Haber: Gökay ŞİMŞEK
(BİLECİK) – Tüm Emeklilerin Sendikası Bozüyük Şubesi Başkanı Sultan Elvan, “Hayatlarımızı zorlaştıran politikalara, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı emekli kadınların isyanını büyütüyoruz. Yılların emeğini savunuyor, eşitlik ve insanca bir yaşam için birlikte mücadele ediyoruz” dedi.
Tüm Emeklilerin Sendikası Bozüyük Şubesi üyeleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
Sendika Başkanı Sultan Elvan, “Hayatlarımızı zorlaştıran politikalara, eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı emekli kadınların isyanını büyütüyoruz. Yılların emeğini savunuyor, eşitlik ve insanca bir yaşam için birlikte mücadele ediyoruz” diyerek, şunları söyledi:
“8 Mart 2026 Dünya Kadınlar Günü’ne; Orta Doğu’da savaşın, ülkemizde ekonomik krizin, yoksulluğun, işsizliğin, hukuksuz gözaltıların, baskı ortamının ve kadın cinayetlerinin gölgesinde giriyoruz. Kadınların kazanımlarına ve insan haklarına yönelik saldırıların arttığı bu dönemde, bizi yoksullaştıranlara ve karanlığa mahkûm etmeye çalışanlara karşı yine bir aradayız. Hayatın her alanında varoluşumuzu yok saymak isteyenlere karşı mücadelemizi sürdürüyoruz.
“Kadınların kazanımlarına ve insan haklarına yönelik saldırıların arttığı bu dönemde bir aradayız”
Dünyanın dört bir yanında Afganistan’dan İran’a, Suriye’den Türkiye’ye kadar kadınlar; baskıcı, gerici ve neoliberal politikalara karşı sokakları dolduruyor. 8 Mart, kadınların yüzlerce yıldır sürdürdüğü eşitlik ve özgürlük mücadelesinin sembolüdür. 1857 yılında ABD’de bir dokuma fabrikasında yaşamını yitiren kadın işçilerin çığlığı bugün hâlâ sürüyor. Bu çığlığa Dilovası’ndaki parfüm dolum deposunda ve Kartalkaya’daki yangında hayatını kaybedenlerin acısı da eklendi.
Dünyada ve ülkemizde savaşların ve şiddetin ilk mağdurları kadınlar ve çocuklar oluyor. Türkiye’de 2025 yılında 294 kadın cinayeti ve 297 şüpheli kadın ölümü kayıtlara geçti. Sadece geçtiğimiz ay 26 kadın, en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi.
“İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa etkin şekilde uygulanmadıkça kadın cinayetlerinin önüne geçmek mümkün değildir”
Cezasızlık, failleri cesaretlendirmekte ve kadınları hedef haline getirmektedir. Kadınları yoksulluğa mahkûm eden, güvencesiz işlerde çalışmaya zorlayan politikaları kabul etmiyoruz. Kadınların üzerindeki bakım yükü giderek artarken, görünmeyen emek sömürüsü hem evde hem iş hayatında devam ediyor. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler için yeterli sosyal destek sağlanmadığı için bu sorumluluk çoğu zaman kadınların omuzlarına bırakılıyor. Kadınlar erkeklerden daha düşük ücret alıyor, dul ve yetim aylıkları ile emekli maaşları ise açlık sınırının altında kalıyor.
Barınma krizi ve artan kiralar da kadınların yaşamını doğrudan etkiliyor. Yüksek konut fiyatları kadınları daha güvencesiz koşullara itiyor. Öte yandan yargıya olan güven giderek azalırken, hukuksuz gözaltılar ve baskılar gündelik hayatın parçası haline geliyor. 1926’da kabul edilen Medeni Kanun, aile içinde eşitliğin en önemli güvencelerinden biridir. Ancak bugün bu kazanımların geriye götürülmesine yönelik girişimler bulunmaktadır. Kadınlar olarak Medeni Kanun’u, laikliği ve eşit yurttaşlık haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.
Laiklik, kadınların özgür ve eşit bir yaşam sürebilmesinin temel güvencesidir. Dünyanın farklı coğrafyalarında baskı ve şiddete maruz kalan kadınların mücadelesini sahipleniyoruz. Kadın dayanışmasıyla eşit, özgür ve adil bir yaşam için mücadelemizi sürdüreceğiz. Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması ve mücadelemiz.”

