Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) tarafından her yıl verilen “İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü”nün 2025 yılı sahipleri 19 Mart operasyonuyla Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı saatlerde barikatı aşarak Beyazıt’tan Saraçhane’ye ulaşan gençlik temsilcileri oldu. Törende konuşan SODEV Başkanı Rasim Şişman, “19 Mart günü bu ülkede demokrasi askıya alınmak istendi. İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun şahsında İstanbul’un iradesine, Anadolu’nun ferasetine ve 16 milyon yurttaşımızın sandığa yansıyan tercihine el konmak istendi. 19 Mart’ın ilk saatlerinde Saraçhane’ye çöken sessizlik hepimiz için zorlu bir sınavdı. Geleceğe dair kaygılı bir bekleyişti. Fakat ne zamanki İstanbul Üniversitesi’nin o inançlı gençleri önlerine çıkan engelleri kaba kuvvetle değil, sivil iradeleriyle aşıp Saraçhane’ye ulaştılar, ne zaman ki o meydanda ‘biz buradayız, demokrasi nöbetindeyiz’ diyerek ses verdiler, o an karamsarlık dağıldı. Demokrasiye inanç yeşerdi” dedi.
Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) tarafından her yıl verilen “İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü”nün 2025 yılı sahipleri “19 Mart Sonrasında Barikatları Aşan Üniversiteli Gençler” oldu. Ödül, İstanbul’da düzenlenen törende sahiplerine takdim edildi. Törende konuşan SODEV Yönetim Kurulu Başkanı Beşiktaş Belediye Başkanvekili Rasim Şişman, vakfın 2001 yılından bu yana sürdürdüğü ödül geleneğine dikkat çekerek, “Çeyrek asrı aşan bir kararlılıkla sürdürdüğümüz ödül törenimize hepiniz hoş geldiniz. SODEV olarak 2001 yılından bu yana bu topraklarda bedel ödeyenlere, sözünü sakınmayanlara, karanlığa karşı bir mum yakanlara insan hakları, demokrasi, barış ve dayanışma ödülünü takdim ediyoruz” dedi.
Şişman, ödül sürecinin ilk olarak eski İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman’a verildiğini anımsatarak, “Bu onurlu yolculuk en zorlu zamanlarda bile hukuktan ve adaletten sapmayan, demokrasi mücadelesinin yılmaz savunucusu sevgili Yücel Sayman’a takdim ettiğimiz ilk ödülle başlamıştır. Bu geleneği hiç bozmadık” ifadelerini kullandı. Şişman, 19 Mart 2025’te yaşanan gelişmelere ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“19 Mart günü bu ülkede demokrasi askıya alınmak istendi”
“19 Mart günü bu ülkede demokrasi askıya alınmak istendi. İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun şahsında İstanbul’un iradesine, Anadolu’nun ferasetine ve 16 milyon yurttaşımızın sandığa yansıyan tercihine el konmak istendi. 19 Mart’ın ilk saatlerinde Saraçhane’ye çöken sessizlik hepimiz için zorlu bir sınavdı. Geleceğe dair kaygılı bir bekleyişti. Fakat ne zamanki İstanbul Üniversitesi’nin o inançlı gençleri önlerine çıkan engelleri kaba kuvvetle değil, sivil iradeleriyle aşıp Saraçhane’ye ulaştılar, ne zamanki o meydanda ‘biz buradayız, demokrasi nöbetindeyiz’ diyerek ses verdiler, işte o an karamsarlık dağıldı. Demokrasiye olan inanç o gençlerin sayesinde yeniden yeşerdi.”
Şişman, seçici kurul kararını açıklarken de, “Bugün biz tarihin en hassas terazisinde, umudun azaldığı yerde cesaretle öne atılan ve ‘bu ülkenin vicdanı biziz’ diyen bu büyük iradeyi selamlamak üzere buradayız. 2025 İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü’nü Cumhuriyetin ve geleceğin teminatı olan barikatları aşan üniversiteli öğrenci arkadaşlarımıza takdim ediyoruz” dedi.
Törende konuşan avukat Tuba Torun, ödülün anlamına ilişkin şunları söyledi:
“Bizi de aslında peşlerinden sürükledikleri için kendilerine yürekten teşekkür ediyoruz”
“Bu yıl Sosyal Demokrasi Vakfı’mızın insan hakları, demokrasi, barış ve dayanışma ödülü barikatı yıkan gençlerimize verildi. Kendileri bizim ilham aldıklarımız. Çünkü bu ülkenin seçilmiş iradesine vurulan darbeye karşı ilk tepki verenler. Bu başlangıcı yarattıkları için ve bizi de aslında peşlerinden sürükledikleri için kendilerine yürekten teşekkür ediyoruz.”
Öğrencilerin yargı süreçlerine değinen Torun, “Bir kısmı tutuklandı, aralarında müvekkilim var. Bir kısmı beraat ettirildi. Okullarından oldular, burslarından oldular, işlerinden oldular. Sınavlarına giremediler. Bunun hesabını kim verecek diye sorduğumuzda kocaman bir boşlukla karşılaşıyoruz” dedi. Torun ayrıca, “Aralarında en ağır işkenceye tabi tutulmuş arkadaşımız Eren burada. Kendisine özellikle teşekkür etmek istiyorum. Başarıyoruz ve sonuna kadar birlikte mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“O barikatları yıkarken hiçbir zaman geriye bakmadık”
Ödülü alan öğrenciler yaptıkları konuşmalarda mücadele vurgusunu öne çıkardı. Bir öğrenci, “Biz 19 Mart’ta sadece bir polis barikatına ya da o gün önümüze kurulan hukuksuzluğa karşı değil, bize doğduğumuzdan beri reva görülen geleceksizliğe ve umutsuzluğa karşı oradaydık. O barikatları yıkarken hiçbir zaman geriye bakmadık. Daha iyi bir gelecek umuduyla mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Polis tarafından yoğun şiddete ve işkenceye maruz kalan Eren Üner ise konuşmasında şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanı adayı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun hukuksuzca diplomasının iptalinden sonra tutukluluğu için mücadele ettik. Ortada bir hukuksuzluk vardı. Hukuksuzluktan da öte bizim protesto hakkımızı elimizden almaya çalışanlara karşı yaptığımız bir direniş vardı. Bunun için mücadele ettik. Hukuksal süreç devam ediyor ama inanın Tuba Torun gibi bir avukatınız olduğu zaman hiçbir şeyden sıkıntı yaşamazsınız.”
Bir başka öğrenci ise “Direnişin ödüllendirilmesi veya cezalandırılması olmaz. Ancak direnişe destek olanlar ya da bunu bastırmaya çalışanlar olabilir. Bugün bu töreni bir dayanışma olarak kabul ediyoruz” dedi.
“Biz o sokaktan utanarak geçmiyoruz”
İstanbul Üniversitesi Öğrenci Meclisi’nden Ahmet isimli öğrenci, “Biz o sokaktan utanarak geçmiyoruz. Barikatı yıktığımız sokaklardan başımız dik, gururla geçiyoruz. Ama bize yasakları koyanlar o sokaklarda utanarak dolaşıyorlar” ifadelerini kullandı.
Eylemlerden sonra bir süre tutuklu kalan öğrencilerden Selinay Uzuntel ise şunları söyledi:
“19 Mart’ta barikatı yıkan gençlerle, bugün memleketin dört bir yanında hakları için mücadele eden işçilerin kurtuluşu da mücadelesi de ortaktır. Bu ödül aynı zamanda yaratılan bu düzene karşı saf tutan, umudu ve cesareti yaymak için elini taşın altına koyan tüm direnenlerindir.”
Öğrenciler, konuşmalarında üniversitelerdeki baskılara da dikkat çekerek, “Biz geleceğimizi ancak bu mücadeleyle ve örgütlülüğümüzle kazanabiliriz. Mücadeleye devam ediyoruz. Bunları kazanana dek vazgeçmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka biz kazanacağız” mesajını verdi.

