(TBMM) – TBMM’de Suça Sürüklenen Çocuklara Yönelik Araştırma Komisyonu’nda sunum yapan akademisyen ve hukukçular çocuk ceza adalet sisteminin uygulamadaki sorunlarına dikkat çekti. Sunumlarda ceza indirimleri ve infaz sistemine yönelik değişiklik önerileri tartışıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Başsavcı Vekili Pınar Akdoğan, “Çocuklar suçların bilincine varmalılar. Bu indirim oranlarını çok fazla buluyoruz, uygun görmüyoruz” dedi. CHP Trabzon Milletvekili Suiçmez ise, “Alanda çalışma yapmış meslektaşlarımın söylemleri beni çok irite etti” diyerek cezalandırma odaklı yaklaşımlara tepki gösterdi.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut başkanlığında 17. kez toplandı. Komisyonun bugünkü toplantısında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Başsavcı Vekili Pınar Akdoğan, Ankara Cumhuriyet Savcısı Mahmut Nedim Başarangil ve İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Mahmut Koca sunum yaptı.
“Çocuklar yetişkinlerden çok farklı bir muameleye tabi tutuluyorlar”
Prof. Dr. Mahmut Koca, Çocuk Ceza Adalet Sisteminin normatif olarak çok ciddi sorunlar barındırmadığını ve evrensel bir sistem olduğunu ancak bu sistemin uygulamada nasıl sonuç verdiğinin incelenmesi gerektiğini belirtti. Koca, “Acaba bu koruyucu ve destekleyici tedbirler kaç çocuğa uygulandı? Bu tedbirlerden çocuklar hakkında nasıl sonuç alındı ve bir daha suç işlediler mi? Öncelikle bizim mevcut durumu tespit etmemiz sonrasında çözüm önerilerini masaya yatırmamız gerekiyor. Mevcut sistemin fotoğrafı sağlıklı çekilirse yapılacak yasal düzenlemeler de sağlıklı olacaktır” dedi.
Koca, “Bizim hukuk sistemimiz de evrensel değerlere uygun normlar içeriyor. Çocuklar yetişkinlerden çok farklı bir muameleye tabi tutuluyorlar. Dolayısıyla şu anki hukuk sistemimizde çocuğun korunması ve eğitim görmesi odaklı bir politikamız var. Fakat tüm bu güzel düzenlemelerin uygulamada nasıl sonuç verdiği çok önemli. Gerek ülkemizde gerekse dünyada çocuk ve genç suçluluğunda bir artış görülüyor. Çocuğu suça iten en önemli faktörlerden biri aile. Ya dağılmış aileler ya da hiç ailesi olmayan çocuklar bu sahanın bir çocuk suçluluğu ürettiği ortaya çıkıyor. Son dönemde önemli sebeplerden birinin de sosyal medya olduğu gözlenmiş” ifadelerine yer verdi.
“Bir olayın akabinde tepki kanunu çıkartılması beni hep korkutmuştur”
Kimi ülkelerde sosyal medyaya erişimin kısıtlandığı ya da zorlaştırıldığını belirten Koca, şu ifadeleri kullandı:
“Ceza hukuku sosyal problemlerin ana aracı değildir. Ceza hukuku bastırıcı bir hukuk dalıdır. Dolayısıyla çocuklarımızın suça bulaşmasını önlemek için sosyal politikalar geliştirmemiz gerekiyor. Çocuğun suç yoluna girmesini önleyici politikalar uygulanması gerekiyor. Önlem alsak da çocuk suça bulaştığında burada ıslah etmeyi öncelememiz lazım. Hayatının başında sert hukuk kurallarıyla karşılaşan bir çocuk toplumdan tamamen kopacaktır. Şiddet suçluları bakımından hukuk bir denge bilimidir. Çocukları ne suça özendirecek ne de örseleyerek toplum dışına itmek doğru değil. Yapılan işin hukuki bir sonucunun olduğunun bilinci verilmeli.Ağır şiddet suçlarında infaz verilmeli ama bunun amacı da çocuğu rehabilite etme amacı taşımalı. Biz cezaevinde rehabilite edemiyoruz çünkü suçlar tekerrür ediyor. Burada ciddi bir sorun var demektir. Aynı kişiler sürekli çıkıp geri geliyorsa infaz sisteminde sorun var demektir. Bir olayın akabinde tepki kanunu çıkartılması beni hep korkutmuştur çünkü sistemi bozma ihtimali taşır.”
“Hakime ceza indirimi verilmemesi yetkisi verilebilir”
Önerilerine ilişkin ise Koca şunları söyledi:
“Uzun vadeli bir çocuk adalet sistemi oluşturmamız gerekiyor. Mevcut sistemin amacına ulaşmasını engelleyen yönler tespit edilmeli. Tüm amacımız çocuğu tekrar ceza sistemine sokmamak olmalı. Yoksa sistemin içinde dönüp dururuz. 15-18 yaş arasına mutlak ceza indirimi yapılması yerine şiddet suçlarında indirim yapılmayabilir. Bu takdir yetkisinin hakime verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Suç bir haksızlıktır o yüzden kim bulunursa bulunsun hukukun buna bir tepki göstermesi lazım. Bu da toplum tarafından hangi değerlerin kabul gördüğü konusunda bir değerler yargısı taşır. Bu durum çocuk da olsa böyledir. Azarlama da öğüt verme de olsa bu bir tepkidir. Çocuk normal hayata nazaran bir yoksunluk hissetmeli suç işlediğinde.”
“Çocuk aynı suçu 6-7 defa işliyor çünkü suç bilinci oluşmuyor”
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Başsavcı Vekili Pınar Akdoğan ise, son dönemde çocuklar tarafından işlenen cinayet suçlarına ilişkin, “Suçu eğlenceli ve prestijli bir alan olarak gösteriyorlar. Bizim buna engel olmamız gerekiyor. 15-18 yaş aralığında TCK 31. maddede belirtilen yaş küçüklüğüne bağlı indirimlerin bu kadar aşağıda kullanılmamasını öneriyoruz. Bu nitelikli suçlarda indirim olmamasının çocuk da bilincinde olmalı. Çocuklar bu suçların bilincine varmalılar. Bu indirim oranlarını çok fazla buluyoruz, uygun görmüyoruz. 15-18 yaş aralığındaki çocuklarda tekerrür hükümlerinin de düzenlenmesi gerekiyor.Çocukları pamuklara sarıp sarmalamayalım. Çocuk aynı suçu 6-7 defa işliyor çünkü suç bilinci oluşmuyor. Çetelerin elinde çocuklar terfi gibi algılıyor bunları” dedi.
Ankara Cumhuriyet Savcısı Mahmut Nedim Başarangil, “Uygulamada gördüğümüz çocuklar hiç kitaplardaki gibi değil, suç işlemeye çok meyilliler. Çocuklarda artık cezaevine girme bir üst seviyeye geçme, övünç kaynağı olarak algılanıyor. Hem tutukluluk süresinin azlığı hem cezanın bir miktarını yattıktan sonra açık ceza evi gibi topluma geçiş süreleri kısa olduğu için övünç kaynağı olarak görülüyor. Cezaevinde daha uzun süre kalmaları konusunda yasal düzenlemeler yapılabilir. Çocukların eğitime devamlarının sağlanması ve kişisel aktivitelere yöneltilmelerinin suça sürüklenmede etkili olabileceği kanaatindeyim. Genel olarak ilk defa suç işleyen ve birkaç defa suç işleyen çocukların ayrıştırılması gerekiyor. Çocuklara belli oranlarda indirim uygulayacağız ama belli bir sayının üzerinde suçta indirim oranı uygulanmamasını öneriyorum” dedi.
“Alanda çalışma yapmış meslektaşlarımın söylemleri beni çok irite etti”
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ise şunları söyledi:
“Özellikle alanda hizmet veren savcılarımızın sunumlarına baktığım zaman sadece cezalandırma yoluyla suça sürüklenen çocukların suçtan arındırılabileceği gibi bir düşünce bana geçti, hiç hoşlanmadım. Kimse burada suç işleyen bir insanın cezalandırılmadan bırakılmasını tasvip etmez zaten. Elbette ki çok büyük mağdurlar var, onların acısının da azalmasını istiyoruz. Ama bizim çocuk adalet sistemimiz dünyada örnek gösterilecek bir adalet sistemi. Dolayısıyla bunu görmezden gelecek şekilde alanda çalışma yapmış meslektaşlarımın söylemleri beni çok irite etti. Benim burada beklediğim mesela Cumhuriyet Başsavcıları neyi eksik yapıyor, nerede eksiklik var?”
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Başsavcı Vekili Pınar Akdoğan, “Mağdurun vicdanını da rahat ettirmeliyiz. Islah hukukunu geliştirmek zorundayız. Biz sadece yargı erkiyiz. Siz yasaları şekillendireceksiniz. Biz size sahada yaşadığımız sıkıntıları dile getiriyoruz. Biz önleyici tedbirlerin muhatabı değiliz. Biz de çocukların bu şekilde önümüze gelmesini isteniyoruz ama yargının görevi burada başlamıyor. Biz çocuğu idam sehpasına çıkartalım demiyoruz, yanlış anlıyorsunuz. Hakimlerin üst sınırdan ceza vermeye korkmamaları lazım. İnfazın bu kadar etkisiz olduğu bir sistemde siz mağdurun kalbindeki acıyı hafifletemezsiniz” dedi.

