Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Süreç Komisyonu’nun ortak rapor taslağı revize edildi: “AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek etkili ve yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır”

“Süreç Komisyonu” olarak tanımlanan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yazım ekibinin hazırladığı ortak taslak raporda “Umut Hakkı” ve “tutuklu yargılanma” konularına işaret eden öneriler yer aldı. “Avrupa İnsan Hakları Mahmekesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili ve yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engeller kaldırılmalıdır” denilen raporda, “AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir” ifadeleri yer aldı. Taslak raporda,  belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması halinde yerine belediye meclis

"Süreç Komisyonu" olarak tanımlanan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun

Haber: Emine DALFİDAN

(TBMM) – “Süreç Komisyonu” olarak tanımlanan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yazım ekibinin hazırladığı ortak taslak raporda “Umut Hakkı” ve “tutuklu yargılanma” konularına işaret eden öneriler yer aldı. “Avrupa İnsan Hakları Mahmekesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili ve yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engeller kaldırılmalıdır” denilen raporda, “AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir” ifadeleri yer aldı. Taslak raporda, belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması halinde yerine belediye meclisinde seçim yapılması önerildi.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı ortak taslak rapora son şeklinin verilmesi için çalışmalar sürüyor. Taslak Rapor, dün yapılan yoğun toplantıların ardından revize edildi.

ANKA Haber Ajansı’nın ulaştığı revize edilen taslak raporda, “AİHM ve Anayasa Mahkemesi Kararları” başlığı altında şöyle denildi:

“Anayasamıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusundaki herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90’dır. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80’dir. Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili ve yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.”

Tasmak raporda, Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler^” başlığı altında ise öneriler şöyle yer aldı:

“İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir.

Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir.

Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir.

Cezaevleri idare ve gözlem kurullarını yapısı ve karar süreçleri uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir.

Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir.”

Hak ve özgürlüklerin genişletilmesine ilişkin öneriler

Taslat raporda, “Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler” başlığı altında öneriler şöyle sıralandı:

“Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

Şiddet içermeyen hiçbir fiil, terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. Bu bağlamda Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

“Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir”

Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir.

Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsunlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak eksik ve yanlış uygulamalar gözden geçirilmelidir.

Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir.”

“Yeni siyasi partiler ve seçim kanunları hazırlansın” önerileri ek kısımda yer alacak

Taslak raporda, “Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Anayasa’nın 79. maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının, siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir” ifadelerinin, raporun ek kısmına konulması görüşü öne çıktı.

Kayyum ile ilgili öneri: Başkan Belediye Meclisi tarafından seçilsin

Taslak raporda, “kayyum” ile ilgili düzenlemeye ilişkin önerilerde de bulunuldu. Taslak raporun, Yerel Yönetimler ile ilgili bölümünde şu öneriler sıralandı:

“Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin ‘daha demokratik ve hukuk standartı daha yüksek’ bir şekilde organize edilmesi mümkündür.

Anayasa’dan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması, başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece Belediye Meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.”

Demokratikleşme ile ilgili öneriler

Revize edilen taslak raporun, “Demokratikleşme ile İlgili Öneriler” başlıklı bölümünde, Türkiye’in demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlara ilişkin öneriler sıralandı. Taslak raporda, şöyle denildi:

“Güvenlik bir toplumsal ve siyasal ortam demokrasinin eksiksiz ilerleyebilmesi standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşuludur. Keza demokrasi, özü gereği fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda serbestçe ifade edilebildiği bir kamusal alanın varlığını gerektirir. Silah, şiddet ve teröre dayalı yöntemler, siyasal tartışmayı işlevsiz hale getirdiği gibi sorunların demokratik zeminde tartışılarak çözülmesini de zorlaştırır. Bu nedenle hakaret, tehdit gibi suç unsuru içermeyen her türlü düşüncenin ifade edilebildiği, karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulması temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu yaklaşım toplumsal bütünlüğün korunması ve güçlendirilmesi açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır. Ancak bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi, bireylerin tek tip düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir. Ortak demokratik değerler zemininde farklı görüşlerin bir arada var olabildiği, çoğulculuğun korunarak siyasal rekabetin sürdürüldüğü, bir yapıda toplumsal bütünlük güçlenir. Söz konusu anlayış farklılıkların çatışma unsuru değil toplumsal çeşitliliğin doğal bir parçası olarak kabul edildiği, düşüncelerin barışçıl yöntemlerle ifade edildiği ve siyasal katılımın şiddetin reddedilerek gerçekleştirildiği bir demokratik perspektifi ifade etmektedir. Bu husus, sürecin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ikincil düzenlemelerle somutlaştırılması, yetki karmaşasının önlenmesi ve idari uygulamada yeknesaklığın sağlanması bakımından gerekli görülmektedir. Yürütme tarafından bu konuda hazırlanacak raporların TBMM’ye sunulması gerekli görülmektedir.”

Taslak raporda, “Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması” başlıklı bölümde, “Yürütülen süreçte görev alanlar Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun toplantılarına iştirak edip görüş öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir” ifadeleri yer aldı.

(Sürecek)