(ANKARA) – Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Encümeni, “Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanları, uzun süredir kaygı verici bir hukuki süreç yaşamaktadırlar. Bu hukuki sürece doğal hakim ilkesini yok eden bir yöntem olan görev yaptıkları il ve ilçede yürütülen işlemler hakkında başka illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulmaları da dahil edilmiştir. Ne yazık ki bu soruşturmaların hemen hemen tamamı tutuksuz yargılanma ilkesi göz ardı edilerek tutuklanmayla sonuçlanmaktadır. Ülkemizin tanık olduğu bu uygulamaların özellikle muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarına yönelik olması da dikkat çekicidir” açıklamasını yaptı.
TBB Mart Ayı Olağan Encümen Toplantısı, Birlik Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında dün gerçekleştirildi. Toplantıya ilişkin yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“Yerel demokrasinin işleyişi, hukuk devleti ilkesi ve yerel yönetimlerin kurumsal yapısı çerçevesinde güncel gelişmelerin ele alındığı toplantıda; yerel yönetim mevzuatında yapılması planlanan düzenlemeler ile belediyelerin karşı karşıya kaldıkları maliyet baskıları değerlendirilmiş ve çözüm önerileri geliştirilmiştir. Toplantıda şu hususlarda görüş birliğine varılmıştır:
TBB’nin yerel yönetimlerin kurumsal temsilini ve demokratik işleyişini koruma sorumluluğu bulunmaktadır. Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanları, uzun süredir kaygı verici bir hukuki süreç yaşamaktadırlar. Bu hukuki sürece doğal hakim ilkesini yok eden bir yöntem olan görev yaptıkları il ve ilçede yürütülen işlemler hakkında başka illerdeki savcılıklar tarafından soruşturulmaları da dahil edilmiştir. Ne yazık ki bu soruşturmaların hemen hemen tamamı tutuksuz yargılanma ilkesi göz ardı edilerek tutuklanmayla sonuçlanmaktadır.
“TBB’nin kurumsal görüş ve önerilerinin alınması açık bir gerekliliktir”
Tüm bu yaşananlar, demokratik meşruiyetin temelini oluşturan seçmen/seçilmişlik iradesi, hukukun üstünlüğü, masumiyet karinesi ve yerel
yönetimlerin anayasal güvenceleri bakımından özenle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Belirtmeliyiz ki derin kaygılarımıza neden olan bu uygulamalar hukuk devleti ilkesini de aşındırmaktadır. Ülkemizin tanık olduğu bu uygulamaların özellikle muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarına yönelik olması da dikkat çekicidir.
Mahallî idarelerin; mahallî müşterek ihtiyaçların karşılanması amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişilikleri olduğu açıktır. Bu çerçevede, yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren mevzuat düzenlemelerinde yerinden yönetim ilkesinin güçlendirilmesi ve katılımcı idare anlayışının hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Merkezi yönetim tarafından yerel yönetim mevzuatında değişiklik yapılmasına yönelik yürütüldüğü anlaşılan hazırlık çalışmalarının; belediyelerin görev, yetki ve sorumluluk alanları ile mali yapıları ve hizmet sunum kapasiteleri üzerinde etkili olabilecek sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir.
Yerel yönetimleri doğrudan ilgilendiren ve gelecek kuşakları da etkileyecek düzenlemelerin hazırlanması sürecinde, tüm belediyeleri temsil eden TBB’nin kurumsal görüş ve önerilerinin alınması; demokratik yönetişim ilkeleri, kamu hizmetlerinin etkinliği ve idarenin bütünlüğü açısından açık bir gerekliliktir. Belediyelerin sahada yaşadığı sorunlara ilişkin bilgi ve tecrübenin karar alma süreçlerine yansıtılması, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına ve vatandaş memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlayacaktır.
“Enerji ve akaryakıt maliyetlerinin ciddi bir mali baskı oluşturduğu vurgulanmıştır”
Toplantıda ayrıca; son dönemde küresel ölçekte artan enerji ve akaryakıt maliyetlerinin belediyelerin hizmet sunum kapasitesi üzerinde ciddi bir mali baskı oluşturduğu vurgulanmıştır. Bu durumun, toplu taşıma hizmetlerinden altyapı ve üstyapı yatırımlarına, çevre temizlik hizmetlerinden sosyal destek faaliyetlerine kadar pek çok alanda belediyelerin giderlerini önemli ölçüde artırdığı ifade edilmiştir. Hizmet maliyetlerindeki artışa rağmen genel bütçe vergi gelirlerinden belediyelere aktarılan payların aynı ölçüde artırılmaması ve belediyelerin öz gelir kaynaklarının mevcut ekonomik koşullara uygun şekilde güncellenmemesi, yerel yönetimlerin mali dengelerini zorlayan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Belediye hizmetlerinde aksama yaşanmaması, yerel kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve yerel yönetimlerin mali sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi amacıyla şu hususlarda adım atılması gerektiği değerlendirilmiştir:
Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylar üzerinden yapılan kamu alacağı kesintilerinin, önceki dönem uygulamalarında olduğu gibi Cumhurbaşkanı Kararı ile geçici olarak durdurulması, toplu taşıma hizmetlerinde kullanılan akaryakıta ilişkin olarak Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesine ve Özel Tüketim Vergisi bakımından istisna getirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılması.”

