(TBMM) – TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” görüşmeleri devam ediyor. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “DSİ’nin yetkisini belediyelere vererek belediyeler üzerinde yeni bir düzenleme yapıp iki gün sonra belediyeleri suçlamayı planlıyorsunuz” derken, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, “Su boğulmaları nedeniyle güvenlik tedbirini almayan DSİ’ye karşı tazminat davaları açıldığı için DSİ burada bu sorumluluktan kaçmak için sorumluluğu belediyelere yüklüyor. Buradaki asıl hedef kamu hizmeti değil, sorumluluktan kaçma girişimidir” ifadelerini kullandı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda 29 maddelik Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde görüşmeler devam ediyor.
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, su yapıları ve koruma alanlarında yapılan çalışmalar sırasında can ve mal güvenliğinin yerel yönetimlerine devredilmesine ilişkin şunları söyledi:
“Şanlıurfa’da DSİ’nin yaptığı kanallar var her yıl en az 60-70 kişi o kanallarda boğuluyor. Su boğulmaları nedeniyle güvenlik tedbirini almayan DSİ’ye karşı tazminat davaları açıldığı için şimdi DSİ burada bu sorumluluktan kaçmak için sorumluluğu belediyelere yüklüyor. Yani tazminatı belediyeler ödesin diyor. Buradaki asıl hedef kamu hizmeti değil, sorumluluktan kaçma girişimidir. 2023 yılında Şanlıurfa’da sel felaketi oldu. Derelerin ıslah çalışmasını ve zararın önlenmesiyle ilgili kontolü, güvenlik tedbirlerinin alınması hepsi DSİ’nin sorumluluğundaydı. Dereler ıslah edilmedi, güvenlik önlemleri alınmadı ve sağlanmadığı için insanlarımız ölüyor. Yani bu kadar alet edavatı ile DSİ bu tedbirleri, önlemleri alamıyorsa bu önlemi belediyeye atıyorsa bu anayasamızın hükümlerine aykırıdır. Belediye ‘benim aracım, teknik altyapım yok’ diyor, belediye nasıl yapsın? DSİ bunu bildiği için ve bu tazminatları devretmek için yapıyor.”
Gürer: “Memleketin insanını alkolik yaptınız şimdi de şekillendirmeye çalışıyorsunuz”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise şunları söyledi:
“AKP, 24 yılın sonunda her şeyi ‘reform’ diye getiriyor. İlginç maddeler var örneğin içkinin satış saatlerini yasaklayan iktidar, Türkiye’de içki çeşitliliğini en fazla arttıran iktidar. Rafa gidiyorsunuz dünyada ne varsa ithal edilmiş. Memleketin insanını alkolik yaptınız şimdi de kimin tüketeceğini, hangi saatte tüketeceğini şekillendirmeye çalışıyorsunuz. DSİ’nin yetkisini belediyelere vererek belediyeler üzerinde yeni bir düzenleme yapıp iki gün sonra belediyeleri suçlamayı planlıyorsunuz. Ardından ormanlarla ilgili Anayasa Mahkemesi’nden dönecek düzenlemeleri kanun teklifi diye getiriyorsunuz. Ama Türkiye’de şu an tarımın içine düşürüldüğü durum içler acısı. Çözüm önerilerimizi anlatıyoruz ama bunu uygulayacak iradeye ihtiyaç var.”
Akın: “Bu yasal düzenlemeler ülkenin tarımını inanılmaz bir şekilde tahrip ediyor”
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise şöyle konuştu:
“Bu yasal düzenlemeler ülkenin tarımını inanılmaz bir şekilde tahrip ediyor, küçük çiftçiyi öldürüyor, sermayeye peşkeş çekilmiş bir sistem kurulmaya çalışılıyor. Bunun yarattığı sonuç, önümüzdeki dönemde inanın paranız olsa bile sağlıklı, güvenli gıdaya erişme şansınız kalmıyor. Şu andaki sağlık sistemi içerisinde yaptırın analizlerinizi, kan değerlerinize baktırın, yediğiniz içtiğinizden kaynaklanan korkunç bir problem yaşıyorsunuz. Dolayısıyla, gıda meselesi, bu ülkenin hayati meselesi, önemli bir meselesi. Buradan şimdi, şunu yapmaya çalışıyorsunuz; yutak alanları örgütlemeye çalışmaya ve yutak alanları vasıtasıyla o şirketlerin kirletme hakkını, parasını vererek kirletme hakkını şimdi başka bir yöntemle çözmeye çalışıyorsunuz. Neden-sonuç ilişkisi kurulduğunda bu şirketlerin vermiş olduğu, hepimize vermiş olduğu zararların önlenmesi noktasında değil onlara yol verilmesi ama başka türlü tedbirlerle güya ormanlaştırarak onların bu meselede çözüm üretmesini istiyorsunuz. Bu yöntem yöntem değil, bu yöntem değil çünkü dünyada da bu yöntem aslında çok fazla uygulanmıyor; artık dünya bundan vazgeçiyor, kendi sistemini yeniden kurmaya çalışıyor. Çökmüş olan uluslararası sistemin hâlâ siz aslında artıklarını devam ettirerek yapmaya çalışıyorsunuz.”
Arslan: “Yeni bir düzenleme işleri daha da karmaşık hale getirecek”
CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, hobi bahçelerine ilişkin düzenlemenin ciddi çelişkiler ve yetki karmaşası yarattığını belirterek, “Belediyelerin yıkım kararlarının sık sık ‘yürütmeyi durdurma’ kararlarıyla engellendiğini, mevcut yasalar varken yeni bir düzenlemenin işleri daha da karmaşık hale getireceğini” söyledi.
Arslan, “elektrik, su ve doğal gaz bağlanan yapıların artık kaçak sayılmasının mümkün olmadığını, geçmişte verilen izinlerin görmezden gelindiğini” ifade ederken, hobi bahçelerinin kapsamı, sayısı ve çevresel etkileri konusunda yeterli veri bulunmadığına dikkati çekti. Ayrıca “ahşap, tekerlekli ya da tiny house gibi yapıların hukuki durumunun belirsiz olduğunu, bazılarına turizm ruhsatı verilirken yeni düzenlemeyle cezalandırılmasının çelişki yarattığını” vurgulayan Arslan, düzenlemenin aceleye getirilmemesi ve teknik olarak yeniden ele alınması gerektiğini dile getirdi.
Rızvanoğlu: “Hiçbir şekilde, bir tane yönetmeliğe bağlanarak yazılan bir kanun olamaz”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu ise Türkiye’nin ormanları koruyamadığını belirterek, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle orman alanlarının sınır dışına çıkarıldığını, 2012-2024 arasında geniş orman alanlarının madenciliğe açıldığını ve yangınlarla büyük kayıplar yaşandığını söyledi. Rızvanoğlu, bu tabloya rağmen “karbon yutak ormanları” kurulmasına yönelik düzenlemenin belirsiz ve çelişkili olduğunu belirterek, “Hiçbir şekilde, bir tane yönetmeliğe bağlanarak yazılan bir kanun olamaz. Karbon yutak alanları yeni oluşturulacak alanlar mı yoksa mevcut ormanlar kullanılarak orman arazisi sayılan alanlar kapsamı içine mi alınacak? Yani burayı bir netleştirmemiz gerekiyor. Bu karbon yutak ormanlarını nasıl bir konseptle kurmaya çalışıyor sistem” dedi.
Ayrıca tek tip ağaçlandırma (monokültür), biyoçeşitlilik kaybı, doğal ormanların plantasyona dönüşmesi ve yaban hayatının zarar görmesi risklerine dikkat çeken Rızvanoğlu, sistemin ekolojik etkilerinin açıklanmadığını vurguladı. “Orman köylülerinin rolü, şirketlere yapılacak tahsislerin kapsamı, karbon kredilerinin hangi standart ve yöntemlerle hesaplanacağı, denetim ve çifte sayımın nasıl önleneceği” konularında da belirsizlikler olduğunu dile getiren Rızvanoğlu, düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu konusunda da soru işaretleri bulunduğunu belirterek, tüm bu başlıklara açıklık getirilmesi gerektiğini söyledi.
Teklifin tümü üzerine görüşmeler tamamlanarak maddelere geçildi.

