Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Suat Kılıç: ABD’de açılan Halkbank davası, Türkiye’nin ekonomik haklarına ve egemenlik haklarına müdahaledir

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan Halkbank davası Türkiye’nin ekonomik haklarına ve egemenlik haklarına müdahaledir. Halk Bankası yargılama yetkisi Amerika Birleşik Devletleri’nde değildir. Bu dava hukuki değil, siyasidir. 10 yıl aşkın süredir devam eden bu süreç kasten sonlandırılmamakta, Türkiye ekonomisi üzerinde bir tehdit unsuru olarak tutulmaktadır” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, "Amerika Birleşik

(ANKARA) – Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan Halkbank davası Türkiye’nin ekonomik haklarına ve egemenlik haklarına müdahaledir. Halk Bankası yargılama yetkisi Amerika Birleşik Devletleri’nde değildir. Bu dava hukuki değil, siyasidir. 10 yıl aşkın süredir devam eden bu süreç kasten sonlandırılmamakta, Türkiye ekonomisi üzerinde bir tehdit unsuru olarak tutulmaktadır” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, parti genel merkezinde MYK toplantısı sonrasında basın açıklaması yaptı. Kılıç, Halkbank’ın, “İran’a yönelik ABD ekonomik yaptırımlarını ihlal ettiği” iddialarına ilişkin uzun süredir devam eden ceza davasına ilişkin şunları söyledi:

“Amerika Birleşik Devletleri’nde görülmekte olan Halkbank davası siyasetimizin, diplomasimizin ve ekonomimizin bir Demokles kılıcı olarak, tehdit unsuru olarak karşımızda durmaktaydı. Durmaktaydı diyorum çünkü gelişmeler var. Baştan itibaren Halkbank davasında söylediğimiz şu oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan Halkbank davası Türkiye’nin ekonomik haklarına ve egemenlik haklarına müdahaledir. Halk Bankası yargılama yetkisi Amerika Birleşik Devletleri’nde değildir. Bu dava hukuki değil, siyasidir. 10 yıl aşkın süredir devam eden bu süreç kasten sonlandırılmamakta, Türkiye ekonomisi üzerinde bir tehdit unsuru olarak tutulmaktadır. ABD’nin hukuk tanımayan, tehditkâr, zorba Başkanı Donald Trump bu davayı Türkiye’ye parmak sallamak için kullanmaktadır.

Nihayet öğreniyoruz ki, Halkbank’la ABD makamları arasında ertelenmiş kovuşturma anlaşmasına varılmış. Ertelenmiş kovuşturma anlaşması hemen çözüm değildir. Çözüm sürecine girilmesidir. Bir ayı da altı ayda bulabilir, bir yıla da sarkabilir. Ne oldu, nasıl oldu ayrıntılarını bilmiyoruz. Ancak Halkbank’ın KAP bildirimini okuduk. Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) göndermiş olduğu beyanı dikkatle takip ettik.

“Umarız gelecekte öğreneceğimiz ağır bir maliyet söz konusu olmamıştır”

Türkiye’nin bir tehdit unsurundan kurtulmuş olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Eğer bu tehdit bertaraf olduysa Türkiye için bugün, dün olduğundan daha iyi bir gündür. Umarız gelecekte öğreneceğimiz ağır bir maliyet söz konusu olmamıştır. Burada temennimiz en kısa sürede nihai anlaşmanın imzalanması ve Halkbank üzerindeki tehdidin, Halkbank üzerinden de Türkiye’ye yöneltilen tehditlerin tümüyle ve nihai olarak kesin bir şekilde ortadan kaldırılmasıdır.”

“Türkiye, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta taraf olmaya zorlanıyor”

Kılıç, ABD ve İsrail’in, İran ile olan çatışmalarında Türkiye’nin rolüne ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bölgemizde savaş var. Hassas günler yaşanıyor. Türkiye, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta taraf olmaya zorlanıyor. Türkiye İran’a karşı yürütülen savaşın tarafı olmamalıdır. Türkiye İran meselesinde barış arayanların lider ülkesi olmalıdır. Türkiye bölgede savaşın şiddetlenmesine değil, ateşin harlanmasına değil, barışın yaklaşmasına ve ateşkesin sağlanmasına öncü olmalıdır. ABD ile NATO’dan olan ittifak ilişkisini İran’a yönelik uluslararası hukuka dayanmayan saldırıların sonlandırılması yönünde seferber etmelidir.

“Türkiye topraklarına düşen bir füzenin faili meçhul olması mevzu bahis değildir”

Türkiye, Amerika-İsrail senaryolarının parçası olmayacaktır, olmamalıdır. Türkiye’ye atılan füzeler var. Daha doğrusu Türkiye topraklarına düşen füzeler menşei ve kaynağı konusunda Sayın Cumhurbaşkanı ile İran Cumhurbaşkanı arasında ve iki ülke dışişleri bakanları diplomatik makamlar arasında devam eden görüşmeler var. Kaynağı araştırılmalıdır, bulunmalıdır. Fail ortaya çıkarılmalıdır. Teknolojinin geldiği seviye dünyanın neresinden ateşlenirse ateşlensin bir füzenin kim ya da kimler tarafından ateşlendiğini belirleyecek düzeydedir. Türkiye topraklarına düşen bir füzenin faili meçhul olması, ateşlendiği yerin bilinmemesi, kaynağının belirlenememesi mevzu bahis değildir. Kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın.

“Ortadoğu’da sorunların kaynağı İsrail’dir”

Orta Doğu’da sorunların kaynağı İran değil, İsrail’dir. Bu gerçek görülmelidir. Parası ödenmiş F-35’lerimizi teslim etmeyenlerin, F-16’larımızın parası mukabilinde modernizasyon projesine onay vermeyenlerin dostluğuna nasıl güvenebiliriz? Bu soruyu tekrar tekrar sormalıyız. Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri NATO’da müttefik ama aynı Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’e verdiği, Yunanistan’a verdiği, Kıbrıs Rum Kesimi’ne konuşlandırdığı F-35’lerimizi parası ödenmiş olduğu halde Türkiye’ye teslim etmekten imtina ediyor. Öte yandan elimizdeki F-16’larımızın modernizasyon projelerine, Türkiye’nin ısrarlı taleplerine rağmen temsilciler meclisinden onay verdirmiyor. Burada şu soruyu sormak hakkımızdır: Yıllardır vermedikleri savunma sistemlerini şimdi gönderiyorlar. Bu sistemler Türkiye’yi korumaya mı yönelik olarak kullanılacaktır? Yoksa Türkiye’deki İncirlik ve Kürecik üslerini korumak mı tek amaçtır?

“Türkiye’nin hava sahası yol geçen hanı değildir”

Madem Türkiye’nin güvenliği NATO üyesi ülkeler açısından bu kadar önemlidir, değerlidir, kıymetlidir, F-35’lerimiz de derhal teslim edilmelidir. F-16 modernizasyon projesine de derhal onay verilmelidir. Bu husus tartışmaya açıktır. Patriot savunma sistemlerinin Türkiye’ye bugün verilecek olması bizim ihtiyacımızdan mı, ABD’nin ihtiyacından mı sorusu tartışmaya açık bir soru olarak ortadadır. Ancak hiç kuşku yok ki Türkiye’nin hava sahası yol geçen hanı değildir ve Türkiye her şart altında egemenlik haklarını korumaya kendini savunmaya muktedir bir ülkedir.”

“ABD, Ortadoğu’daki Kürt unsuru Irak’ta aynı şekilde kendi savaşının bir aygıtı olarak kullanmak istedi”

Kılıç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ABD Başkanı Trump’ın İran’da yaşayan Kürtler ile ilgili açıklamasını ‘ABD’nin İran’da Kürtler üzerinden bir vesayet savaşı başlatmaya çalışmak’ olarak nitelendirmesine ilişkin şunları söyledi:

“Sayın Bahçeli’nin tepkisini son derece doğru ve yerinde bir tepki olarak görüyorum. DEM Parti’den de bu yönde gelen açıklamalar var. Keza öncesinde bizim de yaptığımız açıklamalar var. Ama bizim haberlerimiz kayıt altına alınsa bile kameralarla ekranlardan yansıtılmadığı için bizim açıklamalarımız maalesef bu konuda gündem olmadı. Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’daki Kürt unsuru Irak’ta aynı şekilde kendi savaşının bir aygıtı olarak kullanmak istedi.

Suriye sürecinde aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri silahlandırdığı Kürt grupları Suriye’nin dizaynında kullanmak istedi. Bugün Trump’ın İran Kürtlerine yaptığı çağrı var. İran’a karşı ayaklanmaya, kendi devletine, kendi sistemine, kendi başkentine, kendi bayrağına karşı suç işlemeye Kürtleri davet eden bu yaklaşımları kınadık, kınıyoruz. İran Kürtleri’nin ABD’den gelen bu çağrıları dikkate almamasını, bu yönde bir adım atmamasını, kendi devletine, kendi bayrağına karşı ayaklanmamasını da takdirle karşılıyorum.

“ABD’nin menfaatleri için hiçbir Kürt ayaklanmayacaktır”

ABD’nin menfaatleri için hiçbir Kürt ayaklanmayacaktır. Kendi devletine, kendi toplumuna, kendi halkına karşı isyan içinde olmayacaktır. Daha önce bu kürsüden söyledim. Bir kere daha söylüyorum: Kürtlerin gerçek dostu Türklerdir. Türklerin gerçek dostu da Kürtlerdir. Bu coğrafyada yaşayan kadim halklar, Kürtler, Türkler ve Arapların gerçek dostu bu halkların birbirine olan dostluğundan mürekkeptir. İsrail’le dostluk aramayalım, yolda bırakırlar. ABD ile dostluk aramayalım. Göstermezler, yolda bırakırlar. İşlerine geldiklerinde dost olurlar. Gelmediğinde parası ödenmiş F-35’leri teslim etmekten kaçınırlar.

O nedenle Sayın Bahçeli’den gelen DEM Parti’den gelen çağrıları biz de bu kürsüden yineliyoruz. Orta Doğu’nun kadim halkları egemenliği altında yaşadıkları devletlerin bayrağına egemenlik haklarına, sınırlarına saygı duymalı ve hiçbir küresel oyunun parçası, payandası olmamalıdır.”