacaktır. İsrail mevcut deliller karşısında soykırım iddialarından sıyrılamayacaktır” diye konuştu.
“Ateşkes bile İsrail’in katliam iştahını ne yazık ki frenlemeye yetmemiş”
Gazze’deki insani tabloya da değinen Yüksel, şu bilgileri paylaştı:
“İsrail’in Gazze Şeridi’ne Ekim 2023’te başlattığı saldırılarda 72 binden fazla Filistinli hayatını kaybetmiş, 170 binden fazla kişi yaralanmıştır. Üstelik Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği 19 Ocak 2025 ki öncesinde biliyorsunuz 10 Ekim’de ateşkes imzalanmıştı. Bu tarihten itibaren dahi İsrail saldırılar sürdürmüştür. Ve bu saldırılarda 600’den fazla Filistinli hayatını kaybetmiştir. Bin 600’ün üzerinde kişi de yaralanmıştır. Ateşkes bile İsrail’in katliam iştahını ne yazık ki frenlemeye yetmemiş. Bu durum karşı karşıya olduğumuz vahşetin boyutunu ve kalıcı bir uluslararası hukuki hesaplaşmanın kaçınılmazlığını bir kez daha tescil etmiştir. Dava artık en kritik ve belirleyici aşamasına geçmektedir.”
Davanın yazılı aşamasının ardından sözlü duruşmaların başlayacağını belirten Yüksel, şunları kaydetti:
“Sürecin devamında Güney Afrika’nın ‘reply’ dediğimiz yani ikinci yazılı beyanını sunma hakkı ardından İsrail’in ‘rejoindre’ dediğimiz son yazılı cevabı da bunlardan sonra hemen yazılı aşamaların tamamlanmasının ardından davada sözlü duruşmalar safhasına geçilecektir. Mahkemenin esasa ilişkin duruşmalarının tamamlanmasının ardından verilecek karar, kesin ve nihai nitelik taşıyacaktır. Bu karar yalnızca Gazze’deki vahşetin hukuki hesabının sorulması bakımından değil, uluslararası insancıl hukukun geleceği ve soykırım sözleşmesinin etkin uygulanması açısından da tarihi bir öneme sahip olacaktır.”
“Davaya 18 devlet müdahalilik bildiriminde bulundu”
Davaya uluslararası desteğin arttığını belirten Yüksel, “Bugüne kadar Kolombiya, Libya, Meksika, Filistin, İspanya, Türkiye, Şili, Maldivler, Bolivya İrlanda, Küba, Belize, Brezilya, Komorlar, Belçika ve bugün itibariyle yine öğrendiğimiz kadarıyla Hollanda ve İzlanda olmak üzere toplam 18 devlet müdahalilik bildiriminde bulunmuştur” diye konuştu.
Bölgedeki gelişmelerin Gazze ile sınırlı olmadığını ifade eden Yüksel, İran ve Lübnan’daki gelişmelere de değindi. Yüksel, “Bugün yaşanan kriz artık yalnızca Gazze ile sınırlı değildir. Bölge giderek daha geniş bir çatışma alanına sürüklenmektedir. İran ile yaşanan askeri gerilimler, çatışmalar, uluslararası hukukun ihlali niteliğindeki saldırılar ve bölgedeki diğer operasyonlar ciddi bir istikrarsızlık üretmektedir. Bu tablo bize şunu göstermektedir. Bugün yalnızca yerel bir çatışma değil artık bölgesel bir savaşın kıvılcımı olabilecek nitelikte son derece tehlikeli gelişmelerdir” dedi.
Yüksel, “İran’ın nükleer programı gerekçe gösterilerek başlatılan askeri operasyon, uluslararası hukuk düzeninin temel ilkelerine aykırıdır. ‘Önleyici saldırı’ söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılan bu girişim, uluslararası hukukun ‘jus ad bellum’ dediğimiz yani savaşı başlatma hukuku kurallarına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Modern uluslararası hukuk düzeninin temel ilkesi olan kuvvet kullanma yasağı Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenmiştir ve devletlerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı kuvvet kullanmasını kesin biçimde yasaklamaktadır” ifadelerini kullandı.

