(ANKARA) – Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Kıyı Belediyeleri Çalıştayı’nda “Bugün burada gerçekleştirdiğimiz Mersin toplantısı, bölgesel toplantıların ilk adımıdır. Ardından Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek bölgesel toplantılar ve çalıştaylarla ‘Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi’nin hazırlanması planlanmaktadır. Toplantıların ardından bu belgeyi hazırlayacağız. Bu belge ile ‘kıyı alanlarının planlanması’, ‘çevresel sürdürülebilirlik’, ‘iklim değişikliğine uyum’, ‘Kamusal erişim hakkı’, ve ‘mavi ekonomi’ başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.
TBB, Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle “Kıyı Kentleri Çalıştayı” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlendi. Belediye başkanları, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı çalıştayın açılış konuşmalarını TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız yaptı.
TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, konuşmasında şunları kaydetti:
“Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’e uzanan sınırlarıyla son derece önemli bir potansiyele sahip kıyı kentlerimiz; doğal ve ekolojik değerleri, ekonomik faaliyetleri, turizm, ulaşım imkanları ve kültürel yaşamı ile ülkemizin önemli zenginlikleridir. Bu zenginlik, kent kimliğinin oluşmasında ve kamusal yaşamın şekillenmesinde belirleyici bir role sahiptir. Kıyı kentleri, aynı zamanda gelecek nesillere bırakacağımız ortak mirasımızdır. Bu nedenle kıyı alanlarının doğru planlanması ve yeni nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması büyük önem taşıyor. Kıyı alanlarının yönetimi, korunması ve sürdürülebilir biçimde kullanılması yerel yönetimler açısından geniş ve önemli bir sorumluluk alanıdır. Atık su yönetimi ve kıyıların temizliği gibi konuların belediye başkanlarımızın da öncelikli gündemleri arasında olduğunu biliyoruz. Biz de bu farkındalıkla TBB bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu kurduk. Komisyonumuz aracılığıyla kıyı belediyelerimizin karşı karşıya olduğu sorunları sistematik biçimde ele almayı, iyi uygulama örneklerini paylaşmayı, mevzuat, yetki paylaşımı ve kurumsal kapasite konularında öneriler geliştirmeyi, yerel yönetim perspektifini merkezde tutan bir kıyı politikası çerçevesi oluşturmayı amaçlıyoruz.
Bu kapsamda çalıştayda kıyıların kamusal kullanımı, kıyı ve deniz ekosistemlerinin korunması, planlama, yönetim ve yetki paylaşımı ve mavi ekonomi ile kıyıdaki ekonomik sektörler başlıklarını, dört ayrı atölye çalışması çerçevesinde ele alacağız. Bu atölyelerde yapılacak tartışmaların yalnızca akademik değerlendirmelerle sınırlı kalmaması; belediyelerimizin uygulamalarına yön verecek somut politika önerilerine dönüşmesi de önceliklerimiz arasında yer alıyor. Kıyı kentlerimizin sorunlarının çözümüne yönelik önemli katkılar sunacağına inandığımız çalıştayımıza ev sahipliği yapan Sayın Başkanımıza, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve organizasyonun gerçekleştirilmesinde emeği bulunan herkese teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.”
Vahap Seçer: “Denizlerimize kıyısı olan toplam 196 belediye yer alıyor”
TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de kurulan komisyonun ilk çalışmasının Mersin’de yapılmasından mutluluk duyduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“Bugün burada kıyı kentlerimizin geleceğini birlikte düşünmek, ortak sorunlarımızı konuşmak ve çözüm yollarını birlikte üretmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bir coğrafi alan olmasının ötesinde medeniyetlerin, ticaretin, kültürlerin ve toplumların buluşma noktası olan kıyı bölgeleri, ekonomik faaliyetlerin, turizmin, ulaşımın ve sosyal yaşamın en yoğun yaşandığı alanlar arasındadır. Aynı zamanda kıyı bölgeleri en hassas, en kırgan ekosistemlerden biri olma özelliğine de sahiptir. Artan nüfus turizm baskısı, konut gelişmeleri, sanayi yatırımları ve altyapı ihtiyaçları kıyı alanları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmakta. Kimi zaman doğal dengeyi zorlayan sonuçlar da doğurabilmektedir. Yaklaşık olarak 8 bin 333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip ülkemizin yani toplam sınırımızın yaklaşık olarak üçte ikisinden daha büyük bir alan, kıyılar oluşturuyor. Denizlerimize kıyısı olan 28 ilimizin, bunun 15’i büyükşehir, 13’ü de il belediyesi statüsünde, toplam 196 belediye yer alıyor. 196 belediyemizin kıyı kenti olduğunu söyleyebiliriz. Bu belediyelerimizin sınırları içerisinde yaklaşık olarak 22 milyon kişi yaşıyor. Yani bu da Türkiye nüfusunun yaklaşık olarak dörtte birini oluşturuyor. Bu veriler bize çok açık bir gerçeği gösteriyor. Kıyı kentlerinin geleceği aslında Türkiye’nin geleceğinin de çok önemli bir parçası. Türkiye’nin coğrafyasını ve bunun stratejik önemini, komşularını ve tarihi kültürel birikimini düşünürseniz, son derece kıyı kentlerin önemli olduğunu da buradan anlayabiliriz.
“İklim değişikliği, kıyı kentlerini doğrudan etkileyen en önemli risk alanlarından biridir”
Bugün kıyı alanlarında yalnızca turizm ve rekreasyon faaliyetleri değil limanlar, Mersin’de olduğu gibi tersaneler, enerji tesisleri ki Türkiye’nin ilk enerji santrali biliyorsunuz bir kıyı kentinde Mersin’de projelendiriliyor, ikincisi de şu anda Sinop’ta projelendiriliyor henüz hayata geçirilmese de, lojistik merkezleri açılmakta, balıkçılık faaliyetleri yapılmaktadır. Kısaca çok sayıda ekonomik sektör aynı alanları paylaşmaktadır. Bu arada yine lojistik sektörü deyince Türkiye’nin lojistik filosu en güçlü iki ili kıyı ilidir. Biri İstanbul’dur ikinci sırada Mersin gelmektedir. Bu durum zaman zaman mekansal kullanım çalışmalarını çevresel sorunlara ve planlama güçlüklerine de yol açabilmektedir. Tüm bunlara ilave olarak küresel ölçekte karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği, kıyı kentlerini doğrudan etkileyen en önemli risk alanlarından biridir. Örnek olarak deniz seviyesinin yükselmesi, tsunami, kıyı erozyonu, aşırı hava olaylarından meydana gelen değişimler, sel felaketlerinden söz edebiliriz. Yine bugün toplantı yaptığımız kıyı kenti olan Mersin’den örnek vermek istiyorum. Tamamen bu özellikleri sonuna kadar taşıyan bir kent. Herhangi bir deprem durumunda özellikle denizde gerçekleşecek bir deprem durumundan Mersin’in etkilenmemesi mümkün değil. Bir tsunami ihtimalinin olmaması mümkün değil. Bir kıyı kenti, aynı zamanda dağ denizin mesafesinin çok kısa olduğu ve eğimin çok yüksek olduğu bir yer. Küresel iklim değişikliğinin en yoğun yaşandığı bölgelerin başında bu havzanın geldiğini düşünürseniz aşırı yağışlar geçtiğimiz günlerde olduğu gibi çok kısa bir zaman diliminde metrekareye düşen çok aşırı yağışlar sel felaketleri neden olabiliyor. Bu nedenle kıyı yönetimi meselesi, yalnızca çevre politikalarının değil aynı zamanda şehir planlamasının ki en büyük sorunlarımızdan bir tanesi. Sadece kıyı kentlerinin değil tüm kentlerin. Ekonomik kalkınmanın, afet yönetiminin ve sosyal adaletin kesiştiği stratejik bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır.
“Toplantıların ardından ‘Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi’ni hazırlayacağız”
TBB olarak bu konuyu yalnızca bir teknik mesele olarak değil; yerel yönetimlerin geleceğini ilgilendiren bir yönetişim alanı olarak ele alıyoruz. Bu anlayışla Birliğimiz bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nu kurduk. Bugün de ilk toplantısını yapıyoruz. Komisyon çalışmalarının yalnızca Ankara’da masa başında yürütülen bir süreç olmasını istemiyoruz. Tam tersine, sahadan beslenen, yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli kurmayı hedefledik. Bu nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz Mersin toplantısı, bölgesel toplantıların ilk adımıdır. Ardından Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek bölgesel toplantılar ve çalıştaylarla ‘Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi’nin hazırlanması planlanmaktadır. Toplantıların ardından bu belgeyi hazırlayacağız. Bu belge ile ‘kıyı alanlarının planlanması’, ‘çevresel sürdürülebilirlik’, ‘iklim değişikliğine uyum’, ‘kamusal erişim hakkı’, ve ‘mavi ekonomi’ başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz.
“Kıyılar yalnızca doğal alanlar değil; aynı zamanda kamusal yaşam alanlarıdır”
Kıyılar yalnızca doğal alanlar değil; aynı zamanda kamusal yaşam alanlarıdır. Kıyıların herkes için erişilebilir, sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir alanlar olarak korunması; yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğudur. Şunu da açıkça ifade etmek gerekir ki kıyı yönetimi konusunda yerel yönetimlerin bilgi birikimi ve deneyimi son derece değerlidir. Çünkü kıyılarda yaşanan sorunları en yakından gözleyen, aslında bütün şehirde yaşanan sorunları en yakından gözleyen siyasi makamlar, halkın iradesinin yansıdığı makamlar belediye başkanlarıdır. Vatandaşlarımızın beklentilerini doğrudan duyan ve günlük hizmetleri yürüten kurumlar belediyelerdir. Bu nedenle; bu nedenle kıyı alanlarının planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin daha güçlü biçimde sürece dahil edilmesi, hem uygulama etkinliğini artıracak hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracaktır.”
“Deniz ekosistemimizi plastik kirliliğinden arındırıyoruz”
Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin çalıştayın konusu hakkında yaptığı çalışmalardan da söz ederek, şöyle devam etti:
“Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak bizler de bu vizyon doğrultusunda, bizim sınırımız 321 kilometrelik bir ucu Adana bir ucu Antalya. Yalnızca bir ekonomik hat değil; lojistiğin, az önce söyledim Türkiye’nin en önemli lojistik filosunun olduğu kent, turizmin; muazzam bir tarih birikimi var, kültürel birikimi var medeniyetlerin beşiği olmuş bir coğrafya, ekolojinin ve halkın yaşam kalitesinin buluştuğu stratejik bir ‘bütünleşik planlama’ alanı olarak görüyoruz. Mersin kıyı alanları; liman faaliyetleri, turizm, konut gelişimi, sanayi kullanımları ve hassas doğal ekosistemlerin aynı mekansal bantta kesiştiği ve bu nedenle yüksek kullanım baskısı altında bulunan alanlar olarak öne çıkmaktadır. Belediye olarak yürüttüğümüz projelerle kıyı dirençliliği, etkin afet yönetimi, deniz kirliliğinin azaltılması, ekosistem korunması ve iklim risklerine uyum konularında uluslararası iş birlikleriyle çalışmalar yürütmekte faaliyetler sürdürmekteyiz.
Bu vizyonu, Paris Anlaşması, Temiz Akdeniz Protokolü, biz bu protokolü 2020 yılında Hatay, Adana, Mersin ve Antalya dört büyükşehir belediyesi bu çalışmaları başlatmıştık. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak bu çalışmaları istikrarlı olarak yürüttük sonuç da aldık, raporu da hazırladık. Ve AB Mission Ocean Charter gibi uluslararası taahhütlerimize sadık kalarak; MedCities, ICLEI ve GCoM gibi küresel ağlardaki aktif üyeliğimizle dünya standartlarında bir yerel yönetim anlayışıyla taçlandırıyoruz. Hazırladığımız SECAP ile emisyon azaltımı ve iklim uyumunu güçlendirirken; CLIMAAX projemizle kıyı risklerimizi bilimsel verilerle haritalandırıyor, REMEDIES ile deniz ekosistemimizi plastik kirliliğinden arındırıyoruz.
“Sahillerimizi afetlere dirençli sosyal yaşam alanlarına dönüştürmeye kararlılıkla devam ediyoruz”
Denizlerimizin korunmasına yönelik ‘Temiz Akdeniz İçin Ekosistem Tabanlı İzleme Ve Yönetim Planı Projesi’, ve ‘Yeşil Bir Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ projeleri ile çalışmalar sergiliyoruz. Ayrıca ki bu bahsedeceğim “Elektronik Gemi Denetleme Sistemi” Türkiye’de Çevre Bakanlığı tarafından iki belediyeye bu izin verilmiş. Bir tanesi Antalya Belediyesi bir diğeri de Mersin Büyükşehir Belediyesi. Biz yakın zamanda koordinatların genişlemesi için de girişimde bulunduk. Bir miktar genişlettik ama bizim için yeterli değil. 321 kilometrelik sahil boyunca ‘Elektronik Gemi Denetleme Sistemi’ ile sahili denetlemek istiyoruz. Belki de bu konuda Antalya ile beraber tabii oradaki durumu net olarak bilmediğim için kendi çalışmalarımız üzerinden söyleyebilirim ki çok önemli bir yetki bir belediyenin, kıyı şehrinin aldığı çok önemli bir yetki. Son derece caydırıcı, çok yüksek müeyyideleri, cezaları olan mevzuattan kaynaklı caydırıcılığı olan bir durum. Biz de burada tabiri caiz ise denizimizi kirleten ki burası liman kenti, çok sayıda gemi geliyor buraya, hiç gözünün yaşına bakmıyoruz. Hatta bu alanda da gemi taşımacılığı alanında da şöhretimiz bir hayli iyi. Bu olumlu mu olumsuz mu takdiri size bırakıyorum. O alanda bizim halk dilinde tabii olumlu. 24 istasyonda kamera, radar, AIS ile kesintisiz izleme ile gemilerin denizlere atık bırakmaması için izleme gerçekleştiriyoruz. İzleme sonucunda gemilerin denizlere uygun olmayan şekilde atık bıraktığı tespit edildiği takdirde cezai işlemleri de uyguluyoruz. ‘Kıyılar yapılaşma alanı değil, kamusal eşik ve kentsel hafıza alanıdır’ diyerek; sahillerimizi halkımızın denizle bağını güçlendiren, erişilebilir ve afetlere dirençli sosyal yaşam alanlarına dönüştürmeye kararlılıkla devam ediyoruz.
“Bugün yapılacak tartışmaların kıyı kentlerimizin geleceğine ışık tutmasını temenni ediyorum”
TBB olarak bizler, belediyelerimizin deneyimlerini görünür kılmayı, iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturmayı önemli bir görev olarak görüyoruz. Biz sadece sizlerden, belediyelerimizden elde ettiğimiz kaynakları yine belediyelerimize araç, ekipman desteğinin ötesinde çok daha değerli olan ‘Nasıl daha iyi yönetişim edinebilir belediyelerimiz, nasıl daha liyakatli kadrolar yetiştirebiliriz, farklı hangi projelere belediyelerimizin spesifik olarak kendine münhasır özelliklerine göre proje dinmelerini sağlayabiliriz, yurt dışı ile nasıl iletişim kurmasını sağlayabiliriz, dünyanın ülkemizin ki birçok sorunlar tüm dünyada ortak sorunlar deniz kirliliği ya da çevre kirliliği ya da küresel iklim değişikliği gibi bu ortak sorunlara nasıl çözüm üretebiliriz’ bu konuda çok değerli çalışmalar yapıyor birliğimiz. Bugünkü çalıştayın da bu diyaloğun gelişmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”
Çalıştay, atölye çalışmalarıyla devam ediyor.

