Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Selim Köse Apartmanı davası… Depremde eşi ve çocuklarını kaybeden baba: “Biz yandık, başka kişiler yanmasın”

Hatay’da 6 Şubat depremlerinde 43 kişinin yaşamını yitirdiği Selim Köse Apartmanı davasının dördüncü duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, bilirkişi raporunun henüz gelmemesi nedeniyle duruşmayı 6 Mayıs’a erteledi. Depremde yakınlarını kaybedenler, “Biz yandık, başka kişiler yanmasın, sorumlular hesap verene kadar vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Hatay'da 6 Şubat depremlerinde 43 kişinin yaşamını yitirdiği Selim Köse

Haber: Burcu Özkaya GÜNAYDIN – Mehmet OFLAZ / Kamera: Akın KÜÇÜKKURT

(HATAY) – Hatay’da 6 Şubat depremlerinde 43 kişinin yaşamını yitirdiği Selim Köse Apartmanı davasının dördüncü duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, bilirkişi raporunun henüz gelmemesi nedeniyle duruşmayı 6 Mayıs’a erteledi. Depremde yakınlarını kaybedenler, “Biz yandık, başka kişiler yanmasın, sorumlular hesap verene kadar vazgeçmeyeceğiz” dedi.

6 Şubat depremlerinde, Hatay’ın Antakya ilçesi Odabaşı Mahallesi’nde bulunan Selim Köse Apartmanı’nın yıkılması sonucu en küçüğü 6 aylık bebek olmak üzere 43 kişi hayatını kaybetti ve 5 kişi de yaralandı.

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı, müteahhit Hasan Köse, yapı denetim firması yetkilisi ve statik uygulama denetçisi Heysem Ezer, şantiye şefi Mehmet Ezer ile kontrol elemanı Gülseren Altundağ Tatlı hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan dava açtı.

“Yine üzüldüm, yine kalbim kırıldı”

Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, bilirkişi raporunun gelmemesi nedeniyle 6 Mayıs’a ertelendi.

Depremde yakınlarını kaybedenler duruşma sonrası adliye önünde açıklama yaptı. Depremde eşi ve iki oğlunu kaybeden Alper Aba, davalarının 1 yıl önce başladığını, 4 duruşmanın görülmesine rağmen sanıkların tutuksuz yargılanması ve duruşmalara gelmemelerini eleştirdi. Aba, şöyle konuştu:

“Bu mahkemeyi ne kadar dalgaya aldıklarının bir görüntüsü. Çok üzgünüz. Eşim ve oğullarımı depremde kaybettim. Enkazdan günler sonra çıkarıldım. Çok kötü günler geçirdim, halen de geçiriyorum. Adalete olan inancım halen devam ediyor. Ama artık bu insanların tutuklanıp cezaevine konulması talebini mahkemede yeniledim. Tekrar mahkeme başka bir tarihe ertelendi. Bu sanıkların, bilirkişi raporunda binanın ‘asli kusurlu’ oldukları belirtilmesine rağmen, suçlu görülmelerine rağmen halen tutuklanmamaları; halen hayatlarını rahat bir şekilde sürdürmeleri, işlerine olduğu gibi devam etmeleri, başka inşaatlarla uğraşmaları ve 43 kişinin ölümüne neden olan bir apartmandan dolayı tutuklanmayıp şu an hâlâ inşaat sektörüyle devam ettikleri bilgisini almam beni daha da çok üzüyor. Bir haftadır stres altında bu davaya, bu duruşmaya hazırlanıyordum. Ama yine üzüldüm, yine kalbim kırıldı, daha da üzgün oldum. Sadece şunu belirtmek istiyorum: Adalete halen güvenimiz tam. Gerekli cezayı alacaklarından eminim. Bu binanın yapımında, zemininden bütün onaylarına imza atanların; kamu görevlileri dâhil hepsinin cezalandırılması talebinde bulunduk. Umarım adalet yerini bulur. Biz yandık, başka kişiler yanmasın artık.”

“Müteahhit ‘beni burada görmek istemiyorlarsa, beni de bağışık tutun’ dedi”

Binada ailesini kaybeden Yağmur Suadiye Dalğıç ise depremlerin üzerinden 3 yıl geçtiğini belirterek şunları söyledi:

“Sanık müteahhit, ‘Beni burada görmek istemiyorlarsa, eğer burada görmek onların canını sıkıyorsa beni de bağışık tutun’ diyerek mahkemeden talepte bulunabiliyor. ‘Ben bir şey yapmadım. Deprem yıktı, deprem öldürdü’ deme aymazlığına, bağışık tutulmayı talep etme aymazlığına ve bu aymazlığı mümkün kılan şeyi kabul etmiyoruz. Bu insanların tutuklanmasını istiyoruz. İnsan öldürüldü, çocuk öldürüldü, bebek öldürüldü. Ve çok yeni bir binada, 6 yıllık bir binada bu insanlar öldürüldüler. 6 yıllık bir binanın normal koşullarda yıkılmaması gerekir. Bu 43 insan, ‘yenidir, sağlamdır’ umuduyla bu binaya taşındı ve bina 10 saniye içinde yıkıldı. Bu nasıl mümkün olabilir? Bu mümkün oluyorsa nasıl cezalandırılmaz? Nasıl mahkemeden bağışık tutulurlar? Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Katlanarak devam eden bir adaletsizlik durumu var gibi; bunu anlamaya, bunun ne anlama geldiğini sorgulamaya çalışıyoruz.”

“Sorumlular hesap verene kadar vazgeçmeyeceğiz”

Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyesi Zübeyde Kahraman da “Yine adliye kapısındayız. Biz her seferinde buraya acımızı paylaşmaya gelmiyoruz. Biz burada, bu kadar insan neden öldü diye sormak için buradayız. Bunun hesabını sormaya geliyoruz, hesabını soruyoruz. Ama maalesef her seferinde hem aileler olarak aynı travmaları yaşıyoruz hem de duruşmaların tekrar tekrar ertelenmesi bizi daha derin yaralara sürüklüyor. Adalet Peşinde Aileleri olarak şunu söylemek istiyoruz: Sorumlular hesap verene kadar vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

“Tutuklama talebimiz reddedildi”

Binanın enkazında yakınlarını kaybeden avukat Seda Mutaf, şu ifadeleri kullandı:

“4 duruşmadır sanıkların hâlâ soruşturma aşamasından bu yana neden tutuklanmadığını anlamış değiliz. Geçen sene KATÜ’den gelen bir bilirkişi raporumuz mevcut. Bu raporda sanıkların tamamı hakkında ‘asli kusur’ verildi. Fakat biz raporu eksik bulduk, sanıklar da bu rapora itiraz etti. Bu nedenle dosya, bilirkişi raporu hazırlanması amacıyla Denizli’ye gönderilmiş durumda. Henüz rapor dönmediği ve eksik hususlar bulunduğu için bu duruşma 6 Mayıs tarihine ertelendi.

Sanıklar adli kontrolle; bazısı imza yükümlülüğü, bazısı yurt dışı çıkış yasağıyla yargılanıyor. Tutuklama talebimiz reddedildi. Ancak sanıklar, adli kontrolle yargılanmaları nedeniyle sosyal ve meslek yaşantılarının etkilendiğini, imza atmakta zorlandıklarını öne sürerek bu adli kontrollerin bile kaldırılmasını talep ettiler. Mahkeme, adli kontrollerin devamına karar verdi. Ancak iki sanık hakkında önceki duruşmada bağışık tutulma kararı verilmişti. Bu duruşmada da diğer iki sanık hakkında yeniden bağışık tutulma kararı verildi, maalesef.

Bu bilirkişi raporunda umuyoruz ki, ilk rapordan daha ayrıntılı ve savcılık aşamasında yapılan olay yeri inceleme tutanakları, savcılığın aldırdığı karotlar ile çekilen fotoğraf ve videolar ışığında, bu binanın 10 saniye içerisinde neden yıkıldığına ve sorumluların kimler olduğuna dair bir aydınlanma sağlanacak. En azından bu konuda bir ışık bulmayı diliyoruz. Raporun, bizi ve mahkemeyi gerçekten aydınlatacak şekilde gelmesini umuyoruz.

“3 yıl geçti henüz yargılanan bir kamu görevlisi yok”

Kamu görevlileriyle ilgili ise soruşturma aşaması hâlen devam ediyor. Müfettiş izni bekleniyor. Üç yıl geçti, henüz yargılanan bir kamu görevlisi maalesef yok. Adeta görünmez bir kılıfla bu kovuşturmaların ve yargılamaların dışında tutuluyorlar. Bunun nedenini de anlayabilmiş değiliz. Oysa bu binalara ruhsat veren, imza atan herkes belli. Ancak maalesef, çoğu dosyada olduğu gibi Selim Köse Apartmanı dosyasında da henüz yargılamaya dâhil edilmiş değiller. Her celse buraya geleceğiz. Buraya gelen herkese ve bu deprem dosyalarını bizimle birlikte takip ettiğiniz için sizlere de teşekkür ederiz.

Depremi unutturmayacağız. Haftaya üçüncü yılı doluyor. Bunu sadece bir anma olarak yaşayacağımızı zannediyorlarsa yanılıyorlar. Biz depremin her yılını, ilk günkü gibi, bu mahkemelerde bunun sebebini sorarak geçireceğiz. Ne zaman istediğimiz sonucu elde ederiz, işte o zaman kaybettiğimiz yakınlarımıza verdiğimiz sözü tutmuş olacağız ve belki de hayatımıza bir yerden sonra devam edebileceğiz. Bugün değil, o gün. O yüzden adalet için burada olmaya devam edeceğiz.”