Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sezgin Tanrıkulu: “”Hukukun bu kadar ayaklar altına alındığı, bu kadar yok sayıldığı başka bir dönem hatırlamıyorum”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Hukukun bu kadar ayaklar altına alındığı, bu kadar yok sayıldığı başka bir dönem hatırlamıyorum. Bugün savcılık makamına, hakimlik makamına ve yargıya duyulan güven tarihin en düşük seviyelerinden birine inmiş durumda. Cumhuriyet tarihinde bile bu kadar güvensiz bir tabloyla karşılaşılmamıştı. Olağanüstü dönemlerde, sıkıyönetimlerde, OHAL süreçlerinde bile durum bu kadar vahim değildi” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, "Hukukun bu kadar ayaklar

(İSTANBUL) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Hukukun bu kadar ayaklar altına alındığı, bu kadar yok sayıldığı başka bir dönem hatırlamıyorum. Bugün savcılık makamına, hakimlik makamına ve yargıya duyulan güven tarihin en düşük seviyelerinden birine inmiş durumda. Cumhuriyet tarihinde bile bu kadar güvensiz bir tabloyla karşılaşılmamıştı. Olağanüstü dönemlerde, sıkıyönetimlerde, OHAL süreçlerinde bile durum bu kadar vahim değildi” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Silivri’de Marmara Cezaevi’nde CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, belediye başkanları ve gazeteci Merdan Yanardağ ile Alican Uludağ’ı ziyaret etti.

Tanrıkulu ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, içinden geçilen dönemin, hukukla, adaletle, vicdanla, ahlakla, örf ve adetlerle izah edilemeyecek bir dönem olarak nitelendirerek, şurnları söyledi:

“Öyle bir anlayış var ki, ‘İnsanları önce hapse atalım, sonra uyduruk delillerle bir iddianame yazarız.’ Hukukun bu kadar ayaklar altına alındığı, bu kadar yok sayıldığı başka bir dönem hatırlamıyorum. Bugün savcılık makamına, hakimlik makamına ve yargıya duyulan güven tarihin en düşük seviyelerinden birine inmiş durumda. Cumhuriyet tarihinde bile bu kadar güvensiz bir tabloyla karşılaşılmamıştı. Olağanüstü dönemlerde, sıkıyönetimlerde, OHAL süreçlerinde bile durum bu kadar vahim değildi. Kapısını çaldığımız yargıçlar, savcılar vardı; gittiğimizde ayağa kalkan, saygı gösteren, kapıya kadar uğurlayan insanlar vardı.

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Türkiye’nin başsavcılığı mı?”

Artık savcıların kapısı çalamıyorsunuz. Önlerinde bariyerler var, derdinizi anlatabileceğiniz kimse yok. Bu nedenle uyduruk iddianamelerle insanlar aylarca cezaevinde tutuluyor. İddianamesi yazılmadan cezaevinde tutulan belediye başkanları var. Tam 10 aydır içerideler. Eğer iddianame yazamıyorsanız, niye tutukladınız? Neden gözaltına aldınız? Uşak’ta, Kuşadası’nda, Antalya’da, Adana’da işlendiği iddia edilen suçların yargı yeri İstanbul olarak belirleniyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Türkiye’nin başsavcılığı mı? Bütün bunlar anayasal düzene karşı suç teşkil ettiğini bir kez daha tarihe not düşmek isterim. Bu davalar bakımından da anayasal düzene karşı suçun tüm unsurlarının oluştuğunu görüyoruz.”